Atla

Terk nedeniyle boşanma davası soruları


Terk nedeniyle boşanma davası soruları

Terk nedeniyle boşanma davası soruları

Terk Nedeniyle Boşanma Davası Soruları

Eşlerden biri, aile bilirliğinin sorumluluklarını yerine getirmemek amacıyla diğer eşi terk etmesi neticesinde yaşanan olayların başlangıcıdır. Erkek veya kadının sebepsiz evi terk etmesi durumunda evi terk etmek boşanma sebebi midir şeklinde soru da sebep ve olaylara bakılması gerekmektedir.

Örnek bir kararda Erkeğin savunmasında, kadının erkeğin ekonomik durumunu ve erkeğin ailesiyle birlikte yaşayacaklarını bildiğini, kadına her hangi bir eziyet yapılmadığını, kadının sonra huysuzluk ve kapris yapmaya başladığını, evi terk ettiğini, kül tablasının kadına değil sehpaya çarpıldığını, nafaka bedelinin çok yüksek olduğu için itiraz etmiştir.

Ancak tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından, birlikte yaşanılan evde, taraflardan başka, erkeğin annesi, ablası ve ablasının üniversiteye ve liseye giden iki erkek çocuğunun bulunduğu, birlikte yaşam sırasında, davalı davacı kadın ile, kayınvalidesi ve görümcesi arasında sorunlar yaşandığı ve kadının ayrı bir eve çıkmak istediği anlaşılmaktadır. Son olayda, erkeğin, kadının, kayınvalidenin, görümcenin içinde bulunduğu bir tartışmanın yaşandığı, görümcenin sinirlenip küllüğü yere fırlattığı, kadının ailesini arayıp çağırdığı, ailesi geldiğinde, erkeğin işte bulunduğu sırada kayınvalidenin kadını ve ailesini evden kovduğu bu şekilde tarafların ayrı yaşamaya başladıkları görülmektedir.

Olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki, bu sonuca ulaşılması tamamen, bağımsız bir ev temin etmeyen ve ailesinin eşine müdahalesine sessiz kalan davacı davalı erkeğin tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Açıklanan sebeplerle, boşanmaya karar verilmiştir.

Haklı gerekçesi olmadan birlikte yaşadıkları eve en az altı ay gelmediğinde, diğer eşin talebi üzerine hâkimin bildirmesi ve uyarısı sonucunda diğer eşin iki ay içerisinde geri dönmeyen eşe terk nedeniyle boşanma davası açabilir.

 

Terk nedeniyle boşanma davası soruları

Terk Nedeniyle Boşanma Davası

Evi terk eden koca boşanma davası açabilir mi veya soruyu değiştirecek olursak evi terk eden kadın boşanma davası açabilir mi şeklindeki soruda terk nedeniyle boşanma davası şartlarının incelenmesi gerektiğini belirtmek gerekir.

Terk nedeniyle boşanma davası açma süresi, eşin birlikte yaşadıkları eve en az altı ay gelmediğinde terk nedeni ile boşanma şartları oluştuğunu belirtmek isteriz.

 

Terk, mutlak boşanma nedenidir ama erkek veya kadının evi terk etmesi suç mudur sorusuna ise cevap olumsuz olacaktır. Ancak Kusurlu davranışlarıyla ortada hiçbir sebep yokken ortak evi terk ederek evlilik birliğini ve ortak hayatı çekilmez hale getirmekte boşanmaya sebep davranış kabul edilmektedir.Terk nedeniyle boşanma davasının açılması öncesinden terk nedeniyle boşanma ihtar dilekçesi yazılarak, aile mahkemesinden veya terk nedeniyle ihtar noter aracılığı ile gönderilmesi gerekmektedir. Örnek bir davada Dava dilekçesinde davacı-karşı davalının hiçbir haksız sebep olmaksızın müşterek konutu terk etmesi ve bu nedenle evlilik birliğinin sarsıldığı iddiasıyla boşanma davası açtığı, fiili ayrılığın tek başına boşanma sebebi olmadığı gerekçesi doğru görülmemiştir.

Terk Nedeniyle Boşanma ve Eve Dön İhtarı

Eşi aile birliği ortak evi terk etme zorunda bırakan veya haklı ve makul bir gerekçesi olmayan eve dönmesini engelleyen veya zorlaştıran eş de terk etmiş sayılır. Bu nedenle terk nedeniyle eve dön ihtarı samimi olması gerekmektedir.

Örnek kararda çocukların üzerinde baskıcı bir tutuma sahip olan davalı erkeğin bu davranışları nedeni ile çocuklarla sorun yaşadığı, ancak bu sorunlara davacı kadının sebebiyet vermediği gibi bu konuda çocuklarını yatıştırıcı bir tavır sergilediği, babaları ile olan ilişkilerini düzeltmeye çalıştığı, ancak davalı erkeğin çocuklara karşı baskıcı tavırlarının devam ettiği, aynı şekilde davacı kadına ve ailesine “papazlar, dinsizler. Ermeni tohumusunuz" diye hakaret edip davacı kadına "sen şişkosun, ben Suriyeli alacağım" dediği ve bir Suriyeli kadınla evlenme isteğini değişik ortamlarda da dile getirdiği, davacı kadına şiddet uyguladığı, davacı kadının da davalı erkeğe "geri zekalı, beceriksiz, şunu öldürüp bir köşeye atamadılar" şeklinde sözlerle hakaret ettiği, davacı erkeğin dinen boşanmış sayıldıkları gerekçesi ile evi terk ettiği, bunun üzerine davacı kadının evin kilidini değiştirdiği, kocası bu şekilde evi terk eden kadının kapının kilidini değiştirmesinin onun için kusur oluşturmayacağı, evliliğin devamında eşler için korunmaya değer bir menfaat kalmadığı, davacı kadını döven, ona ve ailesine hakaret eden, Suriye’li bir kadınla evlenme isteğini dile getiren davalı erkeğin, kocasına hakaret eden davacı kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğu gözetilerek her iki boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir.Terk nedeniyle ihtarname örneği, Terk nedeniyle Boşanma dava dilekçesi örneği kanununda belirtilmiş olan usul ve esaslara uyulması zorunludur.

 

Terk Nedeniyle Boşanma Davasında Nafaka

Terk nedeniyle boşanma davasında nafaka evliliğin son bulması sebebiyle yoksulluğa düşecek eş ve çocuklar için hayatlarını idame ettirmeleri için, eşlerin sosyo-ekonomik durumlarına göre belirlenen aylık veya toplu olarak terk nedeniyle tedbir nafakası ödenmesine karar verebilir. Terk nedeniyle boşanma dava öncesi veya davada evi terk eden kadına nafaka verilir mi, verilir olduğu terk nedeniyle boşanma davası Yargıtay kararlarında belirtilmektedir. Örnek yargı kararında evi terk nedeniyle açılan davada, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, ihtiyaçları ve nafaka yükümlüsünün (davalı babanın) gelir durumu nazara alındığında; çocuk için takdir edilen 700 TL tedbir nafakası miktarı fazla olup, çocuğun yaşı ve ihtiyaçları dikkate alınarak 500 TL aylık tedbir nafakası takdir edilmesi uygun görülmüştür, şeklinde karar verilmiştir..

Terk nedeniyle boşanma davası

Terk nedeniyle boşanma maddesi ve konusu, aslında terk nedeniyle boşanma şiddetli geçimsizlik veya terk nedeniyle ihtar süresi, terk nedeniyle ihtar şartları, terk sebebiyle ihtar süresi, terk nedeniyle boşanma koşulu gibi sorular boşanma dava sürecini belirleyici cevaplarıdır.

Terk nedeniyle boşanma davası ne kadar sürer ya da terk nedeniyle boşanma süre başvurulan mahkemenin iş yükü ve şehrin nüfus yoğunluğuna göre değişse de yaklaşık 449 günde ve sürede tamamlanır ve kesinleşir.

Terk nedeniyle boşanma ihtar dilekçesine veya terk nedeniyle boşanma davası cevap dilekçesine cevap verilmesi gereken iki unsurdur. Boşanma dava dilekçesine cevap verme süresi ise 14 gündür. Bu süre içerisinde avukat ve danışmanlık dahilinde bu hak bilinçli olarak kullanılmasında fayda vardır.

Terk Nedeniyle Boşanmada Tazminat

Terk nedeniyle boşanmada tazminat davaya konu edile bilinir. Son yıllarda aile mahkemeleri tarafından verilen yüksek maddi ve manevi tazminatlar için; boşanma davası açan tarafların haklarını en iyi şekilde savunmaz ise yüksek maddi ve manevi tazminatlar ödemek durumunda kalabilir.

Terk nedeniyle boşanma tazminat talebi varsa bu durum talep gerekçeleri ile dava dilekçesinde yerini almalıdır.

Ayrıca Evi terk etmiş olan ya da kendi isteği ile evden ayrılmış olan kadının ziynet eşyalarını da yanında götüreceğini öngören Yargıtay tarafından şiddete maruz kalmak sureti ile dövülerek, zorla evden atılan ve buna benzer nedenler ile evi terk etmek durumunda bırakılan kadının ise ziynet eşyalarını yanında götüremeyeceğini bu durumda ziynet eşyalarının kadında olduğunu kocanın ispatlaması zorunluluğu bulunmaktadır.

Evi terk eden kadına boşanma Davası Gerekçesi Kabul Görmedi. Eşini Babasının Evine Bırakma Ağır Kusur Olarak Kabul Edildi

Evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma istemine ilişkindir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre; mahkemenin davalı kadının kusurlarını doğru belirlediği, davalı erkeğin de eşini ailesinin evine bırakarak arayıp sormadığı sonuç itibariyle boşanmaya sebep olan olaylarda davacının ağır kusurlu olduğu, ilk derece mahkemesinin kusurun ağırlığına ilişkin kararının doğru olduğunun anlaşılması nedeniyle, davalının istinaf itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükme karşı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Erkek dilekçesinde, görücü usulü ile aile baskısı altında evlendiklerini, evliliklerinin ilk yıllarından itibaren kültürel farklılıklar anlamında anlaşamadıklarını, bu sorunun çözümü ve müvekkilinin işinin Antalya ilinde olması nedeniyle Antalya iline taşındıklarını, bu durum üzerine davalının kültürel anlamda müvekkiline uyum sağlayamaması sonucu .....'da yaşayan ailesinin yanına yerleştiğini, müvekkilinin tek taraflı kaza sonucunda sol kolunu kaybettiğini, bu kaza sonucu oluşan tahribatın giderilmesi amacıyla yapılan tedavi ve tedavi sürecinde davalının herhangi bir bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalının ev hanımı olmasına rağmen evin temizliği ve diğer ev işlerini yapmamayı alışkanlık haline getirerek evliliği çekilmez hale getirdiğini ve en sonunda evi terkettiğini ileri sürerek, tarafların boşanmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre; mahkemenin davalı kadının kusurlarını doğru belirlediği, davalı erkeğin de davacıyı ailesinin evine bırakarak arayıp sormadığı sonuç itibariyle boşanmaya sebep olan olaylarda davacının ağır kusurlu olduğu, ilk derece mahkemesinin kusurun ağırlığına ilişkin kararının doğru olduğunun anlaşılması nedeniyle,

Terk Nedeniyle Boşanma Yargıtay ve İstinaf Kararları

1. Düğünde takılan ziynet eşyalarının, davalının ailesi tarafından alındığını iddia etmiş, davalı ise, ziynet eşyalarının İzmir'de davacının annesinde kaldığını, davacının bu altınlar ile yurt dışına çıkmasının mümkün olmadığını savunmuştur. Davalı tanığı M. Ü. duruşmada alınan beyanında "... biz eve birisinin girdiğinden şüphelendik, bu nedenle daha önce muhafaza etmek amacı ile bizim evimizde bulunan taraflara ait ziynet eşyalarını ben oğluma teslim ettim.

Ziynet eşyalarının tamamını davalıya verdim ..." şeklinde ve davalı tanığı E. Ü. ise duruşmada alınan beyanında "... Ben altınların ne olduğu konusunda bilgi sahibi değilim. Altınlar oğluma teslim edilmişti..." şeklinde beyanda bulundukları anlaşılmakla, davacı kadın, ziynet eşyalarının, davalı tarafın zilyetlik ve korumasına evi terk edildiğini davalı tanık beyanları ile ispat etmiştir.

Bu durumda ispat yükü davalıda olup, davalı ziynet eşyalarının iade edilmemek üzere kendisine verildiği yolunda bir savunmada bulunmamıştır. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde ve yapılan bilirkişi incelemesinde bir yanlışlık görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davalının istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

2. Çocuklarının olmadığı, dosya kapsamı ve dinlenen tanık beyanlarına göre, tanıkların taraflar arasındaki geçimsizliğe ilişkin görgüye dayalı bilgilerinin olmadığı, taraflar arasında önceden açılmış bir boşanma davasının bulunmadığı, TMK'nın 166/4 maddesinde düzenlenen boşanmanın şartlarının oluşmadığı.

Evi terk nedeniyle boşanma, evlilik birliğinde tarafların ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığını kabule elverişli ve yeterli delil bulunmadığı, tarafların davalarını ispat edememesi ve TMK'nın 166/4. maddesindeki boşanma şartlarının oluşmaması nedeni ile mahkemenin boşanma davalarının reddine karar vermesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurularının esas yönünden reddine karar verilerek bu yönde hüküm kurulmuştur.

3. Davacı kadın dilekçesinde, eşinin evi terk ettiğini, erkeğin son 6 aydan fazla eş ve babalık görevini yapmadığını, kendisini, çocuklarını ihmal ettiğini, eş vazifesini yerine getirmediğini gerekçesini sunarak boşanmalarına, çocuğunun velayetini verilmesini,kendisi ve çocuk için 1.000TL tedbir ve yoksulluk nafakasına 25.000TL maddi tazminata ve erkeğin kadına kötü davranışı nedeniyle 25.000TL manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir.

Mahkemece, iki davanın da kabulü ile boşanmalarına, velayetin anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişkiye, 300TL iştirak nafakasına, 400TL yoksulluk nafakasına, kadın yararına 15.000TL maddi tazminata hükmedilmiş, kadının manevi tazminat talebinin ise reddine karar verilmiştir.

Davalı davacı kadının ekonomik ve sosyal durumunun araştırılması, davacı davalı erkekten ekonomik ve sosyal durumu hakkında açıklama istenilip, erkeğin çalıştığı kurumdan işyerindeki statüsü, ek ödemelerle birlikte aldığı gelirinin sorulması.

SIKÇA SORULAN SORULAR

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı kadının süresinde cevap dilekçesi sunmadığı, mahkemece davacı erkeğe kusur olarak yüklenen "evi terketme" vakıasına yasal süresi içerisinde davalı kadın tarafından dayanılmadığından usulünce dayanılmayan vakıa nedeniyle diğer tarafa kusur yüklenemeyeceği, buna karşın mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davalı kadının boşanmaya sebebiyet verecek bir kusurunun ispatlanamadığı ve ret kararının sonuç itibariyle doğru olduğunun anlaşılmasına göre, davacı erkeğin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 143.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi

Mahkemece; davacı tarafın geçimi ve bakımı için gerekli, davalının geliri ile orantılı olacak şekilde, TMK'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak, davacı eş yönünden daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı taraf yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 15.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Mahkemece yapılan yargılamada toplanan delillere göre, davacının ikrah yolu ile senedi tanzim ettiği yahut tanzim etmesi için cebir veya şiddet uygulandığı veya tehdit edildiğine dair delil elde edilemediği, davacı tanıklarının davacının anlatımına dayalı olarak dolaylı bilgiye istinaden beyanda bulundukları, bu nedenle davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilemeyeceği, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalılar yararına takdir olunan ....480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 01/.../2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Mahkemece; davacı tarafın geçimi ve bakımı için gerekli, davalının geliri ile orantılı olacak şekilde, TMK'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak, davacı eş yönünden daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı taraf yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 15.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. 

Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davalı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat çoktur. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.

Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıdaki yazılı harcın davalıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 154.30 TL temyiz başvuru harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran davacıya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 19.12.2017


BİZE YAZIN

Av. İlkay Uyar Kaba
Av. İlkay Uyar Kaba

2006 yılında Ankara merkezli kurulan hukuk bürosunun kurucu Avukatı'dır. Hukuk alanında Başarının bir ekip işi olduğuna inanarak, personellerini belli alanlarda uzmanlaşmasını sağlamak için departmanlar kurularak branşlaşmaları sağlanmıştır.Hukuk Büromuz Aile hukuku ve Tazminat hukuku konularında, uzun yıllara dayanan dava çeşitliliği nedeniyle kararlardan oluşan geniş arşive sahip olup, bir çok davada almış olduğu önemli kararlar örnek içtihatlar olarak yayınlanmıştır.Hukuk departmanları olan icra, tazminat, iş kazası, genel dava, tüketici bölümlerinde oluşan her biri kendi alanında tecrübe edinmiş avukat ve yardımcı personeller görev yapmaktadır. Kendine güvenmek başarmanın yarısıdır. Başarı ise karşınızda ki kişiye güven verir. Başarı ve güvenin olduğu yerde olursanız doğru yol almanız kolay olur. İ.K.

İLGİLİ KONULAR
YORUMLAR
Yorum Bırak