Atla

Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davası


Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davası

Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davası

Cinsel Sorunlar Nedeniyle Boşanma Davası

Cinsel problemler nedeniyle boşanma davasında; evlilik birliğinin sosyal gayesinin haricinde bir de eşlerin cinsel arzuları tatmin etmek amacı da gütmektedir ki bu sebeple karı koca arasında yaşanan cinsel sorunlar boşanmaya neden olan hadiseler arasında en çok karşılaşılan hususlardan biri olarak görülmektedir.

Bu tür cinsel sorunlar, kendi içerisinde farklılık göstermekte; cinsel tatminsizlik, cinsel uyumsuzluk,  karı kocanın beraber olmaktan kaçınması. Eşlerden birisinin rızası olmadan cinsel beraberlik, cinsel şiddet, eşin rıza göstermediği cinsel ilişki yöntemlerine zorlama. Evlilik içi tecavüz gibi birçok cinsel sorun, evlilik birliğini ve ortak yaşamın temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davalarına gerekçe olmaktadır.

Eşler zaman içerisinde cinsel ilişkinin gerçekleştirememiş olmanın verdiği, nefret duygusunun ortaya çıkacağı şüphesizdir. 

Cinsel sorunlar yaşanan evliliklerde bu problemin aşılmaması halinde; aldatma hadisesi, aile içi şiddet, güvensizlik gibi davranışların ortaya çıkması yüksek ihtimaldir. Bu gibi problemlerin varlığı direk olarak boşanmaya sebep olmasa bile aile içi huzuru ve güveni bozarak şiddetli geçimsizliğe neden olacağı aşikârdır.

Cinsel Sorunlar Boşanma Nedeni Midir?

Karı koca arasında meydana gelen cinsel sorunların, evliliğin boşanma ile sonlandırılması için yeterli bir neden olarak görülmektedir. Bu konuda, pek çok açıdan Yargıtay’a da konu olmuştur. Fakat bazı problemlerin varlığı tek başına yeterli bir boşanma nedeni olmadığı ve bazı şartların gerçekleşmesi durumda boşanmaya gerekçe olacaktır.

Örnek olarak çocuk sahibi olamamak veya kısırlık, tek başına boşanma gerekçesi olarak sayılmaz; ancak çocuk sahibi olamamanın oluşturduğu aile hayatı içerisindeki anlaşmazlıklar ve kavgalar, şiddetli geçimsizlik boşanma sebebi olarak ileri sürülerek boşanma davası açılabilmektedir.

Evlilik birliği içerisinde cinsel hayatın olmaması veya kötü olması, eşlerin sosyal ve diğer hal ve hareketlerine de etkilemekte; karı koca arasındaki cinsel uyumsuzluk problemi ya da cinsel tatminsizlik olması, evlilik içerisinde mutluluğu ve huzuru bozmaktadır.

cinsel ilişkiden kaçınma boşanma

Eşler, bu durumda kendilerini suçlu hissedebileceği gibi diğer eşi de suçlu gördüğü tavır ve davranışlarıyla ifade edebilmektedir. Bu problemler ilerleyen zamanlarda daha da büyümesi ve önünün alınamayacak bir duruma gelmesi muhtemeldir.

Örneğin; cinsel tatminsizlik neticesinde eşini aşağılama, eşi ile alay etme, eşini küçük görme gibi hususlar evlilik birliğini temelden sarsan nedenler arasında olup boşanma davasına boşanma gerekçesi olan davranışlıdandır.

Aile hayatında, eşlerden herhangi biri cinsel ilişkiye girmeyi reddetmesi veya cinsel beraberlikten kaçınması boşanma sebebi olarak görülebilmesi için önemli olan konu; makul bir gerekçe olmaksızın beraberlik yaşanmamış olması gerekir. Mevzu olan makul bir nedenden maksat; cinsel sağlık bulunması, kadınlara ait özel günü olması, hastalık gibi kabul edilebilir bir mazereti olması gerekir. Karı kocanın maddi nitelikli olmayan yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçınmamalıdırlar. 

Tedavi olanağı olan bir cinsel hastalıktan, tedavi olmaktan kaçınan eşe de cinsel birliktelikten kaçınma kapsamında değerlendirilebilir. Eşlerden herhangi birinin devamlı olarak, haklı bir sebebe dayanaksızın cinsel beraberlikten kaçınması, evlilik birliğinin temelinden sarsılması ve cinsel sorunlar sebebiyle boşanma davası açılmasına gerekçe olacaktır.

cinsel sorun nedeniyle boşanma

Cinsel İlişki Kurulamadığı Nedeniyle Boşanma Davası

Karı kocanın cinsel ilişkiyi kuramamalarının boşanma davasına gerekçe bir davranış sayılabilmesi için cinsel ilişkinin kurulamadığı anlaşılması gerekir. Karı koca arasında çekişme var ise bu durum için rapor alınması mecburidir. Şahit ifadeleri bu hususta yeterli değildir.

Yargıtay örnek karar "davacı, eşinin cinsel birlikteliği gerçekleştiremediğini, bu nedenle de evlilik birliğinin ve aile hayatının temelinden sarsıldığını ileri sürmektedir. Mahkemece bu olay hakkında uzman raporu alınmadan karar vermiştir.

Bu nedenle, mahkeme eşlerin sağlık kurumuna sevk ederek, gerek ruhi gerek fiziki olarak cinsel beraberlik kurulamamasının nedenleri yönünden tıbbi rapor alınması ve toplanan kanıtlarla birlikte değerlendirilerek,  netice uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi usule ve yasaya aykırı bulunmuştur. Bilimsel ve uzmanlık gerektiren hususlarda şahit ifadelerine değer verilemez".

SIKÇA SORULAN SORULAR

Somut olayda, mahkemece ilk kararda, daha önceden açılan dava ile davacı birleşen davalı erkeğin kusurlu olduğu hususunun kesinleştiği, davacı birleşen davalı erkeğin, davalı birleşen davacı kadını küçümsediği, onun kişilik haklarını ihlal ettiği ve böylece evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, tarafların boşanma davasının reddinden sonra bir araya gelmedikleri belirtilerek taraflarca açılan davaların kabulüne karar verilmesine karşılık.

Direnme kararında tanık dinlenmesinin sonuca etkili olmayacağı, bu nedenle bozma kararının yerinde olmadığı belirtildikten sonra tarafların evliliklerinden sonra davacı birleşen davalının, davalı birleşen davacıya gerekli ilgiyi sevgiyi ve şefkati göstermediği. 

Adli Tıp Kurumunun verdiği rapora göre ruhsal ve organik bakımdan bir rahatsızlığı olmadığı hâlde onunla cinsel ilişkiye girmediği ve böylece yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçınmak suretiyle erkeğin tam kusurlu, kadının ise kusursuz olduğu açıklanmak suretiyle önceki kararda direnilmiştir.

Erkeğin ruhsal ve fiziksel bir rahatsızlığı bulunmadığı, tarafların iki yılı aşkın bir süre birlikte yaşadıkları ve erkeğin eşi ile bu süre içerisinde yalnızca bir kez cinsel ilişkiye girdiği, tanık beyanlarına göre de bu sorunun tedavisi konusunda gerekli çabayı göstermediği anlaşılmaktadır.

Ruhsal ve fiziksel bir rahatsızlığı bulunmayan, erkeğin, geçerli bir sebebi olmaksızın kadınla cinsel ilişkiye girmekten kaçınması ve sorunun çözümü konusunda çaba göstermemesi kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olup, ilk derece mahkemesince kadın yararına manevi tazminata karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Buna göre karar düzeltme isteminin kabulüyle bozma kararının ortadan kaldırılması gerekir.

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların 31/08/2006 tarihinden beri evli olduklarını, bu evliliklerinden müşterek çocuklarının bulunmadığını, tarafları görücü usulü evlendiklerini, müvekkilinin aile baskısı sonucu davalı ile evlenmeyi kabul ettiğini, evlendikten sonra davalının kendi ailesi ile birlikte yurtdışına gittiğini.

Davalının bir yıl yurt dışında kaldığını bu süreç içerisinde ayda bir kere müvekkilini aradığım, taraflar evlendikten bir sene sonra düğün yapıldığını, düğün alışveriş sırasında problemler yaşandığını, düğünden sonra davalı ile birlikte müvekkilinin yurtdışında yaşamaya başladığını, davalının sağlık sorunları nedeniyle müvekkili ile cinsel ilişkiye giremediğini, yaşanan problem nedeniyle müvekkilinin İzmir'e ailesinin yanma geldiğini, taraflar arasında yaşanan anlaşmazlıkların giderek artarak evlilik birliğinin sürdürülemez bir hale geldiğini bu nedenlerle tarafların boşanmalarına.

Düğün esnasında takılan ziynet eşyalarının bedeli olan 10.000 TL’nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkiline verilmesini ve yine müvekkili lehine aylık 1.000 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, 100.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminata hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.

Davacının hastalığını bahane ederek müvekkili ile cinselmünasebetten kaçındığını, "seninle bir şey yaşamayacağım, ne yaparsan yap" gibi söylemlerinin olduğunu, müvekkilinin daha önceden açtığı boşanma davasından feragat ettiğini, ancak davacının aynı tutum ve davranışlarının devam ettiğini.

İsimli bir kişi ile sevgili olma boyutunda görüştüğünü, başka erkeklerle de samimi şekilde görüştüğünü, davacının rahat davranmaya başlayıp, yabancı erkekleri eve aldığını, müşterek çocuk müvekkilinden olmadığını söylediğini, müvekkilini tehdit ettiğini, küfür ettiğini, sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini ileri sürerek asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, müşterek çocukların velayetlerinin kendisine verilmesine. belirtilerek davalı lehine 15.000 TL boşanma manevi tazminatın davacıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Alınan raporda bir an için cinsel ilişkinin gerçekleşmediği olgusunun kanıtlandığı varsayılsa bile, bu hal tek başına somut olay açısından, cinsel ilişkinin başarılamamasının kocadan kaynaklandığının kanıtı olarak kabul edilemez. Zira davalı-davacı koca vekili aşamalarda, cinsel ilişkideki başarısızlığın kadının aşırı kasılmasına (vajinismus) dayandığı konusunda ısrar etmiştir.

Vakıa kadında cinsel ilişkiye engel patolojiye rastlanmadığı rapor ile sabit ise de, kadında görülen bir cinsel işlev bozukluğu olan vajinismusun, fiziksel bir engel olmamasına karşın kadının korku ve kaygılarından dolayı cinsel ilişkiye izin vermemesi şeklinde psikolojik nedenlere de dayanabilir.

Bu durumun tespit ve tanısı günümüz tıbbi gelişmeleri ile mümkündür. Şu halde, kocanın vajinismus savının da araştırılması gerekir.


BİZE YAZIN

Av. İlkay Uyar Kaba
Av. İlkay Uyar Kaba

2006 yılında Ankara merkezli kurulan hukuk bürosunun kurucu Avukatı'dır. Hukuk alanında Başarının bir ekip işi olduğuna inanarak, personellerini belli alanlarda uzmanlaşmasını sağlamak için departmanlar kurularak branşlaşmaları sağlanmıştır.Hukuk Büromuz Aile hukuku ve Tazminat hukuku konularında, uzun yıllara dayanan dava çeşitliliği nedeniyle kararlardan oluşan geniş arşive sahip olup, bir çok davada almış olduğu önemli kararlar örnek içtihatlar olarak yayınlanmıştır.Hukuk departmanları olan icra, tazminat, iş kazası, genel dava, tüketici bölümlerinde oluşan her biri kendi alanında tecrübe edinmiş avukat ve yardımcı personeller görev yapmaktadır. Kendine güvenmek başarmanın yarısıdır. Başarı ise karşınızda ki kişiye güven verir. Başarı ve güvenin olduğu yerde olursanız doğru yol almanız kolay olur. İ.K.

İLGİLİ KONULAR
YORUMLAR
Yorum Bırak