Sebepsiz Zenginleşme Davaları

İlkay Hukuk Bürosu Makaleler
İlkay Hukuk Bürosu > Gayrimenkul Hukuku Davaları  > Sebepsiz Zenginleşme Davaları

Sebepsiz Zenginleşme Davaları

Sebepsiz Zenginleşme Davaları

Sebepsiz Zenginleşme Davaları

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarında borç ilişki sözleşmelerinden, haksız fiillerden ve sebepsiz zenginleşme durumundan meydana gelmektedir.

Sebepsiz zenginleşme bir kimsenin haklı bir neden olmadan başkasının mal varlığından ve elde ettiği emeğinden zenginleşmesidir. Sebepsiz zenginleşme borcu tarafların iradesine dayanmamaktadır.

Sebepsiz Zenginleşme Nedir?

Kanunda belirtilmiş olan kimi şartların gerçekleşmesi durumunda ortaya çıkmaktadır. Sebepsiz olarak zenginleşmeden bahsedilebilmesi için öncelikle bir kişinin mal varlığında bir çoğalma olması gerekmektedir.

Bunun yanında bir başka kişinin de mal varlığında bir azalma olması gerekmektedir. Ayrıca bu artış ve azalma arasında da bir illiyet bağı olmalıdır. Sebepsiz zenginleşme konusunda ankara avukat veya hukuk büroları aracılığı ile dava açılması avantaj sağlamaktadır.

Sebepsiz Zenginleşme Nedeni İle Geri Verme Yükümlülüğü

Sebepsiz zenginleşme konusunda zenginleşmenin geri istenmesi durumunda elinden çıkmış olanların ispat edilen kısımları dışında olanları geri vermekle yükümlü olmaktadır.

Ancak zenginleşen kişi zenginleşmeyi iyi niyet olmadan elde etmiş ise veya elden çıkarırken ileride iade etmek zorunda kalabileceğini dikkate alması gerekiyor ise zenginleşmenin tamamını geri vermekle yükümlüdür.

Sebepsiz Zenginleşmeden Doğan Giderleri İsteme Hakkı

Sebepsiz şekilde zenginleşen iyi niyetli ise yaptığı zorunlu ve yararlı giderleri geri verme isteminde bulunan kişiden isteyebilmektedir. Sebepsiz zenginleşenin iyi niyetli olmaması durumunda zorunlu ve yararlı giderlerden yalnızca geri verme zamanda var olan değer artışının ödenmesini isteyebilmektedir.

Sebepsiz zenginleşenin iyi niyetli olup olmadığına bakmaksızın diğer giderlerin ödenmesi talep edilemez. Ancak kendine karşılık önerilmemesi durumunda o şey ile birleştiği ve zararsızca ayrılması mümkün olan eklemeleri geri vermeden önce ayırıp alabilmektedir.

Hukuka ve ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacı ile verilen şeyin geri istenmesi mümkün olmamaktadır. Açılacak olan davada mahkeme bu şeyin devlete mal edilmesi yönünde bir karar verebilmektedir.

Sebepsiz Zenginleşme Davaları Nasıl Görülür

Sebepsiz Zenginleşme Davalarında, haklı bir sebep bulunmadan başkasına zarar vermesi durumunda, verilen zararı karşılamak zorundadır. Özellikle geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş bir sebebe yahut varlığı son bulmuş sebebe dayalı alınan şeyin genel hükümler çerçevesinde iadesi gerekir.

Borç olmayanı rızası ile ödeyen kimse, yanlışlığa düştüğünü ispat ettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir. Bu durumda Sebepsiz Zenginleşme Davası açabilir. Yanlışlık, eda ile ilgili olup, edada bulunan da bağışlama irade ve arzusunun bulunmadığını gösteren bir yanılmadır.

Sebepsiz Zenginleşme Davalarında Haksız zenginleşen, zenginleşmeyi kötü niyetle elden çıkarmış ise elden çıkardığı bu zenginleşmeyi iade tarihinde olması gereken durumuyla ve tam olarak iade etmekle yükümlüdür. Gayri ahlaki bir amacı sağlamak için verilen şeylerin geri alınması mümkün değildir.

Sebepsiz Zenginleşme Davalarında İade alacaklısının geri alma hakkının varlığını öğrenmesinden itibaren bir yıl ve herhalde bu hakkın doğduğu tarihten itibaren on yıl sonra nedensiz zenginleşmeden doğan iade istemi zamanaşımına uğrar.

Bir yıllık sürenin başlaması için, iade alacaklısının kendisi aleyhine zenginleşen kişiyi ve zenginleşmenin kapsamını (nedensiz olarak uğranılan malvarlığı azalmasını) bilmesi aranmalıdır.

Sebepsiz Zenginleşme Davaları | Sıkça Sorulan Sorular

SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME ŞARTLARI

Yargılama sırasında alınan 28/09/2015 havale tarihli bilirkişi raporunda ise; Yargıtay 19.HD’sinin içtihatları doğrultusunda yapılan değerlendirmede; davacının böyle bir talepte bulunma hakkı olmadığı, zira sözleşmenin 5 yıl süre için yapıldığı,

Yatırım bedelinin 15 yıllık intifa hakkı süresince sözleşme ilişkisinin devam edileceğine güvenilerek verildiğinin ileri sürelemeyeceğini, ayrıca davacının yapmış olduğu yatırımların bayilik sözleşmesinin bir gereği olarak sözleşme süresine bakılmaksızın davacı tarafından yapılması gerektiği ve zorunlu olan yatırımlar olduğu, bu nedenle talebin yerinde olmadığı.

Yargıtay kararı doğrultusunda yapılan incelemede ise; davacı yanca yapılan yatırımların taşınmaza değer katmadığı,

Davalı, nezdinde sebepsiz zenginleşme oluşturmadığı, davacının taleplerinin yerinde olmadığı bildirilmiştir.

SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME ESASLARI

Sigortacının, sigorta teminatı kapsamında olmayan bir olay nedeniyle hataen sigortalısına ödeme yapmış ise, bu durumda sebepsiz zenginleşme esaslarına göre kendi sigortalısına müracaat etmesi gerektiğini,

Sigorta ilişkisinden doğan kanuni halefiyete dayalı davada, poliçedeki özel şartların mevcut olup olmadığı öncelikle incelenmesi gereken konu olduğunu ve bunun Yargıtay içtihatlarında da özellikle vurgulandığını,

Davacının davasını T.T.K.’nun 1472. maddesinde düzenlenen “sigorta ilişkisinden doğan kanuni halefiyet ilkesine” dayandırdığını, bu nedenle davada, maddi olayın davacı sigortacı ile dava dışı sigortalısı arasındaki sigorta ilişkisinin kapsamında olup olmadığının incelenmesi gerektiğini, davada akdi halefiyet ve / veya alacağın temliki hükümlerinin uygulanması söz konusu olmadığını, çünkü davada, davacı yanın akdi halefiyete ve / veya temlik hükümlerine dayalı bir talebi olmadığını, davacının akdi halefiyete – temlik hükümlerine dayanmadığını, bununla birlikte, davacının ancak sigortalısının sahip olabileceği kadar hakka sahip olabileceğinden, dava konusu olayda hakkı olmayan alacağı temlik almış durumda olduğundan davanın reddi gerektiğini,

Taşınacak mala zilyet olan kişinin, müvekkilinin bildirdiği kişi değil, tamamen farklı 3. bir kişi olduğunu, ayrıca müvekkilin emir ve talimatı ile hareket eden, müvekkilinin yardımcı kişisi de olmadığını, taşıyıcıyı temsil edecek olan yardımcı kişiye mal teslimi yapılmadığından, taşıma ilişkisinin asli kurucu unsurlarından olan, “taşıyıcının taşınan mala zilyet olması” unsurunun olayda gerçekleşmediğini, bu nedenle, taşıma ilişkisinin kurulduğu ve taşıma işinde davalının sorumluluğunun başladığının kabul edilemeyeceğini,

Dava konusu olayda; taşıma konusu malın göndericisi olan dava dışı sigortalı şirketin en azından müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerektiğini, buna bağlı olarak göndericinin kusur ve sorumluluğunun tespit edilerek zararın buna göre belirlenmesi gerektiğini, ancak, ilk derece mahkemesi kararında bu konudaki itiraz ve taleplere değinilmediğini, kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu ve hukuka aykırı olduğunu,


ALACAK DAVASI - SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME - DAVACININ YAPTIĞI İMALAT YÖNÜNDEN İDDİASINI İSPAT EDEMEDİĞİ - DAVACININ YEMİN DELİLİNE BAŞVURDUĞU - MAHKEMENİN DAVALININ YEMİNİ SONUCUNA GÖRE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ

ÖZET: Davacı davasında ortak murislerinden kalan taşınmazda yaptığı iyileştirme masraflarını belirtmek suretiyle 10.000 TL alacağın davalıdan tahsilini istemiş, mahkemece alınan bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle davanın kısmen kabulü ile, 4.762,50 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Davacı yaptığı imalat yönünden iddiasını ispat edememiş, yemin deliline başvurmuştur. Davalı ise, 06.05.2014 tarihli oturumda yeminli beyanında davaya konu edilen taşınmaza davacının yaptığı herhangi bir imalat bulunmadığını beyan etmiştir. Bu beyan artık mahkemeyi bağlar.

Mahkemece, boya ve badana dışında kalan imalatlar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş olup; bozmayı gerektirir.

0 Yorum

Yorum Bırak