Atla

Boşanma Davası İstinaf Mahkemesi


Boşanma Davası İstinaf Mahkemesi

Boşanma Davası İstinaf Mahkemesi

Boşanma Davası İstinaf Mahkemesi

ÖZET: Davacının herhangi bir gelirinin bulunmadığı, ailesinin desteği ile geçimini sağladığı, davalının asgari ücret seviyesinde düzenli gelir getiren bir işte çalıştığı. Kirada oturduğu anlaşılmakla, değişen kusur durumuna göre davalı erkeğin evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda tam kusurlu kalmaya devam ettiği de dikkate alınarak ilk derece mahkemesince tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile kusur durumları da gözetilerek uygun miktarda tedbir-yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminata hükmedildiğinden bu hususlara ilişkin davalının istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.

İlk derece mahkemesi kararındaki boşanma, velayet, kişisel ilişki; müşterek çocuk lehine belirlenen tedbir ve iştirak nafakası ile yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden istinaf kanun yoluna başvurmadığından, bu yönlerden hüküm kesinleştiğinden bu hususlarda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, ancak kusur belirlemesi yönünden gerekçe değiştiğinden. Hukuk Muhakemeleri Kanununun maddesi gereğince hükmün istinafa gelen bölümlerinin kaldırılarak esas hakkında aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmuştur.

 

Boşanma Davası İstinaf Mahkemesi

İlk derece mahkemesi kararındaki boşanma, velayet, kişisel ilişki, müşterek çocuk lehine belirlenen tedbir ve iştirak nafakası ile yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden istinaf talebinde bulunulmayıp, bu hususlar kesinleştiğinden bu hususlarda yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesince, "davalı erkeğin davacı eşi ile ilgilenmediği, davacıya hakaret ve tehdit ettiği, davacıyı aldattığı, her fırsatta alkol aldığı, evliliğin kendisine yüklediği görevleri yerine getirmediği, erkeğin tam kusurlu olduğu" kabul edilerek boşanmaya karar verilmiş ise de; davacı kadının, dava dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesinde vakıa olarak dayandığı "davalı erkeğin hakaret ve tehdit ettiği" vakıaları tanık beyanları ile doğrulandığı gerekçesiyle davalı erkeğe kusur olarak yüklenmiştir, ancak tanık beyanlarında tehdit ve hakaret vakıalarının somutlaştırılmadığı anlaşılmaktadır.

 

Bu nedenle ispatlanmış olduğu kabul edilemeyeceğinden erkeğe bu sebeple kusur yüklenemeyeceği, yine davacı, davalının "evin ihtiyaçlarını karşılamayarak birlik yükümlülüklerini yerine getirmediği" vakıasına dayanmış ve mahkemece de erkeğe ait kusur olarak yüklenmiş ise de davacının dayandığı bu vakıa ispatlanamadığından erkeğe ait kusur olmaktan çıkartılması gerekmiştir.

 

Ayrıca tanık anlatımlarına göre mahkemenin davalı erkeğe kusur olarak yüklediği "aldatma" vakıasının facebookta mesajlaşmadan ibaret olduğu, bu davranışının da aldatma olarak kabulünün mümkün bulunmadığı, ancak güven sarsıcı davranış olarak nitelendirilebileceği, erkeğe ait kusur belirlemesinden "aldatma" vakıasının çıkartılarak yerine, "güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu" vakıasının yazılmak suretiyle ilk derece mahkemesinin hatalı kusur belirlemesinin yukarıda izah edildiği şekilde düzeltilmesi gerekmektedir.

Boşanma Davası İstinaf Mahkemesi

Boşanma Davası İstinaf Mahkemesi Kararı

Dosya kapsamına göre; davacının herhangi bir gelirinin bulunmadığı, ailesinin desteği ile geçimini sağladığı, davalının asgari ücret seviyesinde düzenli gelir getiren bir işte çalıştığı, kirada oturduğu anlaşılmakla, değişen kusur durumuna göre davalı erkeğin evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda tam kusurlu kalmaya devam ettiği de dikkate alınarak ilk derece mahkemesince tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile kusur durumları da gözetilerek uygun miktarda tedbir-yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminata hükmedildiğinden bu hususlara ilişkin davalının istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.

 

İlk derece mahkemesi kararındaki boşanma avukatı, velayet, kişisel ilişki; müşterek çocuk lehine belirlenen tedbir ve iştirak nafakası ile yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden istinaf kanun yoluna başvurmadığından, bu yönlerden hüküm kesinleştiğinden bu hususlarda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, ancak kusur belirlemesi yönünden gerekçe değiştiğinden, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-2 maddesi gereğince hükmün istinafa gelen bölümlerinin kaldırılarak esas hakkında aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmuştur.

SIKÇA SORULAN SORULAR

HMK.nin kenar başlıklı maddesindeki <(I) Bölge adliye mahkemelerinin aşağıdaki kararları hakkında temyiz yoluna başvurulamaz:.... (f) Geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararlar...> şeklindeki hükümden ihtiyati tedbire ilişkin istinaf mahkemesine yapılacak kanun yolu başvurusunda verilecek kararlara karşı temyiz yoluna başvurulamayacağı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararına yönelik temyiz başvurusunun, söz konusu karara karşı temyiz başvuru imkanı bulunmadığından reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HMK. nun ilgili maddesine göre aynı maddenin ilgili fıkrasına göre aynı maddenin ilgili fıkrasında ise; denilmiştir. HMK. nun ilgili maddesinin ilk fıkrasında <İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir> hükmü öngörülmüştür.

Erkek belirlenen kusurlu davranışlara göre boşanmaya sebep olan olaylarda kadına nazaran ağır kusurludur. Gerçekleşen bu durum karşısında, mahkemece davaların kabulü bakımından, davanın kabulüne dayanak hukuki sebepler arasındaki fark dikkate alınmadan, kanun maddeleri yanlış yorumlanmak suretiyle, bozma ilamının amacına aykırı olarak, tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak, kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi, usul ve kanuna aykırıdır.

Davacı-davalı kadın boşanmaya sebep olan olaylarda tamamen kusurlu olup, tamamen kusurlu eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedilemez. Davacı-davalı kadının yoksulluk nafakasına yönelik talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

Mahkemece davalı-davacı erkeğe yüklenen kusurlu davranışlar dikkate alındığında boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu bağlamda, mahkemece davalı-davacı erkek tarafından hukuka aykırı olarak elde edilen delile istinaden tarafların eşit kusurlu bulunması ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak, davacı- davalı kadının maddi ve manevi (TMK m.174/1-2) tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı ise de, bu hususun ilk temyiz incelemesi sırasında gözden kaçtığı anlaşılmakla, kadının karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairemizin 13.06.2016 tarihli ve 2015/13100 esas ile 2016/11608 karar sayılı ilamıyla kadının temyiz itirazlarına konu kusur belirlemesi, maddi ve manevi tazminat taleplerine yönelik onama kararının kaldırılarak, mahkemece hükmolunan kararın kadına isnat olunan kusur belirlemesi, maddi ve manevi tazminatlar yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.


BİZE YAZIN

Av. İlkay Uyar Kaba
Av. İlkay Uyar Kaba

2006 yılında Ankara merkezli kurulan hukuk bürosunun kurucu Avukatı'dır. Hukuk alanında Başarının bir ekip işi olduğuna inanarak, personellerini belli alanlarda uzmanlaşmasını sağlamak için departmanlar kurularak branşlaşmaları sağlanmıştır.Hukuk Büromuz Aile hukuku ve Tazminat hukuku konularında, uzun yıllara dayanan dava çeşitliliği nedeniyle kararlardan oluşan geniş arşive sahip olup, bir çok davada almış olduğu önemli kararlar örnek içtihatlar olarak yayınlanmıştır.Hukuk departmanları olan icra, tazminat, iş kazası, genel dava, tüketici bölümlerinde oluşan her biri kendi alanında tecrübe edinmiş avukat ve yardımcı personeller görev yapmaktadır. Kendine güvenmek başarmanın yarısıdır. Başarı ise karşınızda ki kişiye güven verir. Başarı ve güvenin olduğu yerde olursanız doğru yol almanız kolay olur. İ.K.

İLGİLİ KONULAR
YORUMLAR
Yorum Bırak