Miras Hukuku Davaları Ankara

Miras hukuku alanında en çok sorun yaşanan veya hakkında kişilerin en fazla hak mahrumiyeti yaşadığı davalardan olmaktadır. Bu nedenle miras hukuku alanını ilgilendiren davalarda hukuki danışmanlık almak ya da bir avukatın yardımıyla süreci yönetmek davalardan zararla ayrılmamak adına önemli olmaktadır. Bizler de İlk-Ay Hukuk Bürosu olarak miras hukuku alanında deneyimli avukatlarımız sayesinde hem avukatlık hizmetini hem de hukuki danışmanlık hizmetini verebiliyoruz. Özellikle zamanaşımı süreleri bakımından miras davalarının sıkı bir şekilde takip edilmesi gereken davalar olduğu göz önüne alındığında mutlaka bir avukat yardımı ile sürecin yönetilmesi yerinde olacaktır. Dava takibi kişilerin kendisi tarafından yapılabileceği gibi aynı zamanda vekalet verilen bir avukat sayesinde de yapılabilmektedir.

Miras hukuku denildiğinde miras bırakacak olan kişinin ölmesi ya da bu kişinin gaipliğine karar verilmesi halinde sahip olduğu tüm varlıkların, malların ve borçların paylaşılmasına ilişkin bir işlem akla gelmektedir. Mirasın intikali sonucu terekeye sahip olan kişilerin iktisap etmiş olduğu haklar ise miras hakkı adı ile adlandırılmaktadır. Hayatını kaybetmiş olan miras sahibi kişiler ise muris ya da müteveffa isimleri ile sık sık adlandırılmaktadır. Murisin ölümü sonrasında tereke üzerinde hak sahibi olduğunu iddia eden doğal olarak bu konuma gelen ya da doğal olmayan yollardan atanmış olan herkes mirasçı olarak adlandırılmaktadır.

Miras hukuku alanına ilişkin tüm düzenlemeler Türk Medeni Hukuku üzerinde belirlenen kurallar çerçevesinde şekillendirilmiştir. Bir kişinin hayatını kaybettiği an itibarıyla miras paylaşımına ilişkin hususların değerlendirmeye alınması söz konusu oluyor. Mirasçılar aksi yönde bir beyanda bulunmadıkları takdirde mirasçılık sıfatını ve mirasları kabul etmiş sayılırlar. Bu sıfatı kabul etmiş olan ve mirasçı olan kişiler hayatını kaybeden kişinin sadece ayni haklarını değil, alacaklarını, borçlarını ve mal varlıklarını da üstlenirler. İki farklı şekilde kişilerin yasal mirasçı olması mümkün olmaktadır. Bunlardan ilki kişilerin aile bağı ile bağlı oldukları yasal mirasçıları olurken diğerleri ise miras bırakan kişinin resmi vasiyeti üzerine belirlenmiş olan yasal mirasçılar olmaktadır. Bu mirasçılar gerçek ya da tüzel kişiler olabilirler.

Mirastan Kim Ne Kadar Pay Alma Hakkına Sahiptir?

Mirasların paylaşılması sırasında özellikle tartışmaların yaşanabileceği öngörülerek kurallar dahilinde Türk Medeni Kanunu hangi mirasçının ne kadar bir payı alabileceği konusunda düzenlemeler yapmıştır. Bu noktada miras bırakan kişinin öncelikle eşleri ve çocukları arasında mirasının pay edilmesi söz konusu oluyor. Bu durumda eş ¼ oranında mirastan pay sahibi olurken kalan miras çocuklar arasında eşit olarak paylaşılmaktadır. Çocukları vefat etmiş olan kişilerin bu çocuklardan kalan alt soyları yani torunları bulunuyorsa bunların mirasçı olarak paylaşıma dahil edilmesi söz konusu oluyor.

Miras bırakacak olan kişilerin çocuğunun olmadığı hallerde mirasçı kişilere murisin eşinin yanı sıra miras bırakan kişinin anne ve babası mirasçı olmaktadır. Bu durumda mirastan pay alma oranlarında eş mirasın yarısını anne ve baba ise diğer yarısını almaktadır. Anne ve babası vefat etmiş olan kişilerin miras paylaşımı yapılması söz konusu olduğunda ise bu anne ve babadan ortaklık kurulmuş olan kardeşlerin mirastan pay alması mümkün olacaktır.

Eğer miras bırakan kişinin anne babası ya da bu anne babadan gelen hiçbir kardeşi bulunmuyorsa bu durumda miras paylaşımına büyükanne ve büyükbaba dahil edilmektedir. Böyle bir miras paylaşımında eşin alacağı pay ¾ oranı ile belirlenmektedir. Eğer büyükanne ve büyükbabada bulunmuyorsa bu durumda aynı soydan gelen kişiler olan dayı, amca, hala ve teyzelerin miras paylaşımına dahil olması mümkün olmaktadır. Söz konusu kişiler vefat etmişlerse bu durumda onların çocukları mirastan pay alma hakkına sahip olurlar.

Tüm bu belirtilen koşullara rağmen mirasçılık statüsüne gelebilecek olan herhangi bir kişi bulunmuyorsa bu durumda paylaşıma girecek olan mirasın tamamı murisin eşine kalmaktadır. Bunun dışında eğer murisin eşi de bulunmuyorsa miras doğrudan devlete kalacaktır.

Miras paylaşımına dahil edilecek olan kişiler belirlenirken mirasçı statüsüne sahip olacak kişilerin sırasıyla paylaşıma dahil edilmesi söz konusu olmaktadır. Bu durumda kişilerin hayatta olup olmadıkları, çocuklarının bulunup bulunmadığı gibi noktalara dikkat edilerek paylaşım yapılmaktadır. Tüm bu sebeplerden dolayı miras paylaşımlarının yapılması çok karmaşık olabiliyor. Bunun dışında miras paylaşımına dahil edilen kişinin daha sonradan hayatını kaybettiği durumlarla da karşılaşılmaktadır. Bu hallerde diğer mirasçılar ölen kişinin miras payı üzerinde hak iddia edemezler. Söz konusu miras payı vefat etmiş olan mirasçının kendi mirasçıları arasında paylaşılacaktır. Bu işlem yapılırken yine mirasçılık statüsü için belirlenmiş olan sıralamaya dikkat edilerek mirasçılar belirlenir.

Miras hakkında bilinmesi gereken en önemli noktalardan biri de gelin veya damat sıfatıyla aileye dahil olan kişilerin herhangi bir hak iddia edememesidir. Miras hakkında öncelikle murisin kendi öz çocukları mirasçılık statüsüne ulaşırlar. Bu çocukların ölmüş olduğu durumlarda gelin ya da damadın mirastan pay alması söz konusu olabiliyor. Yine aynı şekilde evlenen kardeşlerin eşleri de miras paylaşımına dahil edilmiyor olsa da kardeşin vefatı durumunda mirastan pay almaları söz konusu olmaktadır.

 Miras hukuku içerisinde önem arz eden miras davası nasıl açılır konusu hakkında geniş bilgi için makaleyi okuyabilirsiniz.

 

Miras Hukuku Davaları- Miras Hukuku Avukatları Ankara

Hukuk sistemi içerisinde davalar arasında en çok dava açılan alanlardan biri olan miras hukuku aynı zamanda kendi içinde de pek çok dava türünü bulundurmaktadır. Bunlardan sıklıkla karşılaşılanları tapu iptal ve tescil davaları, mirasçıların saklı paylarının zedelenmesi sebebiyle açılacak olan tenkis davaları, vasiyetnamenin iptali ve muris muvazaasına dayalı tapu iptal tescil davaları olmaktadır. Bunların dışında kalan vasiyetnamenin tazmini ve veraset belgesi çıkartmak gibi hususlar da yine miras hukuku alanını ilgilendiren konulardan olmaktadır.

Miras Hukuku Sözleşmenin İptali Davası

Miras sözleşmesinin iptali davası adıyla tanımlanan davalar sadece tasarrufun iptal edilmesi halinde daha önce çıkarı olan mirasçıların iradeleri ile açılabilmektedir. Davanın konusu ise ölüme bağlı olarak ortaya çıkan tasarrufların tamamı ya da bir kısmının iptal edilmesi ile ilgili olmaktadır. İptal davalarında eğer kişilerin kendi yakınlarına kazandırma yoluyla haksız yoldan bir kazanç elde ettirmesi söz konusu olmuşsa dava sonucunda tasarrufun tamamının değil sadece kazandırma yapılmış olan kısımlarının iptal edilmesine karar verilir. Bu davalarla ilgili zamanaşımı sürelerinde kişilerin dikkat etmesi gereken süreler tasarruf yapıldığının öğrenilmesini takip eden bir yıllık süreler ve diğer tüm hallerde on yıllık süreler olmaktadır. Herhalde 10 yıl olarak belirlenmiş süreler iyi niyetli davalar için geçerli olurken iyi niyetli olmayan davalar için yirmi yıl olarak süre belirlemeleri yapılmıştır. Def’i yolunu kullanarak hükümsüzlük her zaman ileri sürülebilmektedir. Ölüme bağlı tasarrufların iptalini istemek için davanın gerçekleşeceği tarih itibarıyla mirasçılık sıfatının kazanılmış olması şarttır.

Miras Hukuku Veraset İlamının Alınması

Kişilerin resmi olarak mirasçı olduğunun ispatlanması ancak veraset ilamları ile mümkün olmaktadır. Miras bırakan kişinin tasarruflarına ilişkin yasal mirasçılar ya da atanmış mirasçılar tarafından bir itiraz gelmediği sürece bir aylık sürenin sonunda tasarrufta bulunulmuş olan kişinin söz konusu hakkını alması mümkün olmaktadır. Alınan mirasçılık belgeleri hakkında kişiler her zaman geçersizlik iddiasını ortaya atabilirler. Bununla birlikte ölüme bağı tasarrufların iptaline ilişkin davaları açma hakkı kişilerin saklı olmaktadır. Mirasçılık belgeleri olan bilinen veraset ilamları bu nitelikleri itibarıyla aynı zamanda murisle kişiler arasındaki irs ilişkisinin de kesin bir şekilde ortaya konulduğu belgelerden olmaktadır. Mirasçılık belgesi kişiler hakkında mirasçılıktan çıkarma veya mirastan yoksunluk halleri bulunsa bile kişilere verilmektedir.

Miras Hukuku Ortaklığın Giderilmesi Davaları

Mirasçılar yasal bir zorunluluk bulunmadığı her durumda ortaklıkların sürdürülmesinin önüne geçerek mirasın paylaşılmasını talep edebilirler. Bu işlem mirasçıların terekenin tamamı ya da belirli bir kısmının satış yoluyla gelirinin elde edilmesi amacını taşımak üzere sulh hukuk mahkemelerine başvuru yapması sonucu mümkün olmaktadır. Hakim tarafından terekenin tamamı ya da bir kısmına ilişkin malların tamamının bir mirasçıya verilmesi yönünde de karar çıkması sağlanabilir. Bu noktada diğer mirasçıların payını karşılamak için terekeye sahip olan kişinin ödeme yapması zorunlu olmaktadır. Böylece mirasta denkleştirme ilkesi yerine getirilmiş olur. Eğer paylaşımı yapılacak olan söz konusu malların paylaşımının ertelenmesi bu malın değerini azaltacaksa kişilerin yararını korumak adına hakim tarafından paylaşımın ertelenmesi yönünde bir karar verilebilir.Ortaklığın giderilmesi davası nasıl açılır hakkında ki makaleyi okuyabilirsiniz.

Miras Hukukunda Mirasın Reddi (Terekenin Borca Batık Olması) Davaları

Mirasın reddi mirasçının kendisine düşen payı kabul etmeyip reddetmesi anlamına gelmektedir. Mirasçılar bu davaları sözlü veya yazılı beyanları ile sulh mahkemelerine başvuru yaptıkları takdirde açabilmektedirler. Eğer miras bırakan kişinin hayatını kaybettiği tarihte söz konusu tekenin borca batık olması söz konusu olmuşsa bu durumda mirasın kendiliğinden reddedilmiş olması için görevli mahkeme tarafından alacakların miktarı belirlenmektedir. Ret kararını vermiş olan kişilerin beyanlarını hiçbir kayda ve şarta dayanmadan gerçekleşmesi gerekmektedir. Bununla birlikte husumetin de alacaklılara yöneltilmesi zorunlu olmaktadır. Sulh hakimi tarafından kişinin beyanlarını açık bir şekilde ortaya koyan sözlü ve yazılı bir ret beyanı hazırlanır. Bu beyan böylece tutanak haline gelmiş sayılır. Ret beyanları belirlenen süreler içinde yapılırsa bu durumda sulh mahkemesi tarafından özel kütüğe kayıt işlemleri yapılır ve mirasçının talep etmesi halinde mirası reddettiğini ortaya koyan bir belgenin kendisine verilmesi sağlanır. Mirasçıların ret davalarını açması için mirası bırakacak olan kişinin ya da vasiyetname ile kendilerinin mirasçı olmalarını öğrendikleri tarihin ardından üç aylık sürede karar vermesi gerekmektedir. Mirasçılar eğer murisin ölümü ya da vasiyetnamenin kendisine bildirildiği düşünülen tarihlerden sonra bu durumdan haberdar olmuşlarsa mahkemede mutlaka bunu ispat etmeleri de gerekmektedir. Yasal ya da atanmış statüsüne sahip olması fark etmeksizin tüm mirasçılar mirası reddetme haklarını kullanabilirler.Mirasın reddi davası hakkında ki makaleyi okuyabilirsiniz.

Miras Hukuku Tenkis Davaları

Hukuk alanında tenkis davaları adıyla bilinse de daha anlaşılır bir ifadeyle saklı pay davaları olarak adlandırılabilecek olan davalar saklı paylarının karşılığını alamayan ve bu paylarından kayıp yaşayan kişiler tarafından açılabilmektedir. Miras bırakan tarafından aksi yönde herhangi bir durum belirtilmediği takdirde kişilerin sadece yasal olarak belirlenmiş miras paylaşım kurallarına göre haklarını alması mümkün olmaktadır. Eğer tasarruf edilen kısımlar saklı pay miktarlarını aşmış ise bu durumda orantılı bir şekilde tenkis işleminin yapılması gerekmektedir. Saklı paylara dahil olan birden fazla ölüm söz konusu olmuşsa bu durumda saklı payı aşan kısımların tüm saklı pay sahibi olmayan kişilere orantılı bir şekilde tenkis edilmesi sağlanmaktadır. Tenkis davası nasıl açılır hakkında ki makaleyi okuyabilirsiniz.

Miras Hukuku Kira Parasının Mirasçılar Tarafından Ödenmesi ve İhtar

Miras bırakan kişinin kira paralarına ilişkin hususlar değerlendirilirken mutlaka kiraya ilişkin detayların da bilinmesi gerekmektedir. Bu noktada kiracıların kira bedellerini kesin olarak ödemek zorunda oldukları, kira ödenen bölgede başka bir sözleşme ya da yerel bir adet bulunmuyorsa kira bedeli diğer tüm giderlerin kira süresinin bitmesi ile birlikte ödenmesi gerektiği bilinmelidir. Eğer sözleşmenin yapılmasının ardından kiralanan yerin sahibi ile ilgili bir değişiklik yaşanmış ise bu durumda bu yeni malikin sözleşmenin tarafı olarak değerlendirilmesi söz konusu olmaktadır.

Birden çok mirasçının bulunduğu hallerde mirasın kişilere geçmesi ile birlikte mirasçıların terekedeki hem haklarını hem de borçlarını kapsayacak şekilde bir ortaklık kurulması söz konusu olmaktadır. Hep birlikte terekeye sahip olan ve yasal gerekliliklerden dolayı ödeme yükümlülüğü doğan mirasçıların aksi bir hüküm ile karşılaşmadıkça oy birliği ile ödemenin nasıl yapılacağına ilişkin karar vermesi gerekmektedir. Söz konusu toplulukların ortaya çıkması halinde ödemelere ilişkin herhangi bir paylaşımın yapılması ya da tasarrufta bulunulması da mümkün değildir. Aralarında ortaklık bağı kurulmuş olan kişilerden herhangi biri hakların korunmasını sağlayabilmekte ve bu korumadan tüm ortakların yararlanması mümkün olabilmektedir.

Miras Hukuku İstihkak Davaları Nerede Açılır?

Miras bırakan kişinin hayatını kaybetmesi halinde malların büyük bir kısmının ya da tamamının bir veya birkaç kişiye aktarılması söz konusu olmuşsa bu durumda mirasçılık bakımından üstün haklara sahip olmuş kişilerin söz konusu hakkını ileri sürerek dava açması mümkün olabiliyor. Bu davalar miras istihkak davaları olarak adlandırılmaktadır.

Miras istihkak davalarının açılmasında yetkili mahkeme statüsüne sahip olan mahkemeler Sulh Hukuk ve Asliye Hukuk mahkemeleridir. Miras nedeniyle istihkak davalarının açılması istenirse bu durumda miras bırakacak olan kişinin yaşadığı yerde bulunan mahkemede davanın açılması mümkün oluyor. Hangi mahkemenin yetkili mahkeme sıfatına sahip olduğu ise davanın niteliklerine göre farklılık gösterebilmektedir.

Miras Hukukunda Murisin Mirasçılardan Mal Kaçırması

Daha çok yasal mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla zaman zaman miras bırakan kişilerin mal varlıklarından miras kaçırması söz konusu olabilmektedir. Bu işlemi yapmak için kişiler tapu üzerinde oynamalar yaparak gerçeklik payına sahip olmayan muris muvazaası olarak adlandırılan sürece dahil olabiliyorlar. Murisin tapu üzerinde yapmış olduğu işlemin tapu iptali ve tescili davası ile önüne geçmek amacıyla açılan bu davalarda gerçekleştirilen satış işlemlerinin gerçek amaçlarından gizlenmiş şekilde yapılıp yapılmadığı tespit edilmeye çalışılır.

Mirastan pay alma hakkına sahip olmasına rağmen muris muvazaası yoluyla hakları elinden alınmış olan her bir mirasçı tapu iptali davalarını açabilmektedir. Bu noktada davayı açan kişilerin yapılan satış işleminin geçersiz olduğunu ispatlaması gerekmektedir.

Miras Hukukunda Mirastan Mal Kaçırmada İspat Yükümlülüğü

Mirastan mal kaçırma işleminin yapıldığı iddiasıyla haklarını kaybetmiş olan kişilerin tapuda gerçekleştirilen işlemlerin geçersiz olduğunu ispatlama yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekmektedir. Bu ispatın yapılmasında satış işlemini gerçekleştirmiş olan murisin bu satışı neden yaptığı, satın alan kişinin alım gücünün olup olmadığı, satış işleminin nasıl gerçekleştirildiği, satış sonrasındaki bedelin nereye kullanıldığı, murisin satışı yapmasına rağmen söz konusu taşınmazla ilişkisinin devam edip etmediği gibi noktalara bakılara durumun ispatlanması mümkün olmaktadır.

Miras Hukukunda Mirasta Kız Çocuklarının Payı Nedir?

Mirasları paylaşımı sırasında en merak edilen konulardan biri de kız çocuklarının bu miraslardan payının ne olacağı olmaktadır. Bu noktada yasalar eş ve çocuklar arasında paylaşımların yapılması söz konusu olduğunda eşin ¼ çocukların tamamının ise ¾ oranındaki mirastan pay sahibi olması sağlanır. Erkek çocukları ve kız çocukları için herhangi bir şekilde miras paylaşımında ayrım yapılmamaktadır. Bazı yerel örf ve adetlere göre zaman zaman kız çocuklarının miras haklarının gasp edilmesi söz konusu olabiliyor. Böyle durumların ortaya çıkması halinde kişiler yasal yolları kullanarak mirastan hak ettikleri payları kazanma fırsatını da elde edebiliyorlar.

Miras Hukuku Avukatı Avukatları Ankara

Miras Hukuku Avukatı Avukatları Ankara

Miras Hukuku Davaları- Miras Hukuku Avukatları Ankara – Yargıtay Kararları

YARGITAY : MİRAS DAVASINDA, MİRASIN REDDİ İSTEMİ

T.C. YARGITAY 8.Hukuk Dairesi Esas:  2014/1737 Karar: 2014/2560 Karar Tarihi: 17.02.2014

MİRASIN REDDİ İSTEMİ – MURİSİN TAŞINIR VE TAŞINMAZ MALLARININ İLGİLİ YERLERDEN SORULMASI – ÖLÜM GÜNÜ İTİBARİYLE TEREKENİN AKTİFİNİN BELİRLENMESİ – MURİSİN TEREKESİNİN AKTİFİ BELİRLENİRKEN DAVA TARİHİNDEKİ DEĞERLERİN ESAS ALINMASI – KARARIN BOZULMASI

ÖZET: Miras bırakanın tüm taşınır ve taşınmaz malların ilgili yerlerden sorularak ölüm günü itibariyle terekenin aktifinin belirlenmesi, borç miktarına göre ölüm tarihi itibariyle borçlarını karşılamaya yeter miktarda olup olmadığının objektif olarak tespiti ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre hüküm kurulması gerekir. Mahkemece tüm bu hususlar gözetilmeden murisin terekesinin aktifi belirlenirken dava tarihindeki değerlerin esas alınması, yine murisin vergi borcu ile SGK’ya olan prim borçlarının ölüm tarihi itibariyle değil dava tarihi itibariyle ulaştığı değerler esas alınarak tereke pasifi belirlenerek hüküm kurulması doğru değildir.

YARGITAY : MİRAS DAVASINDA TENKİS DAVASI

T.C. YARGITAY İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu Esas:  1986/4 Karar: 1987/5 Karar Tarihi: 22.05.1987

TENKİS DAVASI – TENKİS DAVASINDAN SONRA MUVAZAAYA DAYALI İPTAL VE TESCİL DAVASI AÇILABİLMESİ GEREĞİ

ÖZET: Miras bırakanın yaptığı temlik tasarruflardan zarar gören mirasçılar tenkis davası ile birlikte kademeli olarak veya tenkis davası açtıktan sonra ayrı bir dilekçe ile Borçlar Kanununun 18. maddesine, dayalı muvazaa nedeniyle iptal-tescil davası da açabileceklerinde.   Yargıtay Birinci Başkanlığının 13.4.1987 gün ve 1536 sayılı yazısı ile Hukuk Genel Kurulu kararının varlığı da gözetilerek, Yargıtay İçtihadı birleştirme Büyük Genel Kurulu’nda gündeme alınan konu hakkında raportör üyenin açıklamaları dinlenerek öncelikle kararlar arasında aykırılık bulunup bulunmadığı yönü tartışılmış ve ‘miras bırakanın yaptığı temlik tasarrufun tenkisi için dava açılması halinde sonradan bu tasarruf için muvazaaya dayalı iptal davası açılıp açılmayacağı hakkında ‘Hukuk Genel Kurul, Birinci ve On dördüncü Hukuk Daire kararları arasında içtihat aykırılığının bulunduğunun oy birliği ile belirlenmesi üzerine, işin esasına geçilerek gereği görüşüldü:Miras Hukuku Avukatı Avukatları Ankara.

YARGITAY : MİRAS DAVASINDA TAPU İPTAL VE TESCİL DAVASI

T.C. YARGITAY 1.Hukuk Dairesi Esas:  2013/10317 Karar: 2013/13730 Karar Tarihi: 01.10.2013

TAPU İPTALİ VE TESCİL DAVASI – MİRAS BIRAKANIN PARAYA VEYA MAL SATMAYA İHTİYACININ BULUNMADIĞI – TANIK İFADELERİNDEN TAŞINMAZ DEVRİNİN MUVAZAALI OLDUĞU SONUCUNA VARILMASI – DAVANIN KABULÜNE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ – KARARIN BOZULMASI

ÖZET: Olayda miras bırakanın .. parsel sayılı taşınmazını temlik ettiği M…’ün beyanından ve diğer tanık beyanlarından anılan taşınmazın davalı Ş…’ye aracı kullanılmak suretiyle bedelsiz devredildiği, her ne kadar Ş… ikinci el konumunda ise de miras bırakanın gelini olması nedeniyle muvazaalı işlemi bilebilecek durumda olduğundan Türk Medeni Kanun’unun ilgili maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı açıktır. Diğer taraftan … parsel bakımında ise, miras bırakanın yurt dışında çalıştığı, paraya veya mal satmaya ihtiyacının bulunmadığı, yine tanık ifadelerinden davalı M…’ya yapılan taşınmaz devrinin de mal kaçırmaya yönelik ve muvazaalı olduğu sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile karar verilmiş olması doğru değildir.

 

Miras Hukuku Avukatı Avukatları Ankara

Miras Hukuku Avukatı Avukatları Ankara