Boşanma Yargıtay Bozma

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 294/3. maddesi uyarınca, hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz (6100 s. HMK m. 298/2). Buna göre, tefhim edilen hüküm sonucu yanlış da olsa, gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm soncuna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz/kanun yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir. Tefhim edilen ve duruşma tutanağına geçirilen hüküm sonucu ile gerekçeli karar arasındaki aykırılık diğer yönler incelenmeden tek başına boşanma yargıtay bozma sebebi olur.

Yargıtay Kararı – Boşanma Yargıtay Bozma

T.C. YARGITAY

2.Hukuk Dairesi
Esas: 2015/19127
Karar: 2016/11553
Karar Tarihi: 13.06.2016

BOŞANMA DAVASI – TEFHİM EDİLEN VE DURUŞMA TUTANAĞINA GEÇİRİLEN HÜKÜM SONUCU İLE GEREKÇELİ KARAR ARASINDAKİ AYKIRILIĞIN TEK BAŞINA BOZMA SEBEBİ OLACAĞI – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Tefhim edilen hüküm sonucu yanlış da olsa, gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm soncuna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz/kanun yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir. Tefhim edilen ve duruşma tutanağına geçirilen hüküm sonucu ile gerekçeli karar arasındaki aykırılık diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi olur. Hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece, tefhim edilen kısa kararda Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi gereğince, gerekçeli kararda ise Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi gereğince davacı kadının boşanma davasının kabulü ile boşanmaya karar verilmiştir. Böylelikle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulmuştur. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunması başlı başına bozma nedeni olup hükmün diğer yönlerinin incelenmesine engel teşkil eder.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 294/3. maddesi uyarınca, hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz (6100 s. HMK m. 298/2). Buna göre, tefhim edilen hüküm sonucu yanlış da olsa, gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm soncuna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz/kanun yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir. Tefhim edilen ve duruşma tutanağına geçirilen hüküm sonucu ile gerekçeli karar arasındaki aykırılık diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi olur. O halde mahkemece yapılacak iş, 10.04.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gözetilerek yeniden karar oluşturmaktan ibarettir.

Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple bozulmasına, bozma sebebine göre diğer bölümlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 13.06.2016

KARŞI OY YAZISI

Eldeki davanın Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi gereğince açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemenin hukuki nitelendirmesi de bu yöndedir. Nitekim kısa karara, hukuki nitelendirmeye uygun şekilde Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi yasal dayanak olarak yazılmıştır. Mahkemece, gerekçeli kararın hüküm fıkrasına Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi yerine Türk Medeni Kanununun 163/3. maddesinin yazılması ise maddi hataya dayalı olup, bu hatanın mahallinde düzeltilmesi her zaman için mümkündür. Dairemizin yerleşik içtihatları da bu yöndedir (Dairemizin, 15.07.2009 gün ve 2008/11817 E- 2009/14119 K, 09.03.2010 gün ve 2009/2066 E-2010/4408 K, 26.01.2011 gün ve 2010/109 E- 2011/1150 K, 21.02.2012 gün ve 2011/6814 E-2012/3402 K, 02.04.2013 gün ve 2012/22843 E-2013/9054 K, 03.03.2014 gün ve 2013/22077 E-2014/4435 K, 19.10.2015 gün ve 2015/20041 E- 2015/18537 K, 21.03.2016 gün ve 2015/14375 E- 2016/5482 K. sayılı kararları).

Öte yandan, “ Hakim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür” (HMK m.30-(1)). Sayın çoğunluğun görüşü, Dairemizin yerleşik içtihatları ve Türk Medeni Kanununun 30-(1)’ maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesine uygun değildir. Bu sebeple, temyiz edilen hükmün esastan incelenip sonuçlandırılması gerekirken, sırf maddi hatadan dolayı hükmün tamamının bozulması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Boşanma Yargıtay Bozma