Terk Sebebiyle Boşanma Davası Nasıl Açılır

Terk Sebebiyle Boşanma Davaları Nedir ?

Türk Medeni Kanunu evlilik birliği içinde bulunan kişilerden en az birinin ortak yaşanılan konutu terk etmesi ya da konutta bulunan eşin diğer eşi eve kabul etmemesi veya eve girişini engellemesi gibi durumların ortaya çıkması halinde boşanmanın özel sebeplerinin meydana geldiğine karar vererek Terk Sebebiyle Boşanma Davası açılmasına hak verebiliyor. Kişiler haklı gerekçelerden biri olan terk eyleminin gerçekleşmesi ile Terk Sebebiyle Boşanma Davası açarak mağduriyetlerinin giderilmesini talep edebilirler. Medeni Kanun bir eylemin terk olarak nitelendirilebilmesi için hangi şartların sağlanmış olması gerektiğini de açık bir şekilde ifade etmiştir. Öncelikle ortak yaşanılan konuta dönmeyen eşle ilgili olarak olaydan mağdur olan eşin mutlaka öncesinde ihtarname çekmesi gerekiyor. Bu noktada ihtarın mahkemede hakim tarafından ya da noter aracılığı ile yapılması da söz konusu olmaktadır. Terk eylemini gerçekleştirmiş  eşin bu ihtarın yapılmasının ardından da ortak yaşanılan konuta altı aylık süre içinde dönmediği durumlarda Terk Sebebiyle Boşanma Davası açılması mümkün olmaktadır. Terk Sebebiyle Boşanma Davasını açan eş terk eylemi sonrasında mağdur olan eştir. Terk Sebebiyle Boşanma Davası olayda kusurlu ve terk eden eşe karşı açılır.

Terk Sebebiyle Boşanma Davası Terk eyleminden mağdur  eş tarafından yapılan ihtarda diğer eşe iki aylık süre içinde ortak yaşanılan konuta geri dönmesi konusunda uyarıların yanı sıra eğer bu geri dönmeyi gerçekleştirmezse hukuki açıdan bunun sonuçlarının ne olacağı hakkında bilgilerin de yer aldığı uyarılar yapılır. Mahkeme ihtarın ilan yoluyla yapılması gerekli görürse bu durumda ilanla kişinin bilgilenmesi sağlanır. İki aylık geri dönüş süresi terk eden eşe tanınıyor olsa da kişilerin dört ay tamamlanmadan ihtar göndermesi ve ihtardan sonraki iki aylık süre içinde de Terk Sebebiyle Boşanma Davasını açması mümkün değildir. Terk gerekçesiyle mahkemenin kesin olarak boşanma hakkında hüküm vermesi ancak bazı koşulların sağlanmasının sonucunda mümkün oluyor. Buna göre ortak yaşamdan bir eşin ayrılması, bu ayrılığın hukuka aykırı bir şekilde gerçekleşmesi ve terk eden eşin ortak yaşamın sonlandırılması yönünde bir kastının bulunması gerekmektedir. Bununla birlikte hukuki süreçlere giren eşin de ihtar işlemini gerçekleştirmiş olması gerekiyor. Terk Sebebiyle Boşanma davası açılmak istendiği zaman terk eylemini gerçekleştirmiş  kusurlu eşin hiçbir şekilde Terk Sebebiyle Boşanma Davası açması mümkün değildir.

Terk Sebebiyle Ortak Yaşamdan Ayrılma Nasıl Gerçekleşir?

Türk Medeni Kanunu’nda evlilik birliği eşlerin birlikte ortak bir yaşamı sürdürüyor olmaları şeklinde tanımlanmıştır. Eğer kişiler ortak bir hane içinde yaşamaya devam etmelerine rağmen birlikte aynı eylemleri yerine getirmiyorlarsa bu durumda terk eyleminden bahsetmek mümkün değildir. Bu noktada kanunda aynı hanede bulunanlar için hangi eylemin terke dahil edilebileceği açık bir şekilde ifade edilmiştir. Buna göre yatakların ayrılması, yemek ayrılığı gibi noktalarda terk eyleminden söz etmek mümkün olabiliyor. Eşin sadece ortak yaşanılan evi terk etmesi şeklinde de aynı olaydan bahsetmek mümkün değildir. Çünkü evde bulunan eşin diğer eşi eve almaması da evde bulunan eşin terk eylemini gerçekleştirmiş olması olarak değerlendirmeye alınır. Yapıntı terk olarak tanımlanmış olan bu kavramda eve alınmayan eşin boşanma davasını davacı sıfatıyla açması hakkını kendisine tanımaktadır. Eğer eve almamadan dolayı kusurlu sayılan eş Terk Sebebiyle Boşanma davası açmak istiyorsa mahkeme bu davayı doğrudan reddedecektir.

Ortak yaşanılan konutun terk edilmesinin ardından gerekli hukuki sürecin başlayabilmesi için kişilerin mutlaka dört ay beklemesi gerekiyor. Bu sürede terk eden eşin eve geri dönmemesi durumu gerçekleşirse bu halde mağdur  eşin ihtarda bulunması gerekmektedir. İhtar başvurularının yapılmasının ardından mahkeme tarafından ya da noter aracılığı ile terk eden eşe ihtarname gönderimi yapılır. Eğer gerekil görülürse ilan yoluyla da ihtarın yapıldığı duyurulur. İhtarda terk eden eşin evi terk etmesinden dolayı kusurlu olduğu ve bu sebeple ortak yaşanılan konuta geri dönmesi gerektiği belirtilir. Buna ek olarak iki aylık süre içinde eve dönmediği ve eşini kabul etmediği takdirde de gerekli boşanma davası süreçlerinin başlatılacağı duyurulur.

Terk eden eş ihtarın ardından geçen iki aylık sürede eve geri döndüğü takdirde diğer eşin bununla ilgili bir işlem yürütülmesini talep etmesi söz konusu değildir. Ancak terk eden eş ile olaydan mağdur  eş arasında bu süreçte zorlama, baskı ve kavga gibi durumlar yaşanmışsa bu durumda güvenlik güçleri, muhtarlıklar ve noter aracılığı ile tutanak tutulmasına da karar verilebilmektedir. İspat yükümlülüklerinin yerine getirilmesini sağlayan bu tutanak tutulması aşaması atlanarak doğrudan mahkeme sırasında tanıklar aracılığı ile de bu tür husumetlerin ve anlaşmazlıkların yaşandığı ispat edilebilir. Terk eden eş iki aylık sürede ortak yaşanılan konuta geri dönmesine rağmen diğer eş tarafından kabul edilmediği durumlarda ispat yükümlülüğünü eşi eve kabul etmeyen kişinin üzerine bırakmaktadır.

Terk Sebebiyle Boşanma Davasında en sık rastlanan sorunlardan biri de eşin eve geri dönmesinin ardından tekrar terk etmeye zorlanması ya da evden uzaklaştırılması durumu olmaktadır. Terk eden eş bu durumda kendi isteğiyle ayrılmış olmadığı için kendisinden ortak yaşanılan konuta geri dönmesi yönünde bir eylemin talep edilmesi söz konusu olmamaktadır. Böylece eve kabul edilmeyen eşin boşanma davasını terk nedeniyle açması için hakkı doğmakta ve bu şekilde boşanma davasını haklı olarak kazanabilmektedir. Terk eyleminin gerçekleşmiş olması boşanma davalarının kesin olarak davayı açan kişinin lehine karar çıkması şeklinde sonuçlanmasından dolayı mahkeme evlilik birliğinin yürütülmemesi gibi durumlara bakmadan kararını verebilmektedir. Çoğu zaman özellikle Türkiye’de kadınların eşleri tarafından zorlamaya maruz kalmaları ve şiddet görerek evlilik birliği içinde mağdur duruma düşmeleri kendi haklarına sahip çıkmaları noktasında çekinceli davranmalarını ortaya çıkarabiliyor. Ancak bu noktada kadınların sahip olduğu haklar konusunda bilgilenmiş olmaları uğradıkları zararların karşılanması adına da etkili sonuçlar alınmasını sağlayacaktır. Özellikle kesin boşanma sebebi sayıldığı için terk eden eşten doğrudan boşanılabileceğinin bilinmesi kişiler için bir avantaj olacaktır. İhtar yapılan eşin ihtar karşısında bir cevap vermesi ya da eve geri dönme eyleminde bulunması gibi bir zorunluluk ortada olmasa da kişilerin sessiz kalması da olayda kusurlu olduklarının önüne geçmemektedir.

Eşler Arasındaki Ayrılığın Hukuki Koşulları

Terk eylemi kişilerin arasında bulunması gereken en temel nokta ayrılığın sağlanmış olmasıdır. Bu noktada kanunda açıkça ifade edilmiş olan ayrılık şartlarının yerine getirilmiş olmasına dikkat edilir.

Ayrılığın ortaya çıkmasında ilk dikkat edilen nokta kişilerin birlikte yaşamalarına ara vermeyle ilgili  kararın alınmış olmasıdır. Ayrı yaşama hakkına sahip  eşlerin taleplerini bu yönde dile getirmelerinde dikkat edilmesi gereken nokta kişilerin ekonomik güvenlikleri ve evlilik birliği içinde bulunulan aile içindeki huzurun sağlanmış olması ile ilgili olmaktadır. Eğer haklı gerekçelerle eşler arasındaki evlilik birliğinin sona erdirilmesi yönünde bir karar verilmişse bu durumda mahkeme tarafından eşlerden birinin talep etmesinin sonucunda ortak yaşanılan konut içindeki mallarla ilgili olarak önlemlerin alınmasına karar verebilir. Bu sayede eşin boşanma sürecinde diğer eşten mal kaçırmasının da önüne geçilmiş olunur. Bu durum aynı zamanda eşlerin ortak çocukları bulunuyorsa bu çocukların korunması adına da başarılı sonuç alınmasından dolayı etkili olmaktadır. Özellikle hukuka göre reşit olma yaşına gelmemiş olan çocuklar için bu kararların verilmesi olumlu sonuçlar doğmasını sağlamaktadır. Eşlerin her ikisinin birlikte vermiş olduğu ortak olarak sürdürülen evlilik birliğinin sonlandırılması kararından sonra yaşanılan ayrılıklardan dolayı kişilerin Terk Sebebiyle Boşanma Davası açması söz konusu değildir. Boşanma davasının açılamamasının gerekçesi ise ortada bir terk eyleminden bahsetmenin mümkün olmamasıdır.

Boşanma davaları Terk Sebebiyle Boşanma davası açılmak istendiğinde kesin mahkemenin ayrılık kararını vermiş olması gerekiyor. Bu noktada mahkeme Türk Medeni Kanunu’nda açık bir şekilde tarif edilmiş  ayrılık şartlarının yerine gelip gelmediğinden hareketle karar vermektedir. Hakim kararı olmadıkça ortak konuta dönülmemesi durumları terk eylemi kapsamında değerlendirilmeyeceğinden boşanma davalarının da bu gerekçeyle açılması söz konusu olmayacaktır.

Eşler arasında ayrılık durumlarının ortaya çıktığı koşullardan biri de evlenmenin butlanı davalarının reddi üzerine karar verilmesi sırasında geçen sürede kararın kesinleşme tarihine kadar kişilerin ayrı yaşama haklarını kendilerinde saklı tutmaları ile ilgili olmaktadır. Evlenmenin butlanı davalarının açılmış olduğu evlilik birliktelikleri söz konusu ise bu durumda terk eyleminden bahsetmek de mümkün değildir.

Terk eyleminin gerçekleşmesinin ardından dört aylık yasal sürenin geçmesinin ardından yapılan ihtarda ihtarı yapan eşen samimi olmasına da dikkat edilerek bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu noktada kişinin diğer eş hakkında herhangi bir ceza soruşturması ya da kovuşturması işlemini başlatmamış olması gerekmektedir. Bu durumların ortaya çıkması halinde mahkeme tarafından ihtarın samimi olduğu kabul edilmeyecek ve terk eyleminden hukuki koşulların yerine getirilmediği gerekçesi ile bahsetmek mümkün olmayacaktır.

Aile mahkemesi tarafından Türk Medeni Kanunu’nda yer alan hükümler doğrultusunda eşler arasındaki hakların korunması adına maddi yükümlülüklerle ilgili belirli sınırlandırılmalar getiren önlemlerin alınması söz konusu olmaktadır. Haklı bir sebebe dayandırılan birlikte yaşamaya ara verilmesi durumlarında ortaya çıkan bu durumda haklı görülen bir terk eyleminin ardından verilmiş  nafaka kararı hiçbir şekilde boşanma isteklerinin önüne geçen bir engel olmamaktadır. Bu noktadan hareketle nafaka davasının daha önce var olmuş olmasının Terk Sebebiyle Boşanma Davası nı doğrudan etki edebileceği bilinmelidir. Mahkeme tarafından tedbir nafakasının verilmesi yönünde kesin bir kararın verilmesinin ardından kişilerin ayrı yaşama haklarını ellerinde bulundurdukları da kanunlar önünde kesin olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle Terk Sebebiyle Boşanma davasının açılması yolunda mutlaka yapılması gereken ihtarlarla ilgili işlemler için de mutlaka dört aylık bir sürenin beklenmesi gerekiyor. Bunun dışında ayrı yaşama hakkını elinde bulundurduğu için terk eylemi sonrasında kusurlu sayılan kişilerin de kendisine terk eyleminden dolayı ihtar gönderilmesi halinde bunu dikkate almaması yasal kurallar çerçevesinde mümkün olabilmektedir. Tedbir nafakasının da Terk Sebebiyle Boşanma Davası veya davaları ile birlikte eşler arasında ortaya çıkması durumlarında tedbir nafakası için dava açılmış olması sürecin farklı bir şekilde ilerlemesi yönünde farklı kararların alınmasında etkili olmaktadır. Bu sebeple tedbir nafakası davasının açılmasının ardından yapılan tüm ihtar işlemlerinin samimi olmadığı değerlendirilmesinde bulunarak mahkeme tarafından geçersiz kabul edilmesi de söz konusu olmaktadır.

Tedbir nafakası davalarında davanın kendisine karşı açılmış olduğu kişiler ihtarların talep edilmesinin öncesinde kalan 4 aylık süre boyunca herhangi bir şekilde nafaka talebinde bulunmuşlarsa bu durumda nafaka isteklerinin haklı gerekçelere dayandığı kabul edilmektedir. Bu sebeple isteklerin haklı görülmesinden kaynaklı Terk Sebebiyle Boşanma Davası doğrudan reddine karar vermek söz konusu olmaktadır. İhtarların yapılmasının ardından tedbir nafakası talebiyle açılmış  davaların reddedilmesi durumu ortaya çıkarsa bu halde de ret kararının verilişini takip eden dört aylık sürenin içinde terk eden eşin eve geri dönmemesi durumu ile karşılaşılması halinde Terk Sebebiyle Boşanma Davası açılması mümkün olabilmektedir.

Terk eylemi gerekçesi ile boşanma davasının açılacağı durumlarda dikkat edilmesi gereken bir noktada ailenin korunması ile ilgili olarak düzenlenmiş kanunlar uyarınca bir tedbir kararının verilip verilmediğine bakılmış olmasıdır. Hukuka aykırılık teşkil etmeyecek şekilde ortak yaşamdan ayrılmanın gerçekleştiği bu durumda terk eyleminden söz etmek de mümkün olmayacaktır. Özellikle eşinden şiddet gören kişilerin haklarının korunması adına diğer eşe uzaklaştırma kararının verilmesi halinde bu kişinin ortak yaşanılan konuta geri dönmesi mümkün olmayacağından terk eyleminden söz etmek mümkün olmayacaktır.

Terk eylemi ile ilgili olarak ayrıntıların önemli olduğu bir diğer nokta da derdest boşanma davaları ve ayrılık davalarının bulunması durumları olmaktadır. Boşanma davasının derdest olmasından hareketle ortak yaşanılan konuta çağrılan kişinin ayrı yaşama hakkına sahip olmasından dolayı eşe geri dönmemesi hukuki sınırlar içinde mümkün olmaktadır. Sadece derdest boşanma ve ayrılık davalarında değil aynı zamanda eşler arasındaki anlaşmazlıklardan kaynaklanan nedenlerle açılmış olan tazminat davaları, nafaka davaları ve ceza davalarının sonrasında da kişiler terk eylemini gerekçe göstererek ihtar vermenin önüne geçebiliyorlar. Boşanma davası, ayrılık davası ve benzeri davalarla terk eyleminin ihtarı üzerinde karar verilmesi gereken durumlarda kişiler hakkındaki kesin karar mahkemenin ilgili davaların konusu üzerinde yapacağı araştırmalarla kesinlik kazanacaktır. Mahkeme davaların araştırılma sürecinde davanın herhangi bir şekilde sonucunun kesinleşmemiş olması veya hükme bağlanmamış olmasından hareketle kararını açıklar. Bu sebeple hakkında ilgili başvuruların yapılmış olduğu davalarla ilgili olarak araştırmaların yapılabilmesi için üç aylık bir bekleme süresinin geride bırakılması gerekiyor. Eğer taraflardan biri hakkında açılmış olan boşanma, ayrılık davası ve benzeri ayrı davalardan feragat etmişse bu durumda derdest olarak tarif edilmiş durumun ortaya çıkmasından bahsetmek mümkün olmayacağı için kararın verilmesi de mümkün olmamaktadır. Bu nedenle tekrar ihtar koşulları gündeme gelmekte ve kişilerin mutlaka ortak yaşanılan konutu terk etmelerinin ardından geçen dört aylık süre sonunda ancak boşanma davasını açması mümkün olmaktadır. Ancak bu koşullar altında diğer eşin terk eyleminden mağdur olan eş tarafından çağrılması söz konusu olabiliyor.

Yapılan ihtarların terk eylemi nedeniyle yapılmasının sonucunda bu ihtarın geçersiz olduğu bazı durumlar da ortaya çıkabilmektedir. Bu noktalardan biri de ihtarla çağrı yapılan eşin akıl hastası bir birey olmasıdır. Bu özel koşula sahip olan kişilere karşı boşanma davalarının açılabilmesi mümkün değildir. Bu kişiler hakkında farklı gerekçelerle boşanma davalarının açılması ile evlilik birliğinin sonlandırılması mümkün olsa da terk eylemi gerekçe gösterilerek boşanma davasının açılması söz konusu olmamaktadır. Akıl hastalığının kişide bulunup bulunmadığı ile ilgili olarak verilecek kesin karar için mahkeme tarafından res’en araştırma usullerine uygun  bir süreç takip edilir. Bu noktada kesin  terk eylemi ile ilgili olarak kişinin akıl hastalığından gelen kusurlarından dolayı ortak yaşanılan konuta gelmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Bu sebeple akıl hastası olan kişi için terk eylemi iddiasında bulunamayacağından mağdur durumda olan kişilerin ihtarları da geçersiz nitelik kazanacaktır.

Terk eylemi olarak kişilerin makul süreler konusunda da dikkatli olması gerekiyor. Türk Medeni Kanunu’nun hükümlerine göre ayrıca düzenlenmiş olan terk eylemi ile ilgili  eşler arasında her türlü anlaşmazlık ve ayrılık durumunun yasal süreler içinde etkilerinin dört ay süreceği yönünde bir karar verilmiştir. Yasalarla belirlenmiş olan bu sürelerin mahkeme tarafından ya da davaya konu olan terk eden eş veya terk eyleminden mağdur  eş tarafından herhangi bir şekilde uzatılması söz konusu olmamaktadır.

Terk Edenin Ortak Yaşamı Sona Erdirme Kastı Olmalıdır!

Boşanma davalarının terk gerekçesi ile açıldığı durumlarda terk eyleminin kesin  ortaya çıktığının ispat edilmesi noktasında dikkat edilmesi gereken en önemli nokta terk eden eşin bu davranışının doğrudan ortak yaşamı sonlandırmaya yönelik olarak kasıtlı bir şekilde yapmış olmasıdır. Bunun dışında kalan tüm durumlar için terk eyleminden söz etmek mümkün olmayacaktır. Özellikle en sık karşılaşılan vakıalardan  öğrenim mecburiyetleri, ceza yükümlülükleri, iş seyahatleri, hastalıklar gibi haklı gerekçelerle ortak yaşanılan konutun uzun süre boyunca terk edilmesi kasıtlı bir davranış yeterliliğini sağlamadığı için davaların Terk Sebebiyle Boşanma davası açılmasının önüne geçmektedir.

Terk Sebebiyle Boşanma Davasından Önce Mutlaka İhtar Yapılmalıdır!

Kanunlar doğrultusunda boşanma davasını terk gerekçesine dayandırarak açmak isteyen kişilerin mutlaka ihtar işlemini daha öncesinde gerçekleştirmiş olması gerekiyor. Mahkeme tarafından ya da noter aracılığı ile gönderilen ihtarın gönderilmediği durumlarda mahkeme tarafından boşanma davasının açılması için gerekli görülen şartların yerine getirilmemesinden hareketle davanın reddine karar verilmesi de söz konusu olmaktadır. İhtarın yapılmasındaki temel amacın eşe evlilik birliği üzerinden doğan sorumluluklarının tekrar hatırlatılması ve eve geri dönmemesi halinde ne tür hukuki sonuçlarla baş başa kalacağı gibi noktalar olduğu için davanın açılmasında ihtarlar şart görülmektedir. Mahkeme tarafından yapılmış  ihtar için terk eden eşin temyiz yoluna gitmesi söz konusu değildir.

İhtarların aile mahkemeleri tarafından terk eden eşe gönderilmesi için mahkeme bazı şartların oluştuğuna dikkat etmelidir. Burada hakimin öncelikle terk eyleminin gerçekleşip gerçekleşmediği ile ilgili olarak bir araştırma yapması mümkün değildir. Ancak ihtarların verilmesinde talep metninin yayınlanmış olduğu dilekçeler üzerinde kişilerin dört aylık süreler dolmadan ihtar işlemini gerçekleştirmesi söz konusu olmuşsa bu durumda mahkeme ihtar işlemini tamamlamaz.

Terk Sebebiyle Boşanma İçin Çekilen İhtar Metninde Neler Yer Alır?

İhtar kararı evi terk etmiş olan kişinin eve tekrar çağrılmasını gösteren ana belge niteliği taşıdığı için bu belgede mutlaka eşin dönmesi talep edilen ortak yaşanılan konutun son adresinin yer aldığı açık adres bilgisine de mutlaka yer verilmelidir. Ancak ihtar kararı üzerinde herhangi bir adres bilgisi bulunmamasına rağmen adresin belirlenebilmesinin oldukça kolay bir şekilde gerçekleşmesinden hareketle herhangi bir eksiklik görülmeden ihtar işleminin sürdürülmesi söz konusu olmaktadır. Ayrıca terk eden eşin ortak yaşanılan konuta geri dönmesi için gittiği bilinen uzak bir şehirden ya da noktadan dönüşünü sağlayabilmesi adına yol giderlerinin de gönderileceği bilgisinin ihtar kararı ile birlikte terk eden eşe duyurulması gerekmektedir. PTT üzerinden yapılacak  yol giderleri gönderimlerinde eğer PTT memuru tarafından ödemelerin alınması için konut ziyaret edildiğinde işlemin gerçekleşmemesi durumu ortaya çıkmışsa bu halde kişilerin ihbar süreci ile karşılaşması da söz konusu olacaktır. Bunun dışında adi posta havalesi ile gönderimler yapıldığı takdirde postaneden alınmayan ihtar kararları ile  hukuki bir sürecin sürdürülmesi mümkün olmayacaktır. Eğer aile mahkemesinin davaya bakan hakimi tarafından ihtar kararları üzerinde yol giderlerinin karşılanmasına ilişkin olarak herhangi bir açıklamaya ya da bilgilendirmeye yer verilmemesi durumu görülüyorsa bu halde mahkemenin gerekli havale işlemlerini yapmak üzere araştırmalarını sürdürmesi mümkün olmaktadır.

İhtar kararı ve metni üzerinde açıkça ifade edilmesi gereken yol giderleri ile ilgili mutlaka yol giderleri ile ihtar kararının gönderiminin yapıldığı adreslerin aynı olması gerekmektedir. Ayrıca havale ile yol giderlerinin gönderiminin söz konusu olduğu durumlarda gönderim sırasındaki açıklamalarda yol giderinin hangi amaçla ve hangi sebeple gönderilmiş olduğunun eklenmesi de daha sonradan ortaya çıkabilecek, terk eden eş tarafından öne sürülebilecek asılsız iddiaların önüne geçilmesi açısından önemli olacaktır. Yol giderlerinin miktarının belirlenmesinde de bazı masrafların oluşturduğu toplam gider bilgisinden hareketle bir karar verilmesi sağlanır. Buna göre ortak yaşanılan konuta geri çağrılan eşin bulunduğu adresten eve geri dönmesi için harcayacağı gidiş geliş masrafları ve eve alınmadığı durumlar söz konusu olursa dışarıda konaklama ücretlerini karşılayabilecek bir miktarda yol giderinin belirlenmesine karar verilir. Yol giderinin eksik ya da yetersiz olduğunun iddiası ile ilgili olarak mahkeme herhangi bir araştırma yapılmasına gerek göstermese ve bunu üstlenmemiş olsa da dava sürecinde terk eden eş tarafından bu husus tekrar davaya konu edilebilmektedir. Ayrıca bu kişinin yol giderleri için kendisine gönderildiği iddia edilen bedelleri elde edemediği yönünde de talebinin bulunması söz konusu olmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta da ihtar kararının terk eden kişiye ulaşması için geçen süre ile yol giderlerinin terk eden eşe ulaşması arasında geçen süre farkı olmaktadır. Kişiler ihtar kararını eline aldıktan ancak bir süre sonra yol giderleri kapsamında kendisine gönderilmiş  paralara sahip olabildiği için bu noktada sürecin işlemesinde süre kısıtlamalarına da önem verilmesi gerekmektedir. Parayı elde edemeden terk eden eşin ortak yaşanılan konuta geri dönmesinin mümkün olmadığı durumundan hareketle yasalarda belirtilmiş olan boşanma davası açmak için gereken iki aylık sürenin ihtarın tebligatının ardından değil yol giderinin teslim edildiği süreden itibaren başlatılması gerektiğidir. Eğer yol giderinin ulaştığı ve terk eden eş tarafından bu bedelin kullanılmaması sonrasında eve geri dönülmemesi durumu ortaya çıkarsa bu halde terk eyleminden mağdur olan eş boşanma davasını açma sürecine girebilmektedir. Yol giderleri ve diğer zararlardan ortaya çıkan tüm masrafların da bu boşanma davası sürecine dahil edilerek davalı terk eden eş tarafından talep edilmesi mümkün olmaktadır. Terk eden eşin ihtar kararı üzerinde belirlenmiş ve yol giderleri için ayrıca hesaplanmış olan sürelerden çok daha kısa bir sürede ve daha yakın bir mesafeden ortak yaşanılan konuta dönmesi söz konusu ise ihtardaki ilgili noktaların geçersizliği yönünde bir karar verilmesi sağlanacaktır. Mahkeme bu noktada Terk Sebebiyle Boşanma davasına bakan hakim öncülüğünde ihtar kararı üzerindeki bilgilerin kontrol edilmesi ve bu yönde araştırmalar yapılması hususunda bir karar verebilecektir.

Terk Sebebiyle Boşanma Davasında mahkeme tarafından ihtar kararlarının incelenmesi ve araştırılması aşamasında ihtarın herhangi bir sınırlandırmaya tabii tutulmamasından hareket edilerek kararların verilmesi sağlanır. Sıklıkla karşılaşılan vakalardan olan terk eyleminden mağdur  kişinin terk eden kişinin eve dönme zamanını belirli limitlere dayandırıyor olması durumlarında bu husus geçerlilik kazanmaktadır. İhtarnamede kişinin eve dönmesi ile ilgili  herhangi bir sınırlama yapılmasının mümkün olmamasına tabii kalınsa da ihtar sonrasında kişinin yükümlülüklerinin ve nelerle karşılaşabileceğinin açık bir şekilde belirtilmesi gerekmektedir. Kişilerin tüm ihtar kararları ve yol giderlerinin karşılanması süreçlerinde yasalarla belirtilmiş olan süre kısıtlamalarına kesin olarak dikkat etmesi gerekmektedir. Bu noktada dört aylık ihtar kararı için beklenilen süreler ve sonrasında terk eden eşin eve dönmesi için tanınan iki aylık sürelerde tatil günleri de dahil edilerek bir hesap yapılmaktadır. Bu sebeple eve geri dönmeyi düşünen kişilerin süreyi kaçırmamak adına hesaplamayı iyi yapması gerekmektedir.

İhtar Sonucunda Neler Olur?

Terk Sebebiyle Boşanma Davasına konu edilecek ihtarnamenin samimi bir şekilde yapılmış ihtar işleminin ardından ancak hukuki bazı sonuçlar elde etmek mümkün oluyor. Eğer terk eden eşin başkasıyla evlenmeyi düşünmesi, başkasıyla bir ilişkisinin bulunması, eşine şiddet göstermesi ve ona karşı zor kullanması, tehdit ya da hakaret etmesi gibi durumlar bulunuyorsa ihtar samimi sayılmaz. Bunlara ek olarak eğitimi engellenen bir eş, cinsel ilişki kurmada yeteneksizlik durumu, eşin kendisinin istenmediği yönündeki beyanı ve eşin eve girmesinin engellenmesi gibi durumlar söz konusu ise bu durumda da ihtarın samimi olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Eğer eve dönme çağrısının ardından bir eş evine dönerse bu durumda daha önce yaşanmış  boşanma davasına ve terk eylemine gerekçe olabilecek olayların değerlendirilmesi de yapılmaz.

Terk Eden Eş İhtar Kararı Sonrası Boşanma Davası Açarsa Ne Olur?

Terk Sebebiyle Boşanma Davası terk eyleminin gerçekleşmesine dayanarak açmak isteyen kişilerin boşanma davasını haklı bir gerekçeyle açabilmesi adına öncelikle terk eden eşe karşı ihtar gönderimi yapması gerekiyor. Ancak bu süreçte terk eden eşte Terk Sebebiyle Boşanma davası dışında başka bir gerekçeyle boşanma davası açmak isteyebilir. Ancak bu durum hukuki sistem içerisindeki dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmektedir. Çoğu zaman ihtar kararından ve bu kararın getirdiği yükümlülüklerden kurtulmak için başvurulan yeni bir boşanma davasının açılması sonuçsuz kalmaktadır. Bununla birlikte pek çok kişinin ihtar kararından sonra yaşanabilecek boşanma davasında zararlı konuma düşmesinden hareketle iki aylık sürenin son dönemlerinde sadece hukuki sürelere uymak adına eve dönmesi de boşanma kararının verilmesinin karşısında engel olamamaktadır. Bu durumda terk eden eşin geri dönmesi yasal süreler içinde gerçekleştiğinde hakkın kötüye kullanılması gerekçesi ile devre dışı bırakılmaktadır.

Terk Sebebiyle Boşanma Davası Nasıl Açılır Nasıl Görülür

Terk Sebebiyle Boşanma Davasında terk eden eşin mazeretinin bulunduğu durumlarda yasal sürelerin içinde veya dışında kalması önemli olmaksızın eve geri dönmesi ile ilgili ne tür bir durumda olduğunu bildirmesi mümkün olmaktadır. İş seyahatleri, hastalıklar, askerlik görevleri, cezai mahkumiyetler altına girilmesi bu tür sebeplerden olmaktadır. İhtar kararlarına uymama hakkı verecek olan bu durumlarla karşılaşan terk eden eş sıfatına sahip  kişilerin mutlaka durumlarını ispat etmelerini sağlayacak  belgeleri temin etmeleri ve daha sonrasında mahkemeye sunmaları gerekmektedir.

Terk Sebebiyle Boşanma Davası en önemli husus tarafların ispat yükümlülüğünü yerine getirmesidir. Bu durumda eşin ortak yaşanılan konuta geri dönmemesinin bir terk eylemi olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusunda kesin karar verilebiliyor. Anlaşmalı boşanma davasının açılmasının mümkün olmadığı bu davalarda mahkemeler eşler arasında farklı boşanma sebepleri konuşuluyor olsa dahi sadece terk eyleminin gerçekleşmesi üzerinden boşanma davasının sonucuna hükmedebilmektedir.

AİLE HUKUKU HAKKINDA BU KONULARDA FAYDALI OLABİLİR

boşanma davası nasıl açılır konulu makaleyi okuyabilirsiniz.

anlaşmalı boşanma davası nasıl açılır konulu makaleyi okuyabilirsiniz.

boşanma davasında maddi ve manevi tazminat konulu makaleyi okuyabilirsiniz.

aldatma nedeniyle boşanma davası konulu makaleyi okuyabilirsiniz.

velayet davası nasıl açılır konulu makaleyi okuyabilirsiniz.

nafaka davası nasıl açılır konulu makaleyi okuyabilirsiniz.

Yargıtay Kararları – Terk Sebebiyle Boşanma Davası Nasıl Açılır

1. T.C YARGITAY 2.Hukuk Dairesi Esas: 2010 / 13905 Karar: 2011 / 14908 Karar Tarihi: 05.10.2011- Terk Sebebiyle Boşanma Davası Nasıl Açılır

NAFAKA DAVASI – TERK VE EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI SEBEPLERİNİN AYNI DAVADA BİRLEŞEMEYECEĞİ – BOŞANMA HÜKMÜNÜN DAVALI TARAFINDAN TEMYİZ EDİLMEDİĞİ VE TEMYİZ EDENİN ALEYHİNE HÜKMÜN BOZULAMAYACAĞI – HÜKMÜN ONANDIĞI.

ÖZET: Terk ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebepleri aynı davada birleşemez. Çünkü davacı, ihtar isteğinde bulunmakla, o tarihten önceki olayları hoşgörü ile karşılamış, aile birliğinin temelli sarsıntıya uğramadığını, ortak hayatın çekilebilir olduğunu kabul etmiş sayılır. Affedilen ve hoşgörü ile karşılanan olaylara dayanılarak da Türk Medeni Kanunu’nun 166/1-2. maddesi gereğince boşanma kararı verilemez. Aynı Yasa’nın 166/3. maddesinde yer alan Anlaşmalı Boşanma durumu söz konusu olmadıkça da davalının davayı kabul açıklaması sonuç doğurmaz. Öte yandan, eşiyle geçinemediğini, birlikte yaşamalarının artık imkansız olduğunu ileri sürerek boşanmak isteyen kişinin, ortak hayatı devam ettirmek üzere eşine ihtarda bulunması da iyiniyetle bağdaşmaz. Haklar iyiniyetle kullanılmadıkça da sonuç doğurmaz. Bu itibarla her iki sebebe dayanan boşanma davasının reddine karar verilmesi gerekirken, davacı tam kusurlu olduğu halde, davalının davayı kabul açıklamasının sonuç doğurmayacağı gözetilmeksizin tarafların boşanmalarına karar verilmiş olması doğru değil ise de, boşanma hükmü davalı tarafından temyiz edilmediğinden ve temyiz edenin aleyhine de hüküm bozulamayacağından, bu yön bozma sebebi yapılmamış yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.

2. T.C YARGITAY 2.Hukuk Dairesi Esas: 2011 / 949 Karar: 2011 / 2497 Karar Tarihi: 16.02.2011-Terk Sebebiyle Boşanma Davası Nasıl Açılır

TERK NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI – İHTAR KARARININ TEBLİĞİ – TEBLİĞ TARİHİNDEN İTİBAREN İKİ AYLIK SÜRE GEÇMEDEN TERK NEDENİNE DAYALI BOŞANMA DAVASI AÇILAMAYACAĞI – HÜKMÜN BOZULMASI GEREĞİ.

ÖZET: İhtar kararının tebliğinden itibaren Türk Medeni Kanunu’nu uyarınca iki aylık süre geçmeden terk nedeniyle dayalı boşanma davası açılamaz. Davanın reddine karar verilmesi Terk Sebebiyle Boşanma Davası Nasıl Açılır gerekir.

3. T.C YARGITAY 2.Hukuk Dairesi Esas: 2008 / 20693 Karar: 2010 / 2231 Karar Tarihi: 10.02.2010- Terk Sebebiyle Boşanma Davası Nasıl Açılır

BOŞANMA DAVASI – TERK SEBEBİYLE BOŞANMA DAVASI İSTEMİ – TERK EDİLEN EŞİN DİĞERİNİ ORTAK KONUTA ÇAĞIRMAKLA YÜKÜMLÜ OLMASI – TARAFLARIN KANUNİ KOŞULLARA UYGUN ORTAK KONUTUNUN OLMAMASI.

ÖZET: Terk edilen eş diğerini ortak konuta çağırmakla yükümlüdür. Çünkü ortak hayat bunu zorunlu kılar. Bu itibarla, kanunda gösterilen sürelerin başında tarafların kanuni koşullara uygun ortak konutunun olmadığı anlaşıldığından ihtar geçersiz olmakla, davanın reddi gerektiğinin düşünülmemesi doğru bulunmamıştır.

Terk Sebebiyle Boşanma Davası Nasıl Açılır

Terk Sebebiyle Boşanma Davası Nasıl Açılır

Makalede Terk Sebebiyle Boşanma Davası Nasıl Açılır konusu bilgi amaçlı yazımızda yer verilmiştir. Terk Sebebiyle Boşanma Davası Nasıl Açılır konusu için daha detaylı bilgi için avukat desteği alınız. Diğer aile hukuku makaleler için Ankara avukat sayfasını ziyaret ediniz.