Atla

Taksirle Yaralama Ve Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokmak


Taksirle Yaralama Ve Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokmak

Taksirle Yaralama Ve Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokmak

Trafik Kazası Sonucunda Taksirle Yaralama Suçu Nedir?

Trafik kazası sonucunda taksirle adam yaralama suçu, günlük hayatımızda çok sık karşılaştığımız ve önemsemediğimiz bir suç şekli olarak karşımıza çıkar. Trafik kazası nedeniyle bir kimsenin vücuduna taksirle (istemeden) zarar verilmesi halinde meydana gelir.

Trafik kazası sonucunda taksirle yaralama suçu ile kasten adam yaralama suçu arasındaki en büyük fark, taksirle yaralamada araç kullananın dikkatsiz ve özensiz davranışı neticesinde yaralamanın gerçekleşmesidir.

Toplum hayatı içerisinde her kişi belli ölçüde dikkatli ve özenli hareket etmek, başkalarına zarar vermemek için gerekli tedbirleri almak zorundadır. Bazı şahıslar açısından, dikkat ve özen yükümlülüğü daha fazladır. Bunlardan biride araç kullananların dikkat ve özen yükümlülüğü kendi dışında cereyan eden olaylar karşısında trafik kurallarına uyması ve kendi dışındaki bireylerin hayatlarını önemsemesi gerekir

Trafik kazası sonucunda taksirle yaralama suçu işleyen araç kullanıcısı aleyhine, yaralanan, maddi ve manevi tazminat davası açma hakkı vardır.

Trafik kazalarında taksirle yapılan kusur neticesinde ölüm gerçekleşirse trafik kazası neticesinde taksirle ölüme sebebiyet verme suçu işlenmiş olur.

Taksirle Yaralama Ve Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokmak Suçu Ve Ceza Davası

Konun somutlaşması adına örnek olarak verilen yargı kararında şu şekilde karar verilmiştir.

Sanığın alkollü olarak araç kullanmak suretiyle iki kişinin yaralanmasına neden olmak şeklinde tecelli eden eyleminin bir bütün halinde bilinçli taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet verme suçunu oluşturduğu gözetilmeden,

Sanık hakkında hem trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokmak, hem de taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet verme suçundan sanığın cezalandırılması yoluna gidilmesi,

Hukuka aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan Cumhuriyet savcısının istinaf nedenleri yerinde görülerek CMK'nın 289/1-g, 280/1-b maddeleri uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Trafik Kazası Sonucunda Taksirle Yaralama Suçu Şikâyet, Zamanaşımı ve Uzlaştırma

Trafik kazası neticesinde taksirle adam yaralama suçu şikâyete bağlı suçlardandır. Şikâyet süresi, trafik kazasının meydana gelmesinden ve suçlunu öğrenilmesinden itibaren 6 aydır.

Trafik kazası neticesinde bilinçli taksirle yaralama suçu işlenmesi durumunda, sadece suçun yer alan basit hali şikâyete tabidir.

Trafik kazası neticesinde yaralama suçunun nitelikli halleri bilinçli taksirle işlendiği takdirde suç takibi şikâyete tabi değildir, savcılık tarafından resen soruşturulur.

Ancak mağdurun durumu savcılığa bildirmesinde bir sakınca yoktur hatta savcılığın konu hakkında önceden bilgi sahibi olması sağlanarak yargılama işlemleri hızlanmış olur.

Trafik kazası sonucunda taksirle yaralama suçu için dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Belli şartların gerçekleşmesi durumunda zamanaşımı süresi on iki yıla kadar çıkabilmektedir.

Trafik kazası neticesinde taksirle yaralama suçu, mağdur ile suçlu arasında uzlaşma müessesi uygulanması gerektiren suçlardandır. Uzlaşma kapsamında olan suçlarda gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında önce mutlaka uzlaştırma yolu uygulanması, uzlaşma sağlanmazsa soruşturmaya veya adli yargılamaya devam edilmesi gerekir.

taksirle adam yaralamak trafik kazası tazminat

Trafik Kazası Sonucunda Taksirle Basit Yaralama Suçunun Cezası

Trafik kazası neticesinde taksirle adam yaralama suçunun basit durumunda cezası 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası veya adli para cezasıdır.

Yani, mahkeme suçluya ya hapis cezası verecek ya da adli para cezasına hükmedecektir. Mahkeme yargılama sonucunda suçlunu hapis cezası ile cezalandırılmasına hüküm vermişse, artık bu ceza adli para cezasına çevrilemez.

Trafik Kazası Sonucunda Taksirle Nitelikli Yaralama Suçunun Cezası

Trafik kazası neticesinde taksirle yaralama suçu, zarar görenin;

Duyularından ve veya organlarından birinin faaliyetini sürekli zayıflamasına,

Vücudunda kemik kırılmasına neden olması,

Konuşmasında sürekli zorluğa sebep olması,

Yüzünde kalıcı ize neden olması,

Hayati tehlikeye sokan bir hal geçirmesi,

Hamile bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına sebep olması, gibi yaralanmalara sebep olmuş ise suçun basit şeklinin işlenmesi durumunda verilen ceza yarısı oranında artırılır. Yani trafik kazasına sebep olan suçluya, 4,5 aydan 1,5 yıla kadar hapis cezası veya adli para cezasına hükmedilebilir.

Trafik kazası neticesinde taksirle yaralama eylemi, mağdurun;

İyileşmesi imkânı olmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine sebep olması,

Duyularından veya organlarından birinin işlevinin tamamen yitirilmesine neden olması,

Konuşma ya da çocuk yapma kabiliyetinin kaybolmasına sebep olması,

Yüzünün sürekli şekil değişikliğine sebep olması,

Hamile bir kadının çocuğunun düşmesine neden olması,

Gibi yaralanmalara sebep olmuş ise suçun basit şeklinin işlenmesi durumunda verilen ceza bir kat artırılır. Yani, sanığa 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası veya adli para cezasına çarptırılabilir.

Trafik kazası neticesinde taksirle işlenen eylemin etkisiyle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına çaptırılır. Bu durumdaki suçluya adli para cezası verilmesi kanun öngörmemiştir.

Trafik Kazasında Taksirli Suç- Bilinçli Taksirle İşlenen Suç Ayrımı

Trafik kazası neticesinde taksirli suç, araç kullanıcısını, dikkat ve özen sorumluluğuna aykırı hareket ederek, bir davranışın neticesinin ‘öngörülmemesi’ durumunda oluşur.

Bilinçli taksir suçu işleyen araç kullanıcısı dikkat ve özen sorumluluğuna aykırı hareket etmesine rağmen ‘sonucu öngörmesi’ ancak bu sonucun gerçekleşmesini istememesi durumunda söz konusu olur. Taksirli suçta fiil yapılırken sonucun öngörülmemesi, bilinçli taksir de ise fiil yapılırken sonucun öngörülmesi söz konusudur.

Trafik kazası neticesinde taksirle yaralamaya neden olma suçunun her türlü şikâyete tabidir. Yani, mağdur şikâyetten vazgeçtiği takdirde ceza davası düşer. Ancak, bilinçli taksirle yaralama suçu işlenmesi durumunda, yalnızca suçun basit şekli şikâyete bağlıdır.

Suçun nitelikli durumlarında bilinçli taksirle işlenmesi halinde, soruşturma şikâyete tabi değildir ve mağdur şikayetini geri alsa bile dava düşmez.

trafik kazasında taksirle yaralama

Trafik Kazası Neticesinde Bilinçli Taksirle Yaralama Suçun Cezası

Trafik kazası sonucunda bilinçli taksirle yaralama suçunun cezası, hareketin taksirli suç kapsamında işlenmesi durumunda belirlenen cezaya kısas alınarak hesaplanır.

Trafik kazası neticesinde bilinçli taksirle yaralama suçu işlenmesi durumunda, taksirli suç için belirlenen yaptırımın, 1/3’ten 1/2 oranına kadar arttırılarak hükmolunur.

Trafik Kazası Sonucunda Taksirle Yaralama Suçunun Cezanın Ertelenmesi, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Trafik kazası sonucunda taksirle yaralamaya neden olma suçunun cezası, hapis cezası olarak tayin edilirse, bu ceza artık adli para cezasına dönüştürülemez.

Ancak, hapis cezasına mahkûmiyet durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması karar verilmesi veya cezanın ertelenmesi kararı verilmesine hâkimin karar verebilir.

Trafik kazası neticesinde taksirle veya bilinçli taksirle yaralama suçunda etkin pişmanlık hükümlerine tabi değildir.

SIKÇA SORULAN SORULAR

Sanığın alkollü olarak araç kullanmak suretiyle yapmış olduğu kaza sonucunda müştekilerin yaralandığı, trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokmak suçunun tehlike suçu olduğu, 

Taksirle yaralama suçunun ise zarar suçu olduğu, Yargıtayın yerleşik uygulamalarına göre somut zararın meydana gelmesi durumunda tehlike suçu olan trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokmak suçundan hüküm kurulamayacağı,

Sadece zarar suçu olan taksirle yaralama suçundan hüküm kurulacağı, Sanığın alkollü olarak araç kullanmak suretiyle iki kişinin yaralanmasına neden olmak şeklinde tecelli eden eyleminin bir bütün halinde bilinçli taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet verme suçunu oluşturduğu gözetilmeden,

Sanık hakkında hem trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokmak, hem de taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet verme suçundan sanığın cezalandırılması yoluna gidilmesi,

Sanık hakkında taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmak suçundan yürütülen davada,

Aynı zamanda alkollü araç kullanmak suretiyle trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçunu işlediğinden bahisle de sanık hakkında ayrı bir dava bulunduğu,

Bu davanın İstanbul Asliye Ceza Mahkemesinin esas sayılı dosyası ile yürütüldüğü ve verilen kararın istinaf edilmek suretiyle dairemize geldiği, Yargıtayın yerleşik uygulamaları da dikkate alındığında sanığın alkollü araç kullanmak suretiyle birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet verdiğinin sübutu halinde eylemin kül halinde bilinçli taksirlebirden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet verme suçunu oluşturacağı,

Bu nedenle sanık hakkında açılan iki davanın birleştirilerek görülmesinin zaruri olduğu,Asliye Ceza Mahkemesinin  esas sayılı dosya kapsamına göre olayın tek görgü tanığı olan B.İ.'ün, kaza sonrasında sanığın aracın sağ arka kapısından çıktığını,

Aracı sanığın kullanmadığını beyan etmesine ve sanığın aleyhine görgüye dayalı başka bir tanık ifadesi bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında taksirle yaralama suçundan yürütülen kovuşturmada, olayın mağduru olan katılan Y.Ö.'ın mahkemece alınan ifadesinde, aracı bizzat sanık M.Ç.'ın kullandığına ilişkin beyanının bulunduğu, tanık B.İ.'ün ifadesiyle katılan Y.Ö.'ın ifadelerindeki çelişkinin giderilerek sonucuna göre hüküm kurulması, eğer çelişki giderilemezse hangi ifadeye neden itibar edildiğinin gerekçelendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yargılamaya devamla hüküm kurulması,

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

Sanığın alkollü araç kullanmak suretiyle aynı zamanda taksirle yaralamaya da sebebiyet verdiği, sanık hakkında taksirle yaralama suçundan açılan davanın Asliye Ceza Mahkemesinin esas sayılı dosyasıyla yapılarak verilen kararın istinaf edilmek suretiyle dairemize geldiği.

Yargıtayın yerleşik uygulamaları da dikkate alındığında sanığın alkollü araç kullanmak suretiyle birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet verdiğinin sübutu halinde eylemin kül halinde bilinçli taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet verme suçunu oluşturacağı, bu nedenle sanık hakkında açılan iki davanın birleştirilerek görülmesinin zaruri olduğu,

Sanığın alkollü araç kullanması sonucunda yaralamalı trafik kazasına sebep olması eyleminin tek bir fiil ile gerçekleştiği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 44. maddesinde işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.

Hükmü karşısında sanığın aynı Kanunun 89/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken ayrıca trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan da cezalandırılmasına karar verilmesinde.

Kabule göre de, sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan hüküm kurulurken 5237 sayılı Kanun'un 50. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesini müteakip,

Bu kez olayda uygulama yeri olmayan anılan Kanun'un 50/4. maddesi gereğince kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilerek hükümde çelişki oluşturulmasında, isabet görülmediğinden karar bozulmuştur.

ÖZET: TCK’nun 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” araç kullanamayacak kişinin, bu halde araç kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur.

Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği,

Ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği,

Ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği, kaldı ki; olaydan önce, 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren,

6487 sayılı Kanun'un 19. maddesi ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun “1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 179. maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.” şeklindeki 48/6. maddesine göre 100 promilin üzerinde alkol veya uyuşturucu madde alınması sonrası araç kullanılmasının atılı suçun oluşması için yeterli olduğu anlaşılmakla;

Trafik ekiplerince yapılan yol kontrolünde durdurulan ve 2,16 promil alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sanığın, güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği anlaşıldığından atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.


BİZE YAZIN

Av. İlkay Uyar Kaba
Av. İlkay Uyar Kaba

2006 yılında Ankara merkezli kurulan hukuk bürosunun kurucu Avukatı'dır. Hukuk alanında Başarının bir ekip işi olduğuna inanarak, personellerini belli alanlarda uzmanlaşmasını sağlamak için departmanlar kurularak branşlaşmaları sağlanmıştır.Hukuk Büromuz Aile hukuku ve Tazminat hukuku konularında, uzun yıllara dayanan dava çeşitliliği nedeniyle kararlardan oluşan geniş arşive sahip olup, bir çok davada almış olduğu önemli kararlar örnek içtihatlar olarak yayınlanmıştır.Hukuk departmanları olan icra, tazminat, iş kazası, genel dava, tüketici bölümlerinde oluşan her biri kendi alanında tecrübe edinmiş avukat ve yardımcı personeller görev yapmaktadır. Kendine güvenmek başarmanın yarısıdır. Başarı ise karşınızda ki kişiye güven verir. Başarı ve güvenin olduğu yerde olursanız doğru yol almanız kolay olur. İ.K.

İLGİLİ KONULAR
YORUMLAR
Yorum Bırak