Sözleşmeden Doğan Alacak Davası

İlkay Hukuk Bürosu Makaleler
İlkay Hukuk Bürosu > Avukatlık ve Danışmanlık  > Sözleşmeden Doğan Alacak Davası

Sözleşmeden Doğan Alacak Davası

Sözleşmeden Doğan Alacak Davası

Sözleşmeden Doğan Alacak Davası

Borçlar Hukuku içerisinde en fazla söz konusu olan dava konularının başında gelen alacak davası, davacı tarafın davalıdan borcun ifasını istediği davalar olmaktadır.

Sözleşmeden Doğan Alacak Davası Nedir?

Alacak davası açma yoluna giden davacı mahkemeden davalının ödemelerini gerçekleştirmesini talep eder.

Mahkeme kişilerin borcunun ödenmesi konusunda icraya kadar varan kesin kararlar vermekte ve aynı zamanda borcun miktarının da kesin olarak tespitini sağlamaktadır. Böylece taraflar arasındaki borç sorunu da kesin olarak çözüme kavuşacaktır.

Sözleşmeden Doğan Alacak Davasında Alacağın Kaynakları Nelerdir?

En çok görülen davalardan olan alacak davalarında farklı konular için çeşitli davaların görülmesi söz konusu olabilmektedir. Ancak her davanın ortak noktası taraflar arasında bir borç sorunun yaşanması olmaktadır.

İki kişi arasında borcun söz konusu olması için sözleşme, sebepsiz zenginleşme, haksız fiil ve vekaletsiz iş görme gibi konulardan borçların kaynaklanmış olması gerekmektedir.

Kişilerin bu tür borçlarla yükümlü oldukları zaman vadeleri geldiğinde borçlarını ödememeleri halinde borçtan kaynaklı paralarını alacak olan kişiler alacaklarını temin etmek için çeşitli hukuki yollara başvurabilirler.

Alacaklı davası da bu hukuki yollar arasında en sık tercih edilen olmaktadır. Mahkeme tarafından bu davalar sırasında borçlunun haksız olduğu ve hesaplanan miktarı ile birlikte alacaklıya iade edilmesi konusunda bir karar çıkarsa kişiler ilamlı icra takibi yoluna giderek haklarını en kolay şekilde alabileceklerdir.

Borcun kaynaklandığı sebepleri iyi bir şekilde belirlemek ve süreç boyunca kişilerin dayanabileceği kanun, hüküm ve mevzuatlara en uygun şekilde hareket etmek adına mutlaka deneyimli hukuk bürolarının avukatları ile birlikte çalışmaya dikkat edilmelidir.

Böylece vakit kayıplarının önüne geçerek kişilerin haklarını karşılığı ile elde etmesi mümkün oluyor.

Sözleşmeden Doğan Alacak Davaları

Alacak davalarının kaynakları içinde bulunan sözleşme, alacak davalarının görülmesinde etkili olabilmektedir.

Sözleşmeye aykırı bir şekilde hareket eden kişilerin karşı tarafın yaşadığı maddi ve manevi zararları karşılaması söz konusu olabiliyor.

Ancak bunun için kişilerin mutlaka zararın boyutları ve nitelikleri hakkında ispat hakkını kullanarak olayları delillerle güçlendirmesi gerekmektedir. Hakim bu tür durumlarda tazminat bedelini belirleyerek bir karar verebilir.

Tazminat miktarlarının belirlenmesinde hakimlerin dikkat ettiği nokta kişilerin yaşamış oldukları kusurun boyutu olmaktadır. Borçlular karara bağlı olarak güvence göstermek durumunda kalabilirler. Eğer zararı ortaya çıkaran kişilerden biri ise alacaklının ya da zararın ortaya çıkmasında etkisi bulunan biri ise kişinin tazminatından düşmeye gidilmesine karar verilebiliyor.

Sözleşmeden Doğan Alacak Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkemeler

Dava konusunu oluşturan olaylara bağlı olarak görevli mahkemeler değişiklik gösterebilmektedir. Eğer iş sözleşmeleri söz konusu ise iş mahkemeleri, eğer kira sözleşmesi söz konusu ise sulh hukuk mahkemeleri bu davalarda görevli olmaktadır.

Mal varlığına ilişkin hususlarda ortaya çıkan davalarda asliye hukuk mahkemeleri görevlidir. Bu sebeple özel bir durum ortaya çıkmadığı her durumda davalar asliye hukuk mahkemelerinde görülecektir. Ankara Avukat Sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Sözleşmeden Doğan Alacak Davası | Sıkça Sorulan Sorular

ALACAK DAVASI - SÖZLEŞMENİN İFASININ İMKANSIZ HALE GELMESİNDE ARSA SAHİBİNİN KUSURLU OLDUĞUNDAN SÖZEDİLEMEYECEĞİ - MAHKEMECE FESİHTE DAVACININ HAKLI OLDUĞUNUN TESPİTİ YÖNÜNDE KARAR VERİLMESİNİN İSABETSİZ OLDUĞU.

ÖZET: Davacı yüklenici ortaklık, sözleşmenin gereklerini zamanında yerine getirmediği gibi, açtığı fesih davasında arsa sahibinin kusurlu olmadığı tespit edilmiş, arsa sahibi ise uzun süre edimin ifasını beklemiş, ancak yüklenici edimlerini yerine getirmeyince, makul süre bekleyerek başka bir yüklenici ile 18.10.2011 günlü sözleşme imzalamıştır.

Bu durumda, sözleşmenin ifasının imkansız hale gelmesinde, arsa sahibinin kusurlu olduğundan söz edilemez. O halde, mahkemece, fesihte davacının haklı olduğunun tespiti yönünde karar verilmesi doğru olmamıştır.

Bununla birlikte, sözleşmenin feshi halinde, taraflar sözleşme uyarınca birbirlerine verdiklerini, sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince, kusur durumlarından bağımsız olarak birbirlerinden geri talep edebilirler. Bu itibarla, sözleşmede, davalıya ödendiği bildirilen 300.000,00 Euro’nun davalıdan tahsiline karar vermek gerekirken, banka dekontlarında belirtilen miktarın tahsiline karar verilmesi hatalı olmuştur.

GEÇERSİZ SÖZLEŞMENİN FESHİ VE İSTİRDAT DAVASI - MAHKEME KARARLARININ YARGITAY DENETİMİNE ELVERİŞLİ OLARAK OLUŞTURULMASI LÜZUMU - HER BİR DAVALI YÖNÜNDEN ZAMANAŞIMI SÜRESİNİN BAŞLANGIÇ BİTİŞ TARİHİNİN BELİRLENMESİ GEREĞİ

ÖZET: Dava, davacının üyesi olduğu … Minibüsleri Esnaf Odası ile S.S. 21 nolu Özel Halk Otobüsleri Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi arasında düzenlen anlaşma ve protokollerin geçersizliği nedeniyle feshi, geçersiz sözleşmeler uyarınca ödenen senet bedelinin istirdatı istemine ilişkin olup,

Mahkemece sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmenin hakkın kötüye kullanılması teşkil edeceği ve davalının zamanaşımı savunmasının haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, mahkemece, somut olay bakımından ve her bir davalı yönünden zamanaşımı süresinin ne zaman başladığı,

Süresinin ne kadar olduğu, hangi tarihte davanın zamanaşımına uğradığı Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde ayrı ayrı belirtilmeksizin davalının zamanaşımı savunmasının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

Avukata İlk Soruyu Siz Sormak İster Misiniz?

Avukata Soru Sor