Atla

Limited Şirket Davaları


Limited Şirket Davaları

Limited Şirket Davaları

Limited Şirket Davaları

Limited şirket yapısı, bir ya da birden fazla gerçek veya tüzel kişi ile ticaret unvanı altında kurulumu gerçekleştirilen; esas sermayesi belli, esas sermayesi de esas sermaye paylarının toplamından meydana gelen ve ortaklarının,

Şirketin mevcut borçlarından yükümlü bulunmadığı ve yalnızca taahhüt edilmiş olunan esas sermaye paylarının ödemesini yapmakla yükümlü ve şirket sözleşmesi dahilinde yer alan ek ödeme ve yan edim sorumluluklarını yerine getirme yükümlülüğü bulunan şirketler olarak Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde açıklanır.

Şirket ve Ortaklar Arasında Hukuki Bağ

Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde şirket ortakları tarafından dilediklerinde kendilerine ait olan sermayenin devrini gerçekleştirebilerek ayrılabilme hakkına sahiptir.

Aynı şekilde şirket sözleşmesi dahilinde ortakların, şirketten ayrılma hakları bulunur ve bu hakkın kullanımına ilişkin olarka ortaklara yönelik olarak çeşitli koşullar oluşturulmuştur.

Bunun haricinde şirketteki her bir ortak, haklı bir neden göstermek koşulu ile şirket ortaklığından çıkartılması talebinde bulunabilir.

Bu doğrultuda da mahkemeye başvuruda bulunularak, dava açılır ki mahkeme hakimi tarafından söz konusu davacı ortağın, ortaklığından dolayı meydana gelen hak ve borçlarının bir kısmının ya da tümünün ‘dondurulması’ talebini gerçekleştirebilir.

limited şirket

Ortak ve Şirket Arasındaki Anlaşmazlıklar

Türkiye’ de limited şirket yapılarında meydana gelen ortaklar arasındaki anlaşmazlıklar nedeni ile şirket yönetimsel fonksiyonlarının uygulanamaması halinde, fonksiyonların gerçekleştirilmesini ve gelişimini önleyici ve şirketin feshedilmesine sebebiyet verebilecek şartların meydana gelmesi durumunda, kanun dahilinde hukuki koruma önlemleri sayesinde şirketin koruma altına alınması sağlanmıştır.

Şirket Hisse Devri Davaları

Şirket hisse devri incelendiğinde örnek kararda ki hususlar vurgulanmıştır. Görülen davada, limited şirket ortakları arasındaki hisse devrinin şirketin iç işlerinden sayıldığını, hisse devri için iptal davası açmaya davacının hakkının olmadığını, davalı ...'dan iktisabından on yedi ay sonra aynı bedel ile hissesini geri aldığını, söz konusu işlemde muvazaanın söz konusu olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir..

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'ın ..... günü şirket hissesini gerçek değerinin çok altında bir bedel ile davalı... 'a devrettiği, yapılan devir işleminin muvazaalı olduğu, davacının bu davanın açılmasında hukuki menfaatinin mevcut olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile ......Ltd. Şti'nde bulunan......adet hissenin davalı ... tarafından ..... günü davalı... 'a hisse payı devrine ilişkin işlemin iptaline karar verilmiştir.

Kararı, davalı ... vekili ve davalı... vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ... vekili ve davalı... vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

şirket

Limited şirketin tasfiyesi nasıl yapılır

Şirketin tasviye ve feshedilmesi konusunda verilen kararda özellikle araz eden duruma dikkat edilmesinde fayda vardır. Örnek karar da e Asıl, karşı ve birleşen dava ortaklıktan çıkma, zararın tahsili ve fesih ve tasfiye istemlerine ilişkindir.

Mahkemece, birleşen limited şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin davanın asıl davadaki çıkma ve ayrılma akçesine yönelik talepleri konusuz bırakacağından öncelikle görülmesi gerektiğinden bahisle toplanan delillere göre mahkemece şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir.

Ancak, şirketin fesih ve tasfiyesi konulu dava 10 yıl süreyle tekbaşına şirketi temsile yetkili kılınan ... tarafından yönetici sıfatı bulunmayan ...’a ve tasfiyesi talep olunan şirkete karşı açılmış olup, davalı ...'ın yönetici sıfatı olmadığından şirket davada temsil edilmemiştir.

 Şirketin tek temsilcisi davada davacı sıfatını haiz olduğundan mahkemece davada şirketin temsili amacıyla kayyım atanmak suretiyle davalı şirkete savunma hakkı tanınarak toplanan deliller ışığında karar verilmesi gerekirken,

Mahkemece aktif husumet ehliyetine yönelik bu husus gözetilmeksizin karar verilmesi hatalı olduğu gibi, şirketin fesih ve tasfiyesine yönelik davada husumetin ortağa yöneltilememesine rağmen davalı ortak ...'a dava açılamayacağının gözetilmemesi de doğru olmamış, birleşen davada kararın bozulması gerekmiştir. 

Limited şirket yapısında mevcut ortakların, şirketten ayrılmasına ilişkin Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde şirketten çıkma hakkının tanınması mümkündür. Ancak söz konusu çıkma hakkına ilişkin olarak çeşitli koşulların uygulanması da söz konusu olabilmektedir.

Bu doğrultuda da şirketteki her bir ortak, haklı nedenler gösterecek şekilde şirketten çıkmasına müsaade edilmesi ve şirketin feshedilmesi talebini mahkemeye yapabilmektedir.

Türk Ticaret Kanunu dahilinde bir ortağın şirketten çıkması ya da çıkartılması durumu, sadece sermayenin düşürülmesine dair hükümlere uygun olması koşulu ile geçerlilik kazanabilmektedir.

Limited şirket Ortağının Haklı Sebeple Ortaklıktan Çıkarılması

Bu konu hakkında daha açıklayıcı olması açısında incelenen örnek yargıtay kararında, Asıl dava limited şirket ortağının haklı sebeple ortaklıktan çıkarılması, maddi ve manevi tazminat karşı dava limited şirketin haklı nedenle fesih istemine ilişkindir.

Mahkemece, asıl davanın kabulüne ve davalı ... ayrılma payının ödenmesine karar verilmiş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ayrılma payı hesaplanırken davacı şirketin 2008-2009 yıllarındaki bilanço değerleri üzerinden hesaplanmak sureti ile sonuca varılmıştır. 

Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, ayrılma payı hesabı karara en yakın tarihte şirket mal varlığının rayiç değerler üzerinden hesaplanmalıdır.

Bu durumda şirket mal varlığı hükme en yakın tarihteki rayiç değerler üzerinden hesaplanarak limited şirket ortaklarının ödedikleri sermaye payları gözetilerek davalının ayrılma payı hesaplanarak sonuca varılması gerekirken yazılı gerekçe ile yanılgılı değerlendirme sonucu karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. 

Yukarıda ki nedenlerle davacı-karşı davalının tüm, davalı-karşı davacının karşı davaya ilişkin tüm, asıl davaya ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, şeklinde karar verilmiştir.

Limited şirketlere ilişkin pay devri ile ilgili olarak TTK’ da düzenlemeler bulunur. TTK kapsamında limited şirketler bünyesinde ortaklar tarafından ilgili payın devri gerçekleştirilmesi durumunda sadece şirkete bildirimi ve pay defterine geçirilmesi şartı ile söz konusu olabilir.

Bu aşamada devir işleminin pay defterinde kayıt altına alınabilmesinin mümkün olması için, ortaklardan en az dörtte üçünün devir işlemine onay vermesi ve bu onay veren ortakların şirket sermayesinin en az dörtte üçüne sahip olması gerekliliği bulunmaktadır.

Limited şirket ortağı tarafından haklı neden olması şartı ile kendi isteği çerçevesinde ortaklıktan ayrılmasına onay verilebilir.

Söz konusu pay devri işleminin gerçekleştirilmesi onayının alınması, ilgili ortağın hissesinin şirket tarafından devralınması ya da başka bir ortak tarafından devralınması halinde ‘ihtilafsız’ ayrılma durumu meydana gelir.

SIKÇA SORULAN SORULAR

Açılan davanın yasal desteği olmadığını, davacı şirketin müvekkilininadeta 3. şahısmış gibi mevzu bahis taleplerde bulunmasının hukuken olası olmadığını,

Müvekkilinin verilen yetki kapsamında almış bulunduğu müşteri çeklerini davacı şirkete verildiğini, davacı şirkete iadesi lüzumlenen herhangi bir çekin bulunmadığını,

Davacı şirketin manevi tazminat talep etmesinde yasal koşulların oluşmadığını, davacı şirketin kurulduğundan bu yana müvekkiline hiç bir şekilde kârhissesi ödemesi yapılmadığı gibi yasal olarak kontrat gereği,

kendine ödenmesi lüzumlenen aylık ve başka hakların ödenmediğini söyleyerekdavanın reddini istemiş, karşı davasında, şirketin feshi ve tasfiyesinehüküm verilmesini talep etmiştir. Asıl dava limited şirket ortağının haklı sebeple ortaklıktan çıkarılması,

Parasal ve ruhani tazminat başka dava limited şirketin haklı nedenle fesih istemine ilişkindir. Mahkemece, esas davanın kabulüne ve davalı ... ayrılma payının ödenmesine hüküm verilmiş,

Hükme asal alınan eksper raporunda bölünme hissesi hesaplanırken davacı şirketin 2008-2009 senelerindeki bilanço değerleri üstünden hesaplanmak sureti ile neticeye varılmıştır. 

Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, bölünme hissesi hesabı istikameteen yakın tarihte şirket mal varlığının rayiç kıymetler üstünden hesaplanmalıdır. 

Bu halde şirket mal zenginliği hükme en yakın tarihteki rayiç kıymetler üstünden hesaplanarak Limited şirket ortaklarının ödedikleri anapara hisseleri gözetilerek davalının bölünme hissesi hesaplanarak neticeyevarılması gerekirken yazılı gerekçe ile yanılgılı değerlendirme neticesihüküm verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 14/03/2011 tarihinde yapılan sözleşmeye göre müvekkilinin limited şirketindeki hissesini davalıya devredeceğini, bunun karşılığında devir bedeli olarak 28.000 TL'nin davalı tarafından müvekkiline ödeneceği hususunda anlaşma yaptıklarını, hisse devrigerçekleşmesine rağmen davalının borcunu ödemediğini,

Bunun üzerine davalı hakkında icra takibi başlattıklarını, davalının icra takibine itiraz ederek takibi durdurduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 az olmamak kaydıyla inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. 

Davalı vekili, davacının müvekkilinden herhangi bir alacağının olmadığını, müvekkilinin bu borcu ödediğini, ikinci kez tahsil yoluna gidildiğini, davanın haksız olarak açıldığını savunarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. 

Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava itirazın iptali ile tazminat istemine ilişkin olduğu, davacı taraf yapılan hisse devri bedeline istinaden icra takibi başlattığı, davalı tarafın hisse devri karşılığında paranın ödendiğine dair davacının imzasını taşıyan belge sunmuş olduğu, davacı tarafın imzanın kendisine ait olduğunu kabul ettiği fakat içeriğinin sonradan doldurulduğunu beyan ettiği,

İmzalı boş kağıdı karşısındakine veren kimse onun üzerine kendisini zararlandırıcı mahiyette ilaveler yapılabileceğini bilebileceği, bu nedenle doğacak tehlike ve rizikoları ilk başta kabul etmiş sayılacağı,

Açığa imza atılmak suretiyle tanzim olunan senet anlaşmalara aykırı biçimde doldurulduğu hususu usulen ve yasal delillerle kanıtlanmadığı takdirde hukuken geçerli kabul edildiği, yazılı delil karşısında davacı tarafın delillerine itibar edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddi ile %20 oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir. 

Birleşen davada davalı vekili, tasfiye memuru ücretinden şirket ortaklarının sorumlu olmadığını, esas olarak şirket borçlarından şirket kendi mal varlığı ile sorumlu olduğunu,

Bu ana kuralın istisnasının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun ile getirilen ortakların kamu borçlarından ikincil sorumluluklar olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının tasfiye memuru olarak atandığı, tasfiye memuruna takdir edilen ücretin 1/2'sinin davacı 1/2'sinin de davalı taraflarca ödenmesine karar verildiği,

Asıl davanın davalıları ...e ...'in 4 aylık tasfiye memuru ücretinden dolayı 875,00'şer TL'den sorumlu oldukları gerekçesiyle, asıl dava yönünden davanın kısmen kabulü ile, davalı borçluların takip dosyasına karşı yaptığı itirazının kısmen iptaline,

Takibin 1.750,00 TL üzerinden devamına, hüküm altına alınan alacak miktarı üzerinden %40 oranında hesaplanan 700,00 TL icra inkar tazminatının da ayrıca davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Birleşen dava yönünden, davalıların tasfiye memuru ücreti alacağından sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı borçluların takip dosyasına karşı yaptığı itirazının kısmen iptali ile takibin 14.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına,

Hüküm altına alınan alacak miktarı üzerinden %20 oranında hesaplanan 2.800,00 TL icra inkar tazminatının da ayrıca davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.

Hatıralan şirketlerin her biri içersinde infisah ve tasfiye yolu tek tek gösterilmiştir. 

Tasfiye sırasında ticaret şirketinin alacak ve borçları belirlenir ve borçlar ödendikten ardından kalan mevcudu, asalmukavelede aksine bir karar olmadıkça, 

Hisse sahipleri arasında ödedikleri sermayeler ve paylara bağlı olan imtiyaz hakları nispetinde dağıtılır, tasfiyenin sona ermesi üstüne şirkete ilişkin ticaret unvanının sicilden terkini tasfiye memurları doğrulusunda sicil memurluğundan talep olunur.

 İş bu talep üstüne terkin keyfiyeti tescil ve ilan olunmakla ticaret şirketinin tüzel kişiliği sona ermiş gerçekleşir. Tasfiye süreci ile tüzel kişilik sona erdirildiğinden terkin prosedürü esnasında ticaret sicil memurluğuna İcra ve İflas Kanunu'nun 44. maddesine göre bir mal beyanında bulunulması da mevzubahis değildir. 

Terkin işleminden ardından ticaret şirketinden alacağı yer aldığını iddia eden bir alacaklı bu alacağını fakat terkin edilen ticaret şirketini yasaya göre ihyasını sağlamak suretiyle tahsil edebilecektir. 

Açıklamalar kapsamında somut olaya dönüldüğünde, İcra ve İflas Kanunu'nun 44. 
maddesi ile kazançlan mal beyanında bulunma yükümlülüğü yer aldığını söylemek yasası zorlama olacaktır. 

Hal bu tür olunca, Türk Ticaret Kanunu'nun 136. maddesinde kabul edilen ortaklaşa, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerinin müdür ya da yetkilileri içersinde İcra ve İflas Kanunu'nun 337/a maddesinde yaptırıma bağlanan ticareti terk suçunun işlenmesi olası değildir.

 İzmir Ticaret Sicil Memurluğunun 14.11.2008 tarih ve 25812 sayılı cevabi yazılarından, adı geride bıraktığımız sanığın 09.08.2007-09.08.2017 tarihleri arasında münferiden şirketi temsile yetki sahibi bulunduğugözetilmeksizin,

Suç tarihi bakımından yetki sahibi bulunmadığıgerekçesiyle beraatine hüküm verilmesi isabetsiz ise de, yukarıda izah eden nedenlerle gerekçesi hatalı ama neticesi bakımından doğru olan hükmün isteme marjinal olarak onanmasına> hükümverilmiştir.

Faturaların Vergi Usul Kanunu'nun 230. maddesinde öngörülen mecburî verileri içermesinin gerekmesi, suçamevzu faturaların asılları ya da onaylı suretleri dosya içine konulup incelenerek,

Kanunda öngörülen biçim şartlarını taşıyıp taşımadığının belirleme edilmesi,Soytek şirketi ile ilgili düzenlenmişse vergi yöntemi ile vergi araştırma raporlarının alakalı vergi dairesinden sorularak var ise dosyaya celbi ile faturaları düzenleyen şirket yetkilileri ile ilgili dava açılıp açılmadığının araştırılması.

Açıldığının belirlenmesi durumunda dava dosyası celp ile incelenerek özetinin duruşma tutanağına geçirilmesi, bu davayı ilgilendirenkanıtların onaylı örneklerinin dava dosyasına intikal ettirilmesi,faturaların asal alım-satım karşılığı çoğu olmadığının belirlenmesi istikametinden mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyeleri,

Teslim ve tesellüm belgeleri, bedelinin ödendiğine değin ticari teamüle makul, kanıtlama yeterliliği olan banka hesapları ve kasa mevcuduyla ahenkli geçerli belgeler,

Faturaları düzenleyenin yeterli mal girişi ya da üretimi çoğu bulunmadığı da öneme alınarak.

Faturaları düzenleyen şirket ile sanığın yetkilisi olduğu şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde karşılaştırmalı bilirkişi incelemesi yaptırılması,toplanan tüm delillerin sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, 


BİZE YAZIN

Av. İlkay Uyar Kaba
Av. İlkay Uyar Kaba

2006 yılında Ankara merkezli kurulan hukuk bürosunun kurucu Avukatı'dır. Hukuk alanında Başarının bir ekip işi olduğuna inanarak, personellerini belli alanlarda uzmanlaşmasını sağlamak için departmanlar kurularak branşlaşmaları sağlanmıştır.Hukuk Büromuz Aile hukuku ve Tazminat hukuku konularında, uzun yıllara dayanan dava çeşitliliği nedeniyle kararlardan oluşan geniş arşive sahip olup, bir çok davada almış olduğu önemli kararlar örnek içtihatlar olarak yayınlanmıştır.Hukuk departmanları olan icra, tazminat, iş kazası, genel dava, tüketici bölümlerinde oluşan her biri kendi alanında tecrübe edinmiş avukat ve yardımcı personeller görev yapmaktadır. Kendine güvenmek başarmanın yarısıdır. Başarı ise karşınızda ki kişiye güven verir. Başarı ve güvenin olduğu yerde olursanız doğru yol almanız kolay olur. İ.K.

İLGİLİ KONULAR
YORUMLAR
Yorum Bırak