Atla

Yabancı Yatırım Danışmanlığı


Yabancı Yatırım Danışmanlığı

Yabancı Yatırım Danışmanlığı

Yabancı Yatırım Danışmanlığı

Globalleşen modern yüzyıl dünyasında sermaye alanında da küreselleşme meydana geliyor. Türk iş dünyasında da etkilerinin fazlasıyla hissedilmekte olunduğu küreselleşen sermaye ülkeler arasında doğrudan yabancı yatırım işlemlerinin yoğun hacme ulaşmasını sağlıyor. Günümüzde ihracat çalışmalarının, hem ulaşım masrafları yükü oluşturması hem de doğrudan yabancı yatırım yolunun daha avantajlı fırsatlarının bulunması nedeni ile iş dünyasında tüm dünya genelinde doğrudan yabancı yatırım yolu tercih ediliyor.

 

Yabancı Yatırım Danışmanlığı

Günümüzün teknoloji dünyasında teknolojik gelişmeleri yakalayabilme açısından yabancı yatırım akışının sürat kazanması devamlılığı olan bir büyüme ivmesinin elde edilebilmesi açısından büyük bir önem taşır. Bunun yanı sıra doğrudan yabancı yatırım, sermaye sahibi ve sermayeyi ithal eden ülkeler arasında risk paylaşımının da oluşması gibi önemli bir emniyet etkenin oluşturulabilmesi olanağı verir.

Doğrudan yabancı yatırım yolunun hem yatırımı ithal eden ülke açısından hem de yatırımı gerçekleştiren gerçek veya tüzel kişi açısından önemli avantajlar sağlar. Bu avantajlar tarafların pozisyonuna göre değişkenlik gösterir

 

Doğrudan Yabancı Yatırım İthalinin İvme Yakalanmasının Ülke Açısından Etkileri

Öncelikli olarak ülke ekonomisinde kalkınma yönünden seviye atlama noktasına gelen ülke sayılarında artışın oluşmasını sağlar. Bunun dışında refah oluşturacak varlıkların yükselen hareketliliği, ekonominin küreselleşmesi, liberal piyasa mekanizmasının mevcut olması gibi etkenler söz konusu olur.

Bu etkenlere ilaveten doğrudan yabancı yatırımın getireceği yarar ve maliyetlerin hükümetçe daha etkin şekilde değerlendirilmesi ile birlikte gelişmiş ve bazı yeni endüstriyel gelişim yaşayan ülke ekonomilerinde yapı yakınlaşmaları etkenleri oluşur.

Firmalar Açısından Doğrudan Yabancı Yatırımın Artış Sebepleri

Günümüzde söz konusu daha düşük maliyetli kaynaklardan girdi oluşturulabilmesi açısından rekabet ortamının mevcut baskıları, global piyasalara açılma gereksinimi ve bölgesel birliğin daha yüksek etkinlik arayışında buluna yatırımların ivme kazanmasını sağlamasıdır. Bunların haricinde ulaşım maliyetleri açısından önemli tasarrufların elde edilebilmesi ve yurtdışıyla iletişimin pratikleşmesi etkili oluyor. İlaveten küreselleşme ve bölgeselleşme fırsatlarının daha etkin bir şekilde dengeye kavuşturulabilmesi etkeni ile beraber doğrudan yabancı yatırım açısından yeni mekan olanaklarının gelişmesi etkenleri öne çıkmaktadır.

Yabancı Yatırım

Neden Doğrudan Yabancı Yatırım

Günümüzde şirketler tarafından gerçekleştirilen mevcut üretimin, kurulduğu ülke dışına yayılması hedefi ile mevcut merkez ülkesi haricinde olan ülkelerde de üretim tesisleri kurması ile birlikte alternatif olarak mevcut olan tesisleri satın alması yaygın görülen doğrudan yabancı yatırım kanalları arasında bulunur.

Yaygın şekilde doğrudan yabancı yatırımda bir ekonominin yerleşik bir birim tarafından başka ülkede yerleşik olan bir girişimde kalıcı nitelikte ekonomik bir bağ kurması hedefi ile gerçekleştirilen uluslararası bir yatırım aracını teşkil eder.

Bunun yanı sıra günümüzün küreselleşen dünyasının gelişmiş ülkelerinde mevcut karlılık oranlarının yüzdesel yönden düşüş yaşaması ve bölgesel ticaret anlaşmaları doğrudan yabancı yatırımın popülerleşmesi ve yaygınlaşması noktasında son derece önemli etkiler teşkil etmektedir.

Türkiye’ de yüksek Pazar potansiyeli, büyüyen ekonomi ve geniş olanakları ile doğrudan yabancı yatırımların cazibe merkezi konumunda bulunuyor. Yabancı yatırımcıların bu konun profesyonel danışmanı olan avukat ile danışmanlık alınmasında fayda bulunmaktadır.

SIKÇA SORULAN SORULAR

Dava konusu sözleşmenin şarta bağlanmayıp, tarafların haklarının ve borçlarının düzenlendiği, bu düzenleme yapılırken hakların açıkça saklı tutulmadığı ve sözleşme hükümlerine uyulmaması halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığı nazara alınarak buna göre değerlendirme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile dava konusu sözleşmenin şarta bağlı olduğu kabul edilerek asıl ve birleşen davalara yönelik yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından davalı vekilinin karar düzeltme istemi yerinde görülmekle Dairemizin ilamının kaldırılarak, mahkemece asıl ve birleşen davalara ilişkin olarak verilen kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.

Davacı vekili, davalı şirketin Sermaye Piyasası Kanunu gereğince faaliyet gösteren aracı kurum olduğunu, müvekkilinin davalı şirket nezdinde yer alan hesabındaki paranın davalı şirkete olan güven ile teslim ettiği yatırım danışmanları tarafından yüksek risk spekülasyonlarına dayalı belirli kuruluşların tahvillerine yatırıldığını, piyasa ve İMKB'de işlem gören şirketler ile hisse senetlerindeki gelişmeler hakkında bilgi verilmesi niteliğini aşan yönlendirici nitelikteki teşvik edici yorum ve tavsiyeler sonucu gerçekleşen hisse alımları nedeni ile büyük zarara uğradığını, yatırım kuruluşu olan davalının alım satım aracılığı faaliyetlerinin icrası sırasında müşteri için mümkün olan en iyi sonucu verecek şekilde emirleri yerine getirmekle yükümlü olduğunu, davalının hem yasaya hem de müvekkili ile imzalamış bulunduğu sözleşmelere aykırı hareket ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL zararın ilk oluştuğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında 22.11.2010 tarihli "Sermaye Piyasası Araçlarının Alım Satımına Aracılık ve Repo-Ters Repo işlemleri Çerçeve Sözleşmeleri ile Elektronik İşlem Hizmetleri Sözleşmesi" imzalandığını, taraflar arasında bu sözleşme dışında herhangi bir yatırım danışmanlığı sözleşmesi bulunmadığını, davacının emir ve talimatı ile işlemler yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece tüm dosya kapsamına göre bozma ilamına uyularak Tüketici Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiştir.

Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 28.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. 

Karşılıksız çek düzenleme suçundan şüpheli ... hakkında vâki şikâyet üzerine başlatılan soruşturmada, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5/1. maddesinde 6728 sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla yapılan değişiklik ile şikâyet dilekçesinin İcra Ceza Mahkemesine sunulması gerektiğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının 07/02/2017 tarihli ve 2016/19016 soruşturma, 2017/968 sayılı kararına müşteki vekili tarafından yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin mercii Alanya 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 07/08/2017 tarihli ve 2017/887 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 17/10/2017 gün ve 9907 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23/10/2017 gün ve KYB; 2017-58949 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.

Anılan ihbarnamede;

6728 sayılı Kanun’un 62. maddesiyle 5941 sayılı Kanun’un 3. maddesine 10. fıkra eklenerek “Lehine karekodlu çek düzenlenen lehdar, teslim aldığı çeki Türk Ticaret Kanununun 780 inci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen sisteme kaydeder. Karekodlu çekin sisteme kaydedildiği tarihten sonra çek düzenleyen tüzel kişinin temsilcilerinde meydana gelen değişiklikler, çek hesabı sahibi tüzel kişinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.” şeklinde karekodlu çekler yönünden yeni bir düzenleme getirildiği, kanun koyucunun 6728 sayılı Kanun’un 76/f maddesindeki düzenleme ile işbu karekodlu çekler için öngörülen yeni düzenlemenin yürürlük tarihinin ertelenmesini amaçladığı zira;

6728 sayılı Kanun’un 63. maddesi ile değiştirilen 5941 sayılı Kanun’un 5. maddesinde “(1) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur… Koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararlarına karşı yapılan itirazlar bakımından 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 353 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır. Bu suçtan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve İcra ve İflas Kanununun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır. Bu davalar çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin yahut şikâyetçinin yerleşim yeri mahkemesinde görülür.” şeklinde düzenleme yapılarak çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet vermek eyleminin, adlî para cezasını gerektirir bir suç olarak öngörüldüğü, aynı maddede bu suçtan dolayı açılan davaların icra mahkemelerinde görüleceği ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usûlüne ilişkin hükümlerin uygulanacağının açıkça hükme bağlandığı, 2004 sayılı Kanun’un 349. maddesinde “Şikâyet dilekçe ile veya şifahi beyanla yapılır. Dilekçeyi veya dava beyanını alan icra mahkemesi duruşma için hemen bir gün tayin edip şikâyetçinin imzasını alır ve maznuna celpname gönderir. Şahit gösterilmişse o da celbolunur.” şeklinde yer alan düzenlemeye nazaran, 5941 sayılı Kanun’un 5. maddesinde düzenlenen karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet vermek suçundan dolayı şikâyetlerin doğrudan icra mahkemelerine yapılması gerektiği cihetle, itirazın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden kanun yararına bozma isteminin kabulü ile Alanya 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 07/08/2017 tarihli ve 2017/887 değişik iş sayılı kararının CMK'nın 309/4. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına, 27/11/2017 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.

Davacı vekili, müvekkilinin davalının vermiş olduğu bedelsiz arsadan almak istediğini ve müvekkilinden kendi özel giderlerine kullanmak için 3.500 TL para istediklerini, bu miktarın davalının hesabına yatırıldığını, ancak daha sonra bedelsiz arsayı vermediklerini bunun üzerine davalı aleyhine icra takibine geçildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının 2008 yılında taahhüt ettiği yatırımı 2012 yılına kadar yapmadığı için tahsisi yapılan arsa tahsisinin iptaline karar verildiğini, davacı tarafından yatırılan paranın yönetim gideri ve katkı payı olduğunu, iadenin söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece toplanan delillere göre, davalı tarafından 21.10.2008 tarihli bedelsiz arsa tahsis sözleşmesi ile davacıya arsa tahsisinin yapıldığı ancak arsanın bedelsiz olduğu, her ne kadar davacının sunduğu banka dekontunda davalı hesabına yatırılan paranın arsa tahsis bedeli olarak belirtilmiş ise de, parayı yatırarak dekonta bu şerhi yazdıranın davacının kendisi olduğu, davacının dekontunu sunduğu ve takibe koyduğu bedelin yönetim giderlerine ilişkin katkı payı olduğu, arsa tahsis bedeline ilişkin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davacı tarafından davalıya banka aracılığı ile gönderilen havalelere ilişkin dekont örneklerinde açıklama kısmında ... Arsa Tesis - Tahsis Bedeli” ibaresine yer verilmiştir.

Ancak davacıya verilmesi gereken arsa davalı tarafından verilmemiştir.

Davalı tarafından davacı yanca gönderilen paraların yönetim giderlerine ilişkin katkı payına ilişkin olduğu belirtilmiş ise de; banka dekontlarında yazılan açıklamanın aksinin davalı tarafından ispatlanması gerekir.

Bu nedenlerle davanın kabulü gerekirken yanılgılı gerekçeyle reddi doğru görülmemiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme kararının BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi. 

Dava, davalı adına tescilli markaların davacıya devredilmesi, olmazsa markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararına karşı taraflarca istinaf talebinde bulunulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin 20.01.2017 tarihli dilekçe ile istinaf başvurusundan feragat ettiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun feragat nedeniyle reddine ve davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf dilekçesinin de bağımlı bir hak olması nedeniyle HMK’nın 348/2 maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir. Ancak, dosya kapsamında ve UYAP ortamında davalı vekilinin istinaf başvurusundan feragat ettiğine dair dilekçe veya beyan bulunmamaktadır. Aksine, mahkemenin gerekçesinde bahsettiği 20.01.2017 tarihli dilekçe davalı vekiline ait olmayıp, davacı vekili tarafından verilen beyan dilekçesidir. Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince, tarafların istinaf dilekçeleri incelenerek işin esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bölge adliye mahkemesinin kararının bozulması gerekmiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


BİZE YAZIN

Av. İlkay Uyar Kaba
Av. İlkay Uyar Kaba

2006 yılında Ankara merkezli kurulan hukuk bürosunun kurucu Avukatı'dır. Hukuk alanında Başarının bir ekip işi olduğuna inanarak, personellerini belli alanlarda uzmanlaşmasını sağlamak için departmanlar kurularak branşlaşmaları sağlanmıştır.Hukuk Büromuz Aile hukuku ve Tazminat hukuku konularında, uzun yıllara dayanan dava çeşitliliği nedeniyle kararlardan oluşan geniş arşive sahip olup, bir çok davada almış olduğu önemli kararlar örnek içtihatlar olarak yayınlanmıştır.Hukuk departmanları olan icra, tazminat, iş kazası, genel dava, tüketici bölümlerinde oluşan her biri kendi alanında tecrübe edinmiş avukat ve yardımcı personeller görev yapmaktadır. Kendine güvenmek başarmanın yarısıdır. Başarı ise karşınızda ki kişiye güven verir. Başarı ve güvenin olduğu yerde olursanız doğru yol almanız kolay olur. İ.K.

İLGİLİ KONULAR
YORUMLAR
Yorum Bırak