Atla

Bulaşıcı Hastalık Boşanma Ve Tazminat


Bulaşıcı Hastalık Boşanma Ve Tazminat

Bulaşıcı Hastalık Boşanma Ve Tazminat

Bulaşıcı Hastalık Boşanma Ve Tazminat

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davasında, boşanmaya gerekçe olmayan hareket ve davranışlardan bir diğeri hastalıklı olmaktır.

Bulaşıcı hastalık olmayan hastalıklı karı veya koca; davalı eşin hastalığının bulaşıcı özellikte olması halinde tedavi imkânı da yok ise boşanma kararı verilebilir. Ancak bulaşıcı nitelikte olmayan hastalıklar için, hastalık nedeniyle boşanma tek başına yeterli değildir. Ancak hastalık sebebiyle aile içi huzurun ve mutluluğun kaybolması evlilik düzenin bozulmasıyla evlilik birliğinin temelinden sarsılması boşanma davasına gerekçe olabilir.

Davalı eşin hastalığı tedavi edilebilir özellikte ise yalnızca bu hastalığa gerekçe olarak açılan evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davasının reddi gerekir. Yeter ki hasta eş tedaviden kaçındığı ispatlanmış olmasın. Bu sebeple tedavisi süren ve iyileştirilebilir bir hastalık sebebiyle boşanma kararı verilmez.

Eşin Ağız Ve Vücudunun Kokması Boşanma Sebebimidir ?

Davalı eşin ağız ve vücut kokusu bulunması; başlı başına bir boşanma nedeni değildir. Fakat ağız ve vücut kokusu bulunan davalı karı veya koca bu durumun tedavisinden kaçınıyorsa bu gerekçe diğer eş için bir boşanma nedeni oluşturur.

Ağız ve vücut kokusu başlı başına boşanma sebebi değildir. Davalı eşte da var olduğu iddia edilen bu rahatsızlığın tedavisinin mümkün olup olmadığı, davalı eşin tedaviden kaçınıp kaçınmadığı ve bu rahatsızlığın evlilik birliğini davacı eş için çekilmez duruma getirip getirmediğinin uzman tabiplerden oluşan bir sağlık kurulu raporu ile belirlenmesi neticesine göre karar verilmesi gerekir.

 

Çocuğu Olmamak veya Kısırlık Boşanma Sebebi midir

Boşanmaya Sebep Olmayan Hastalıklar

Sedef hastalığı; evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davasına konu edilmesi başlı başına boşanma gerekçesi değildir. MS hastalığı; evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davasına mesele edilmesi başlı başına boşanma sebebi değildir.

Tedavi edilemez hastalığı bulunmak; başlı başına boşanma nedeni değildir. Türk Medeni Kanunu’nda akıl hastalığı haricinde başka hiçbir hastalık özel boşanma nedeni olarak gösterilmemiştir.

Boşanmaya Sebep Hastalıklar

ALZHEİMER, AİDS, KANSER, CÜZZAM, FRENGİ gibi rahatsızlıklar tek başına yeterli boşanma nedeni olamaz. Evlilik hayatının sadakat ve kötü gün dostluğu esasına göre kurulduğu düşünüldüğünde başka biçimde düşünülememesi gerekir. Ancak yukarda bahsedilen hastalıkların bazıları cinsel yolla bulaşan hastalıklar olması sebebiyle boşanmaya sebep olay ola bilmekte, eşe bulaştırması neticesindede tazminata konu olabilmektedir.

 

Özel ihtiyaçlı olmak; evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davasında boşanma hususu olmayan hareketlerden bir diğeri hastalıklı olmaktır. Davalı eşin evlilik birliğine ilişkin temel sorumlulukları hastalık gerekçesiyle yerine getiremediği anlaşılırsa boşanma kararı verilemez.

tedavi olmamak boşanma sebebimidir

Hastalık Sebebiyle Boşanma Davaları

Bedensel hastalıklarının bulunması; evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle boşanma davası bedensel engel veya farklılıklara dayalı olarak açılmış ise davanın reddi gerekiyor. Örnek olarak; kaza neticesinde kolunu, bacağını kaybeden, kör olan eşe karşı diğer eş sadece bu nedenle evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davası açamaz. Aynı şekilde bedende çok sayıda et beni olması da bir boşanma nedeni değildir.

Çocuğu Olmamak veya Kısırlık Boşanma Sebebi midir

Çocuğu olmamak veya kısır olmak; karı veya kocadan birinin çocuğunun olmaması evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davasında boşanma problemi olmayan gerekçelerden sayılmaktadır. Kadının veya erkeğin üretken olmaması başlı başına bir boşanma nedeni olarak kabul edilemez.

Bedensel engeli olmak; tek başına boşanma nedeni sayılmaz. Görme engelli olmak, işitme engelli olmak, konuşma engelli olmak tek başına boşanma nedeni sayılmaz.

SIKÇA SORULAN SORULAR

Boşanma Davasında müşterek bir kız çocukları olan eşi ile fikren ve ruhen anlaşamadıklarını, davalı bayanın hastalık derecesinde daimi kendinebüyü yapıldığı kaygısıyla yaşadığını, bu nedenden dolayı kendini sosyalyaşamdan tümüyle soyutlayıp evinden dışarı bile çıkmadığını, müşterek çocukları ile ilgilenmediğini, kızlarına bu nedenden dolayı doğduğundanardından babaannesinin baktığını, rehabilitasyon olmayı da kabul etmeyen davalının ev hanımı olduğu halde evle alakalı hiçbir işle ilgilenmediğini, nihai altı aydır ayrı yaşadıklarını ve buna karşınçocuğunu arayıp sormadığını ileri sürerek tarafların boşanmalarına ve kızlarının velayetinin müvekkiline bırakılmasına hüküm verilmesini istemiştir.

Davalı - karşı davacı vekili esas dava ile ileri sürülen iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacı bayanın ailesi ile altlı üstlü oturduklarını, müvekkilinin kocası ve ailesi doğrulusunda daimi hor görülüp dışlandığını, evinden sevk edilmek istendiğini, şiddet gördüğünü, eşinin evle alakalı sorumluluklarını yerine getirmediğini, baskılardan kaynaklı psikolojisinin bozulduğunu fakat ufak çocuğunu bırakmak istemediği içersinde yatarak tedavi olmadığını, yaşanan münakaşa sonrası ayrı kaldıkları dönemde çocuğu ile görüşmesinin engellendiğini beyanla esas davanın reddini, karşı davalarının kabulü ile tarafların boşanmalarına, velayetin anneye bırakılmasına ve tazminat ile nafakaya hükmedilmesini talep etmiştir.

Gerçekleşen bu durum karşısında evlilik birliğinin sarsılmasına sebep  olaylarda davacı karşı davalı erkek ağır kusurlu görülmüştür. Karşı davacı kadın ise daha az kusurludur. Durum böyleyken aile mahkemesince kadının ağır kusurlu olduğu kabul edilip, kusur belirlemesine bağlı olarak davacının davasının reddi doğru görülmemiştir

Davacı koca, eşinin kusurlu davranışı nedeniyle cinsel temasa giremediğini; davalı ve diğer davacı eş ise kocasının erken boşalması neticesi cinsel temasa giremediklerinden bahsederek karşılıklı olarak boşanma arzusunda bulunmuşlardır. Taraflar genç yaşta çoğu 8 ay evlidir. Alınan ve taraflar iddialarını doğrulayan raporla  davalı bayanın halen bakire bulunduğu anlaşılmaktadır. 

Evlilik eş ayrı cinsin bedensel ve ruhsal anlamda bütünleşmesidir. Karı koca birbirine sadakat göstermeli, yardımcı olmalı, tasa ve kıvancı paylaşmalıdır. Ancak karı kocayı bedensel ve ruhsal anlamda, bütünleştiren esas unsurahenkli cinsel ilişkidir. Cinsel tatminsizlik daha önceden evvel var olan sevgi ve saygıyı nefrete ya da en azından isteksizliğe çevirir. 
Bu hal eşlerin ruhsal bütünlüğünü bozar ve evlilik birliği temelinden sarsılır.

Diğer taraftan boşanma nedeni olara kabul edilen söz konusu göz hastalığının belirli koşullarının gerçekleşmis halinde ileride doğacak çocuklar açısından kalıtsal özellik taşıması daha açı bir ifade ile böyle bir ihtimalin varlığı dahi evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı biçiminde nitelendirilemez. Böyle bir ihtimal olsa olsa eşleri çocuk sahibi olup olmama konusunda bazı karar ve önlemlere götürebilir.

Yargıtayımızın bir çok kararında da açıkça dile getirildiği üzere "kısırlık" olgusu dahi tek başına bir boşanma nedeni değildir. Eşlerden birinin kendi iradesi dışında maruz kaldığı bir rahatsızlık sebebiyle ya hiç ya da sağlıklı çocuklara sahip olamaması bir çeşit "samevi afet" tir. Eşlerin birlikte göğüslemeleri gereken böyle bir durumda sağlıklı eşin boşanmayı istemesi meşru, haklı adil ve iyi niyetli bir düşünce olarak kabul edilemez. 

Erkeğin ruhsal ve fiziksel bir rahatsızlığı bulunmadığı, tarafların iki yılı aşkın bir süre birlikte yaşadıkları ve erkeğin eşi ile bu süre içerisinde yalnızca bir kez cinsel ilişkiye girdiği, tanık beyanlarına göre de bu sorunun tedavisi konusunda gerekli çabayı göstermediği anlaşılmaktadır.

Ruhsal ve fiziksel bir rahatsızlığı bulunmayan, erkeğin, geçerli bir sebebi olmaksızın kadınla cinsel ilişkiye girmekten kaçınması ve sorunun çözümü konusunda çaba göstermemesi kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olup, ilk derece mahkemesince kadın yararına manevi tazminata karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Buna göre karar düzeltme isteminin kabulüyle bozma kararının ortadan kaldırılması gerekir.

Dosya içerisinde bulunan davalı babaya ait Uşak Devlet Hastanesi tedavi evrakları ve Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi raporuna göre babada “zihin ve davranış bozuklukları bulunduğu ve alkol bağımlısı olduğu anlaşılmaktadır.

Yukarıda açıklanan ve uzman raporunda belirlenen hususlar ile dosya içerisinde bulunan davalı babaya ait raporlar dikkate alındığında, müşterek çocukların üstün yararı gereği davanın kabulü ile velayetlerin anneye verilmesi gerekirken, müşterek çocuk Ö.’in davalı babanın yönlendirmesi ve etkisi ile yaptığı tercihi gözetilerek ve yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.


BİZE YAZIN

Av. İlkay Uyar Kaba
Av. İlkay Uyar Kaba

2006 yılında Ankara merkezli kurulan hukuk bürosunun kurucu Avukatı'dır. Hukuk alanında Başarının bir ekip işi olduğuna inanarak, personellerini belli alanlarda uzmanlaşmasını sağlamak için departmanlar kurularak branşlaşmaları sağlanmıştır.Hukuk Büromuz Aile hukuku ve Tazminat hukuku konularında, uzun yıllara dayanan dava çeşitliliği nedeniyle kararlardan oluşan geniş arşive sahip olup, bir çok davada almış olduğu önemli kararlar örnek içtihatlar olarak yayınlanmıştır.Hukuk departmanları olan icra, tazminat, iş kazası, genel dava, tüketici bölümlerinde oluşan her biri kendi alanında tecrübe edinmiş avukat ve yardımcı personeller görev yapmaktadır. Kendine güvenmek başarmanın yarısıdır. Başarı ise karşınızda ki kişiye güven verir. Başarı ve güvenin olduğu yerde olursanız doğru yol almanız kolay olur. İ.K.

İLGİLİ KONULAR
YORUMLAR
Yorum Bırak