Tefecilik Davaları

İlkay Hukuk Bürosu Makaleler
İlkay Hukuk Bürosu > Ceza Hukuku  > Tefecilik Davaları

Tefecilik Davaları

Tefecilik Davaları

Tefecilik Davaları | TEFECİLİK SUÇU – SUÇUN ZİNCİRLEME BİÇİMDE İŞLENEBİLECEĞİ – EYLEMLER ARASINDA HUKUKİ KESİNTİ OLUŞUP OLUŞMADIĞIYLA ZİNCİRLEME SUÇ HÜKÜMLERİNİN UYGULANIP UYGULANMAYACAĞININ TESPİTİNDEN SONRA CEZA VERİLMESİ GEREĞİ – EKSİK İNCELEMEYLE VERİLEN HÜKMÜN BOZULMASI.

ÖZET: Dosya içeriği ve UYAP kayıtlarına göre sanık … hakkında … Asliye Ceza Mahkemesinin ……. Asliye Ceza Mahkemesinin …sayılı dosyaları kapsamında tefecilik suçundan yargılandığı ve bu suçun zincirleme biçimde işlenebileceği dikkate alınarak, söz konusu dosyaların araştırılması, derdest ise birleştirilmesi, karara çıkmış ve kesinleşmiş ise onaylı örneklerinin getirtilerek incelenmesinden sonra eylemler arasında hukuki kesinti oluşup oluşmadığının ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının saptanması.

 

Ayrıca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin belirlenmesi halinde sanığa TCK’nın .. maddesi gereğince verilecek cezadan aynı Kanunun … maddesi uyarınca artırım yapıldıktan sonra kesinleşen dava dosyalarından verilen cezanın mahsubu ile oluşur ise aradaki fark kadar cezaya hükmedilmesi, hukuki kesintinin gerçekleşmesi halinde ise ayrı ceza verilmesi gerektiği gözetilmeden adı geçen sanık hakkında eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile verilen hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

 

Tefecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmü yönünden Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren TCK’nın 53. maddesiyle ilgili iptal kararının infaz aşamasında nazara alınması mümkün bulunmuştur. | Tefecilik Davaları

 

Tefecilik Davaları Suçu Şikayet ve Cezası

 

Sanık …’nın müşteki H.’ya %15 faizle borç para verdiği, karşılığında 24/11/2004 keşide tarihli, 20/10/2005 vadeli 30.000 TL bono ile katılan … … adına kayıtlı taşınmazın devrini aldığı, borç ödendiği halde taşınmazı iade etmediği iddiası ile ilgili olarak, müşteki …’ın 23/09/2004 tarihinde sanıktan borç para aldığına ilişkin aşamalarda değişmeyen beyanı, senedin düzenleme tarihi ve taşınmazın 23/09/2004 tarihinde ipotek edildiği, sanığa yüklenen tefecilik suçunun ödünç paranın verildiği tarihte yürürlükte olan 2279 sayılı Kanunun 17. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerine göre 7 yıl 6 aylık asli ve ilave zamanaşımı süresine tabi olduğu.

 

Kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği anda suçun işlendiği kabul edilmekle birlikte 5237 sayılı Yasanın 241. kısımda yeniden düzenlenmiş tefecilik suçunun maddede yazılı tipik hareketin bir kez işlenmesiyle oluşan sırf hareket suçu niteliğinde bulunduğu, bu suçun kazanç karşılığında ödünç paranın borç alana verilmesiyle tamamlandığı.

 

Suçun tamamlanması için kazancın temin edilmiş olmasının şart olmadığı, hatta ödünç olarak alınan paranın vadesinde geri ödemesinin yapılmamış olmasının da suçun oluşması üzerinde bir etkisinin bulunmadığı, 5237 sayılı Yasa ile getirilen yeni düzenlemenin suçun unsurları bakımından sanık aleyhine olması karşısında 01 Haziran 2005 tarihi öncesi ve sonrasındaki eylemlerin ayrı ayrı değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu. | Tefecilik Davaları

 

Tefecilik Suçu Zamanaşımı Süresi

 

Faizle borç para verdiği, karşılığında müştekiye ait Çamlıyayla’da taşınmazını devraldığı iddiası ile ilgili olarak sanığın eyleminin müştekinin aşamalarda değişmeyen beyanlarından 2005 yılından önce işlendiği yürürlükte olan 2279 sayılı Kanunun 17. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerine göre 7 yıl 6 aylık asli ve ilave zamanaşımı süresine tabi olduğu.

 

Suç tarihi ile hüküm günü arasında bu sürenin gerçekleştiği, dosyaya yansıyan delillerden sanığın 01 Haziran 2005 tarihi sonrasında sadece bir kez borç para verdiğinin anlaşıldığı, bu cihetle zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı gözetilmeden, sanık … hakkında TCK’nın 43. maddesi uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini,

 

Sanık …’in ölen sanık … ile sanık …’ın hakkındaki mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verilen diğer sanık … ile birlikte iştirak halinde atılı suçu işleyip işlemediklerinin tartışılması, hangi tarihlerde müşteki ve mağdurlara faiz karşılığı borç para verdiklerinin tereddüte mahal vermeyecek şekilde belirlenmesinden sonra sanıklar Metin ve Denizhan’ın hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi, | Tefecilik Davaları

 

Tefecilik Suçu Yargıtay Kararları

 

Dosya içeriği ve UYAP kayıtlarına göre sanık … hakkında … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/195, … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/215 Esas sayılı dosyaları kapsamında tefecilik suçundan yargılandığı ve bu suçun zincirleme biçimde işlenebileceği dikkate alınarak, söz konusu dosyaların araştırılması, derdest ise birleştirilmesi, karara çıkmış ve kesinleşmiş ise onaylı örneklerinin getirtilerek incelenmesinden sonra eylemler arasında hukuki kesinti oluşup oluşmadığının ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının saptanması.

 

Ayrıca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin belirlenmesi halinde sanığa TCK’nın 241. maddesi gereğince verilecek cezadan aynı Kanunun 43/1. maddesi uyarınca artırım yapıldıktan sonra kesinleşen dava dosyalarından verilen cezanın mahsubu ile oluşur ise aradaki fark kadar cezaya hükmedilmesi, hukuki kesintinin gerçekleşmesi halinde ise ayrı ceza verilmesi gerektiği gözetilmeden adı geçen sanık hakkında eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hükümler kurulması.

 

Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı Kararının 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK’nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması. | Tefecilik Davaları

 

Diğer makalelerimizi okumak için lütfen tıklayın.

 

Tefecilik Davaları | Sıkça Sorulan Sorular

DOLANDIRICILIK TEFECİLİK VE TEHDİT SUÇU - AĞIR CEZA MAHKEMESİNİN VERDİĞİ GÖREVSİZLİK KARARININ DİRENME HÜKMÜ NİTELİĞİNDE SAYILAMAYACAĞI

Asliye ceza mahkemesinin kararının bozulması nedeniyle Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği görevsizlik kararının direnme hükmü niteliğinde sayılamayacağı, kesin ve bağlayıcı bozma ilamına uyularak verilen görevsizlik kararının ise dava açan belge olması karşısında, yargılamaya devamla bir karar verilmesi yerine verilen görevsizlik kararının yok hükmünde olduğu anlaşılmakla, ortada Yargıtay tarafından çözümü gereken bir görev uyuşmazlığı bulunmadığından incelenmeyen dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına tevdii gerekir.

TEFECİLİK SUÇU - SUÇUN ZİNCİRLEME BİÇİMDE İŞLENEBİLECEĞİ

Dosya içeriği ve UYAP kayıtlarına göre sanık … hakkında … Asliye Ceza Mahkemesinin ……. Asliye Ceza Mahkemesinin …sayılı dosyaları kapsamında tefecilik suçundan yargılandığı ve bu suçun zincirleme biçimde işlenebileceği dikkate alınarak, söz konusu dosyaların araştırılması, derdest ise birleştirilmesi, karara çıkmış ve kesinleşmiş ise onaylı örneklerinin getirtilerek incelenmesinden sonra eylemler arasında hukuki kesinti oluşup oluşmadığının ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının saptanması, ayrıca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin belirlenmesi halinde sanığa TCK’nın .. maddesi gereğince verilecek cezadan aynı Kanunun … maddesi uyarınca artırım yapıldıktan sonra kesinleşen dava dosyalarından verilen cezanın mahsubu ile oluşur ise aradaki fark kadar cezaya hükmedilmesi, hukuki kesintinin gerçekleşmesi halinde ise ayrı ceza verilmesi gerektiği gözetilmeden adı geçen sanık hakkında eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile verilen hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

TEFECİLİK SUÇU - SANIKLAR HAKKINDA AYNI SUÇTAN AÇILAN KAMU DAVALARININ SUÇ TARİHİNİN TESPİT EDİLECEĞİ

Sanıklar hakkında aynı suçtan açılan kamu davalarının suç tarihinin tespitiyle, dava dosyalarının akıbetlerinin araştırılması, derdest olmaları halinde, her üç dosya arasında sanıklar yönünden hukuki ve fiili irtibat bulunup bulunmadığı, hukuki kesintinin oluşup oluşmadığı ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanma ihtimali açısından davaların birlikte görülmesinde zorunluluk bulunduğundan olanaklı ise bu davalar ile birleştirilmesi, karara çıkmış ise onaylı birer örneğinin dosya içerisine alınması suretiyle davalardaki mağdurların aynı olup olmadığının tespiti ile aynı olması halinde kamu davasının reddine karar verilebileceği, farklı mağdurlara karşı tefecilik suçunun işlenmesi durumunda iddianame ve suç tarihlerine göre hukuki kesintinin gerçekleşmesi halinde ayrı ceza verilmesi gerektiği, hukuki kesintinin gerçekleşmediğinin tespiti halinde ise sanıkların eylemlerinin bir bütün olarak zincirleme tefecilik suçu olarak kabulüyle tek hüküm kurulması gerekir.

TEFECİLİK SUÇU - UYMA KARARININ DAVANIN ESASINI ÇÖZÜMLEYEN KARARLARDAN OLDUĞU

Uyma kararının, ara kararı niteliğinde olmayıp davanın esasını çözümleyen kararlardan olduğu, bozmaya uymakla, yerel mahkemenin bozma kararında gösterilen esaslara göre işlem yapıp karar verme ödevi doğduğu, sonradan bu kararın bir kısmından veya tamamından açıkça ya da zımnen geri dönülerek ilk hükmün aynen veya yeniden kurulmasının uyma kararının hüküm ve sonuçlarını ortadan kaldırmayacağı nazara alınmadan bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra dönülemez nitelikteki bu kararın gereği tam olarak yerine getirilmeden yazılı şekilde hükümler kurulması yasaya aykırı olup hükmün bozulması gerekir.

TEFECİLİK SUÇU - SANIĞIN FAİZLE BORÇ PARA VERDİĞİ İDDİA EDİLEN ŞAHSIN VE SANIĞIN KAYINBABASININ TANIK OLARAK DİNLENMESİ

Sanığın faizle borç para verdiği iddia edilen şahsın adresinin tespit edilerek beyanının alınması, müştekinin hazırlık ifadesinde iddia konusu eyleme ilişkin bilgisi olduğunu belirttiği sanığın kayınbabasının tanık olarak dinlenmesi, ayrıca sanığın suça konu ödünç paraya karşılık olarak aldığı iddia edilen çeklerle ilgili müştekiye karşı yürüttüğü icra takip dosyasının getirtilmesi ve alacaklı olduğu icra takip dosyalarının tespiti ile varsa takip borçlularının dinlenmesiyle, tefecilik yapıp yapmadığına dair kolluk marifetiyle araştırma yaptırılması, gerektiğinde ilgili vergi dairesine yazı yazılarak bu konuda vergi inceleme raporu düzenlettirilmesinden sonra sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekir.

0 Yorum

Yorum Bırak