Boşanma Davasında Islah

Boşanma Davasında Islah ile ilgili farklı yargıtay kararları bilgi amaçlı verilmiştir. Boşanma Davasında Islah yoluyla, dayandığı vakıaları değiştirebilir veya davaya yeni vakıaları dahil edebilir. Evvelce göstermiş olsa bile, davaya kattığı bu yeni vakılara ilişkin delil de gösterebilir.

İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi “başlıklı Hukuk Muhakemeleri Kanunu l41. Maddesi” (I) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. (2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır.” şeklindedir.

Yargıtay Kararı – Boşanma Davasında Islah

T.C. YARGITAY

2.Hukuk Dairesi
Esas: 2015/17787
Karar: 2016/11934
Karar Tarihi: 20.06.2016

BOŞANMA DAVASI – DAVACI KADININ AĞIR KUSURLU KABUL EDİLMESİ VE BU HATALI KUSUR BELİRLEMESİNE BAĞLI OLARAK DAVACI KADININ TAZMİNAT VE YOKSULLUK NAFAKASI TALEPLERİNİN REDDİ DOĞRU OLMADIĞI – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Mahkemece davacı kadının ağır kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davacı kadının maddi-manevi tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. Hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Dosya kapsamından davalı erkeğin davaya karşı cevap dilekçesi sunmadığı, tahkikat aşamasında davacı kadının sadakatsizliğini iddia edip, fotoğraf sunduğu, mahkemece davacı kadının sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği sabit kabul edilerek boşanmaya sebep olan olaylarda davacı kadının daha ağır kusurlu olduğu kanaatine varılarak davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadının tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi “başlıklı Hukuk Muhakemeleri Kanunu l41. Maddesi” (I) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. (2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır.” şeklindedir.

Anılan maddenin gerekçesinde belirtildiği üzere: tarafların karşılıklı dilekçelerini verdikleri aşamada, herhangi bir sınırlamaya bağlı olmadan uyuşmazlığın genel çerçevesi içinde iddia ve savunmalarını değiştirebilecekleri kabul edilmiştir ….şüphesiz bu imkan, sadece cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi için söz konusudur. İkişer dilekçeden sonra, hangi ad altında olursa olsun verilecek dilekçeler, sınırlama ve yasak kapsamında kabul edilmelidir. Ön inceleme aşamasında, ancak karşı tarafın açık muvafakati (veya ön inceleme duruşmasına taraflardan birisinin mazeretsiz gelmemesi) durumunda iddia veya savunmaların genişletilmesi yahut değiştirilmesi kabul edilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 20.04.2016 tarih, 2014/2-695 Esas 2016/522 karar saydı ilamı) Bu durumda; dava dilekçesinin davalıya 20.8.2014 tarihinde usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinden sonra süresi içerisinde cevap dilekçesi verilmediğinden savunmanın dayanağı olarak süresinde ileri sürülen bir delil (HMK. m. 129/1-e) bulunmadığından yerel mahkemenin davalıya delil göstermesi için süre vermesine yasal olarak imkân bulunmadığının kabulü gerekir.

Hal böyle olunca: süresinde cevap dilekçesi vermeyerek delillerini bildirmeyen davalı tarafın iddia ve savunmaları dikkate alınarak davacı kadına kusur yüklenmesi doğru görülmemiştir. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebep olan olaylarda eşine şiddet uygulayan hakaret eden, psikolojik baskı yapan, eşinin ilk evliliğinden olan çocuğunu istemeyip, şiddet uygulayan davalı erkek tam kusurlu olup, davacı kadın yararına Türk Medeni Kanununun 174/1-2. ve 175 maddeleri koşulları oluşmuştur. Hal böyle iken mahkemece davacı kadının ağır kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davacı kadının maddi-manevi tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

T.C. YARGITAY

2.Hukuk Dairesi
Esas: 2014/14817
Karar: 2014/26347
Karar Tarihi: 15.12.2014

BOŞANMA DAVASI – DAVALI TARAFINDAN YAPILMIŞ BİR ISLAH İŞLEMİ BULUNMADIĞI – DAVALININ YOKSULLUK NAFAKASI İLE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA KARAR VERİLMESİ – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Davalı cevap dilekçesinde yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat istememiştir. Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe, ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia ve savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra ise diğer tarafın açık muvafakati ve ıslah dışında iddia ve savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. Davalı ön inceleme duruşmasından sonra … tarihli dilekçesi ile yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, davalı tarafın bu talebe açık bir muvafakati olmamıştır. Bu talep savunmanın genişletilmesi niteliğindedir. Davalı tarafından bu konuda usulünce yapılmış bir ıslah işlemi de bulunmamaktadır. O halde, davalının yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat talebi hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilecek yerde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.

Boşanma Davasında Islah