Şirket Alacaklarının Tahsili

Şirket Alacaklarının Tahsili konusu ile ilgili açıklamalara ve yargıtay kararlarına yer verilmiştir.

Şirket Alacaklarının Tahsili Avukat ile takip edilmesi meydana çıkacak hukuki anlaşmazlıklar olan, İcra takibi, icra takibine itiraz, itirazın iptali veya itirazın kaldırılması davalarında ispat, davanın kazanılması ve ilerlemesinde önemlidir. Çünkü icra takibi, itirazın iptali veya kaldırılması, dava bakımından hem zaman alan hemde masraflı olan davalardandır.

T.C. YARGITAY 12.Hukuk Dairesi Esas: 2015/8471 Karar: 2015/17229 Karar Tarihi: 22.06.2015

İCRA MEMUR MUAMELESİNİ ŞİKAYET DAVASI – İCRA TAKİBİ HAKKINDA VERİLEN TEDBİR KARARININ İHTİYATİ HACZİN İNFAZINA MANİ TEŞKİL ETMEYECEĞİ – ŞİKAYETİN REDDİNE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: İhtiyati haciz kararına istinaden ihtiyati haciz uygulanması, genel anlamda bir takip işlemi olmayıp, niteliği itibariyle tedbir vasfında bulunduğundan, icra takibi hakkında verilen tedbir kararı, ihtiyati haczin infazına mani teşkil etmez. Öte yandan, ihtiyati tedbir kararında, tedbirin ihtiyati hacizleri kapsayacağı açıkça belirtilmediğinden; söz konusu tedbir kararı, ihtiyati haczin uygulanmasını engeller mahiyette değildir. O halde, mahkemece yukarıda değinilen açıklamalar göz önünde bulundurularak şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, şikayetin kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. Hüküm bozulmuştur.

Alacaklının …12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 09.01.2015 tarih ve 2015/23 D.İş sayılı ihtiyati haciz kararının infazı isteğiyle icra dairesine başvurduğu ve aynı tarihte borçlunun menkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz uygulandığı, daha sonra alacaklı tarafından 13.01.2015 tarihinde çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibinin başlatıldığı, bilahare örnek 10 numaralı ödeme emri tebliğ edilen borçlu şirketin diğer borçlu ve alacaklı şirket aleyhine icra takibinden önce açtığı …12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/1473 Esas sayılı dosyasında görülen menfi tespit davası kapsamında takip konusu çekle ilgili olarak ”İİK. 72/2. maddesi gereğince takibe konu edilmemesi yönünde” verilen ihtiyati tedbir kararına istinaden icra müdürlüğünden ihtiyati hacizlerin kaldırılması talebinde bulunduğu, anılan istemin icra müdürlüğünce reddine karar verildiği ve borçlu tarafından sözü edilen icra müdürlüğü işlemine karşı şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurulduğu anlaşılmaktadır.

Hemen belirtmek gerekir ki, ihtiyati haciz; İİK’nun 257. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş alacaklar ile muayyen ikametgahı bulunmayan ya da mal kaçıran borçlular için vadesi gelmemiş alacakları temin bakımından borçlunun malları ve hakları üzerine konulan tedbir niteliğinde bir işlemdir. Diğer taraftan, İİK’nun 264. maddesindeki ihtiyati haczi yaptıran alacaklının yedi gün içerisinde takip talebinde bulunmaya veya dava açmaya mecbur olduğuna ilişkin hükümden de anlaşılacağı üzere; ihtiyati haciz ile icra takibi ayrı ayrı düzenlemeler olup, ayrı ayrı hukuki sonuçlar doğurur. Bu nedenle ihtiyati haciz kararı, icra takip işlemi olmayıp, yapılacak icra takibinden veya açılacak davadan önce uygulanan ve HMK’nun 389. ve izleyen maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir benzeri, ancak daha etkili bir tedbir işlemi olduğundan bir takip muamelesi sayılamaz.

Dolayısıyla, ihtiyati haciz kararına istinaden ihtiyati haciz uygulanması, genel anlamda bir takip işlemi olmayıp, niteliği itibariyle tedbir vasfında bulunduğundan, İİK’nun 72/2. maddesine dayalı olarak icra takibi hakkında verilen tedbir kararı, ihtiyati haczin infazına mani teşkil etmez. Öte yandan, ihtiyati tedbir kararında, tedbirin ihtiyati hacizleri kapsayacağı açıkça belirtilmediğinden; söz konusu tedbir kararı, ihtiyati haczin uygulanmasını engeller mahiyette değildir.

O halde, mahkemece yukarıda değinilen açıklamalar gözönünde bulundurularak şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, şikayetin kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. Sonuç: Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA,

T.C. YARGITAY 13.Hukuk Dairesi Esas: 2014/9163 Karar: 2015/1004 Karar Tarihi: 22.01.2015

İTİRAZIN İPTALİ DAVASI – AÇIĞA İMZANIN KÖTÜYE KULLANILMASINA DAİR DAVACI HAKKINDAKİ CEZA DAVASININ DA NETİCESİ BEKLENİP TÜM DELİLLER BİRLİKTE GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULARAK HÜKÜM KURULMASI GEREĞİ – EKSİK İNCELEME

ÖZET: Mahkemece bu husus araştırıldıktan sonra, tamamının vekalete dayalı olarak kullanıldığı yahut iade/iptal edildiği ispatlanır ise taraflar arasındaki ibranameden sonra davacının davalı şirkete herhangi bir hizmet verip vermediği, ilgili yerlerden sunulacak deliller toplanarak, açığa imzanın kötüye kullanılmasına dair davacı hakkındaki ceza davasının da neticesi beklenip tüm deliller birlikte göz önünde bulundurularak hüküm kurulmalıyken eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulmasını gerektirir. Avukat