İcra Davaları

Günümüzde İcra Davaları birçok alanda yapılmaktadır. Özellikle birçok kişinin borcunu ödememesi sonucunda İcra Takibi başlatılmaktadır. İcra Davası Nasıl Açılır? diye birçok kişi merak etmektedir. İcra davasını açabilmek için ilk olarak mahkemeye gitmeli ve icra takibi başlatmalısınız. Gerisini devlet sizin yerinize halledecektir.

İcra Davası Süreci genellikle davanın sürecine göre değişiklik göstermektedir. İcra Davası Süreci Ne Kadar Sürer? diye sorulacak olursa da bu genellikle davanın gidişatına ve elde bulunan delillere göre çeşitlilik göstermektedir.

İcra davası başlattığınız zaman bu davanın gidişatını istediğinizi zaman sorgulayabilirsiniz. Bunun için ilk olarak İcra Davaları Sorgulama işlemlerinin nasıl yapıldığını bilmeniz gerekmektedir. Davanın gidişatını sorgulayabilmeniz içinde İcra Davası Sorgulama Dilekçesi hazırlamanız ve bunu yetkili mahkemeye vermeniz gerekmektedir. Daha sonra ise davanın gidişatı hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. Dava sonuçlandıktan sonra 2 yıl içerisinde icra işlemi gerçekleştirilmezse bu durumda İcra Davalarında Zaman Aşımı gerçekleşmiş olur. Bu nedenle davayı çok iyi bir şekilde takip etmeli ve davanın gidişatından haberdar olmalısınız.

İlamlı İcra Nedir

İlamlı icrada hakkı yerine getirilmeyen veya ihlal edilen kişi,mahkemeye müracaat ederek bu ihlalin önüne geçilmesini veya hakkının iade edilmesini talep eder.Açılan davanın sonunda talepte bulunan lehine karar verilirse,muhatap davalının –ki bu kişi takip hukuku bakımından borçludur-bunu yerine getirmesi gerekir.Şayet yerine getirmezse,alacaklı icra dairesine başvurup ilamın zorla yerine getirilmesini talep eder,borçluya bir icra emri gönderilir.Borçlu kendisine verilen sürede borcu yerine getirmezse,borcun kanunda öngörülen şekilde zorla yerine getirilmesi sağlanır. Bu yolda,daha önce bir yargılama yapılmış olduğundan,borçlunun savunma ve takibe engel olma imkanları oldukça sınırlıdır.Borçlunun kural olarak bu takibe karşı koyarak takibi durdurması mümkün değildir.

Alacaklı borçluya karşı tüm talepleri için ilamlı takip yoluna başvurabilir.Ayrıca,konusu paradan başka bir şey olan alacaklar için alacaklının ilamlı icra yoluna başvurması zorunludur,yani alacaklının önce dava açıp lehine bir karar alması,daha sonra ilamlı icra yoluna başvurması gerekir.Ancak konusu para olan alacaklar için ilam alınmadan da takip yapmak mümkündür.Alacaklı dilerse dava açmadan ilamsız icra takibine başvurabilir.

İlamsız İcra Nedir

Kanunumuz,ilamlı icradan başka,sadece para ve teminat alacakları için başvurulabilecek ilamsız icra yolu ile takibi düzenlemiştir.Bu takip yoluna başvuran alacaklının,alacağının mahkeme ilamı ile tespit edilip hüküm altına alınmış olması gerekmez.Alacaklı doğrudan icra dairesine başvurarak ,borçluya karşı takip yapabilir.Hatta genel haciz yoluyla takipte,alacaklının elinde herhangi bir belge bulunması da şart değildir.Borçludan herhangi bir şekilde alacağı olmayan bir kişi dahi bu yola başvurabilir.Ancak son halde takip yolunun başarı ile sonuçlanması için,borçlunun takibe itiraz etmemesi gerekir.

İlamsız icra takibinde daha önce bir yargılama yapılmamış olduğundan,borçluya,kendisine karşı yürütülen takibe itiraz ederek,takibin sonuçlanmasına engel olma imkanı tanınmıştır.İlamsız icra takibi,para ve teminat alacakları yanında,kira alacağının ödenmemesi veya kira süresinin sona ermesi durumunda taşınmazın tahliyesi için de kabul etmiştir.Yine alacaklının elinde kambiyo senedi bulunması halinde ilamsız icra takibi özel olarak düzenlenmiştir.İlamsız icra yolu da kendi içinde;

  • Genel haciz yolu ile takip (m.46-144)
  • Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip (m.167-176)
  • Kiralanan taşınmazların tahliyesi yolu ile takip (m.269-275) olarak üçe ayrılır.

Rehnin Paraya Çevrilmesi Yolu ile Takip Nedir

Rehinli alacakların özelliği sebebiyle,alacağı rehinle teminle edilen alacaklılar için ayrı bir icra takibi öngörülmüştür.Ancak,bu yola diğer teminatlar için değil,sadece rehinli alacaklar için başvurulabilir. Rehinli alacaklı,kural olarak,doğrudan ilamlı veya ilamsız icra yoluna yada iflas yoluna başvuramaz.Kanunda belirtilen istisnalar dışında önce rehnin paraya çevrilmesi yoluna mürcaat zorunluluğu bulunmaktadır (m. 45).Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip de ilamlı (m. 149; m.150/h; m.150/1) ve ilamsız (m.146; m.149/b) takip olarak ikiye ayrılmaktadır.

Rehin alacaklısı,borç vadesinde ödenmediğinde,bu yollara müracaat ederek rehnin satılmasını ve bedelinden alacağının ödenmesini isteyebilir.Alacağının rehin dışında kalan kısmı için diğer takip yollarına başvurabilir.Görüldüğü üzere,burada cebri icra,alacağın teminatı olarak gösterilen rehinli mal üzerinde uygulanmaktadır.

İhtiyati Haciz Nedir

Bu temel üçlü ayrımın dışında,geçici bir hukuki koruma tedbiri olan ihtiyati haciz de (m.257-268) bu kategori içersinde değerlendirilebilir.Zira,ihtiyati haciz alacaklının alacağına alacağına kavuşması için hem icra hukukunda hem de iflas hukukunda başvurulabilecek önemli bir geçici koruma önlemidir.Ancak ihtiyati haciz talep edebilme hakkına sahip  olmadan,borçlunun malvarlığı üzerine alacağını karşılayabilecek oranda haciz koydurup daha sonra bu malların kesin hacze dönüşmesini sağlayarak alacağını elde eder.Böylelikle borçlunun mal kaçırmasına fırsat vermeden alacağını tahsil edebilme olanağına kavuşur.

İcra Davaları Nelerdir

İcra Takibine İtiraz

İtirazın İptali Davası

İtirazın Kaldırılması

Menfi Tespit Davası

İstirdat Davası

İstihkak Davası

İhalenin Feshi Davası

Kiranın Ödenmemesi Nedeniyle İcra Takibi

Tahliye Davaları

Rehnin Paraya Çevrilmesi

İhtiyati Haciz Kararı Alınması

Yargıtay Kararı – İcra Davaları

T.C. YARGITAY 15.Hukuk Dairesi Esas: 2015/3864 Karar: 2016/3749 Karar Tarihi: 29.06.2016

İCRA DAVALARI İTİRAZIN İPTALİ DAVASI – ÖDENMEYEN BAKİYE İŞ BEDELİNİN TAHSİLİ İÇİN TAKİP – ALACAK MİKTARININ ALINAN BİLİRKİŞİ KURULU RAPORU İLE BELİRLENDİĞİ – KOŞULLARI OLUŞMAYAN İCRA İNKAR TAZMİNATI İSTEMİNİN REDDİ – HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASI

ÖZET: Somut uyuşmazlıkta davacının bakiye iş bedelini talep etmeye hakkı olup olmadığı ve alacak miktarı yapılan yargılama sonucunda alınan bilirkişi kurulu raporu ile belirlenmiştir. Bu durumda alacağın likit olduğu davalının itirazında tamamen haksız olduğu kabul edilmeyeceğinden koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı isteminin reddi yerine davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru olmamıştır. Kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de; yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.

İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi hükmü gereğince, itirazın iptali davasında alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için anılan Kanun hükmünde öngörülen tüm koşulların gerçekleşmesi, diğer bir ifadeyle alacağın likit olması ve borçlunun takibe itirazında haksız bulunması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacının bakiye iş bedelini talep etmeye hakkı olup olmadığı ve alacak miktarı yapılan yargılama sonucunda alınan bilirkişi kurulu raporu ile belirlenmiştir. Bu durumda alacağın likit olduğu davalının itirazında tamamen haksız olduğu kabul edilmeyeceğinden koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı isteminin reddi yerine davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru olmamıştır. Kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de; yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesinin yollamasıyla uygulanması gereken mülga 1086 sayılı HUMK’nın 438/VII. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.

T.C. YARGITAY 19.Hukuk Dairesi Esas: 2016/2068 Karar: 2016/10869 Karar Tarihi: 16.06.2016

İCRA DAVALARI YETKİYE İTİRAZ – MAHKEMECE YETKİ İTİRAZININ DİNLENEBİLİR OLMADIĞI – SAFAHAT İÇİNDE DAVADA USULÜNE UYGUN OLARAK SÜRESİNDE YAPILMIŞ BİR YETKİ İTİRAZI BULUNMADIĞI – YETKİ İTİRAZININ REDDİNE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Mahkemece, yetki itirazının dinlenebilir olmaması sebebiyle, reddine karar verilir (HMK. m. 19/f.II). Safahat içinde davada usulüne uygun olarak, süresinde yapılmış bir yetki itirazı bulunmadığından yetki itirazının reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemenin yetkisizliğine karar verilmesi hükmün bozulmasını gerektirmiştir.

T.C. YARGITAY 19.Hukuk Dairesi Esas: 2016/1052 Karar: 2016/10919 Karar Tarihi: 16.06.2016

İCRA DAVALARI MENFİ TESPİT DAVASI – BONODAKİ İMZANIN DAVACIYA AİT OLMADIĞI – İCRA TAKİBİNDE DAVACININ BORÇLU OLDUĞUNA DAİR BELGE İMZA BEYAN BULUNMADIĞI – MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN KISMEN KABULÜNÜN GEREKTİĞİ – YORUM YOLUYLA HÜKÜM KURULMASININ İSABETSİZ OLUŞU

ÖZET: Mahkemece, toplanan delillere ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, takibe konu edilen bonodaki imzanın davacıya ait olmadığı, diğer icra takibinde davacının borçlu olduğuna dair belge, imza, beyan bulunmadığı, davalının alacağını ispatlayamadığı, davacının yaşadığı manevi zararlar nedeniyle manevi tazminat talebinin kısmen kabulünün gerektiği, davalının kötüniyetli takip yaptığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, takipler nedeni ile davacının borçlu olmadığının tespitine, kötüniyet tazminatının ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Somut olayın özelliği dikkate alındığında, davacının manevi zarara uğradığına ilişkin delil bulunmadığı halde, yorum yoluyla hüküm kurulması isabetsizdir.

T.C. YARGITAY 19.Hukuk Dairesi Esas: 2015/17208 Karar: 2016/6093 Karar Tarihi: 07.04.2016

İCRA DAVALARI İSTİRDAT DAVASI – SENETLERİN DAVACININ ŞİRKETİNDE ÇALIŞMASI NEDENİYLE İŞÇİLİK ALACAKLARI KARŞILIĞINDA VERİLDİĞİNİN BİLDİRİLDİĞİ – İSPAT YÜKÜNÜN DAVALIDA OLDUĞU – DAVALININ DELİLLERİ DEĞERLENDİRİLİP KARAR VERİLMESİ GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Dava, malen düzenlenmiş senet nedeniyle menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. Davalı beyanında senetlerin davacının şirketinde çalışması nedeniyle işçilik alacakları karşılığında verildiğini bildirmiştir. Davalı bu savunması ile de senet metnini talil etmiştir. Bu durumda ispat yükü davalı tarafa geçmiştir. Mahkemece ispat yükünün davalıda olduğu kabul edilerek davalı delilleri değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken somut olayın kapsamına uygun düşmeyen gerekçeyle ret kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.