İpoteğin Paraya Çevrilmesi

Alacağı bir rehin ile temin edilmiş olan alacaklı, bu alacağını cebri icra yolu ile almak istediği durumda, ilk olarak rehinin paraya çevrilmesi için takip oluşturmak zorundadır. Bu rehine rağmen rehinli olan alacaklının diğer takip yollarına başvurması durumunda süresiz olarak şikayet konusu olmaktadır. Öncelik olarak başvuruların rehinin paraya çevrilmesi yoluna başvurarak, icra dairesinin rehin edilen malı satacak ve bedel ile alacaklının alacağını ödeyecektir. Satış bedelinin rehinli alacağı karşılamaya yetmemesi durumunda, rehin alacaklısı karşılanmayan kesim için de haciz yoluna veya iflasa tabi olunması durumunda ise iflas yolunu takip edebilmektedir.

Ancak bu kurallara bazı istisnalar getirilmiştir. Bahsi geçen istisnaların var olması durumunda rehin alacaklısı, ilk olarak rehinin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmadan veya ilamlı haciz yolu ile borçlu iflasa tabi kişilerden ise iflas yolu ile takip yapılabilir. Sermaye Piyasası Kanunun 938’inci maddesinin a fıkrasında tanımlanmakta olan konut finansmanından kaynaklanan rehinle temin edilmiş olan alacakların takibinde ise, rehinin paraya çevrilmesi yolu veya haciz yolu ile takip yapılabilmektedir.

Alacağı kambiyo senedine bağlı olan bir rehin alacaklısı, rehinin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilmektedir. Ayrıca kambiyo senetlerine mahsus olarak haciz yolu ile takip veya borçlunun iflasa tabi olması durumunda iflas yolu ile takip yapabilmektedir.

Yargıtay kararlarında kabul edilmiş olan görüşe göre alacağı bir kambiyo senedine dayalı olan alacaklı, tahsilde tekrarlama olmaması şartı ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilmekte ve haciz ile iflas yolunu takibini aynı anda yapabilmektedir. İpotekle temin edilmiş faiz ve senelik taksit alacaklarında rehin alacaklısı olan kişi, rehinin paraya çevrilmesi ile haciz veya borçlunun iflasa tabi olması durumda ise iflas yolu ile takip yapabilmektedir.

Kanunda ipotekle temin edilmiş olan faiz ve senelik taksit alacaklarında bu alacaklının önce rehine başvuru yapma zorunluluğu sadece ipotek bakımından tanınmış olmaktadır. Asıl olan alacağa nazaran küçük sayılabilen meblağlar için taşınmazın paraya çevrilmesini mecbur tutulmamıştır. Rehin alacaklısı rehin hakkından vazgeçmesi durumunda rehinin düşmesi ile daha sonra haciz veya iflas yolu ile takip yapılabilmektedir.

İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yolu İle İlamlı Takip

Alacaklının ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı şekilde takip yapılması yönündeki talebi üzerine icra müdürlüğü alacağın veya ipotek hakkının ilam veya ilam niteliğinde olan bir belgede tespit edilmiş olup olmadığını veya ipotek akit tablosunun kayıtsız ve şartsız olarak bir para borcu ikrarını içerip içermediğini araştırmaktadır. Ayrıca İcra ve İflas Kanunun 150’nci maddesinde belgelerin kredi kurulu tarafından noter aracılı ile kredi kullanan kişiye gönderilip gönderilmediğini de araştırmaktadır.

İcra müdürü bu belgelerden başka ilamlı takip yolunda alacağın muaccel olup olmadığına da bakmak durumundadır. Belgelerin tamam olması durumunda alacağı muaccel olduğunu belirlemesi durumunda, borçluya ve ipotekli taşınmaz maliki olan üçüncü şahsa birer icra emri göndermektedir.

Gönderilen icra emri ipotek akit tablosunda kayıtsız ve şartsız bir para borcunu ihtiva etmesine bağlı bir şekilde gönderilmesi durumunda, borçluya yapılan takip talebindeki kayıtların yanında, borcunu otuz gün içerisinde ödemesi ve bu süre içinde borç ödenmez ve icra mahkemesinden icranın geri bırakılması kararı da getirilmez ise alacaklının taşınmazın satışını isteyeceği belirtilmektedir. Ayrıca ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takipte, borçlu borca ve ipoteğe itiraz etme hakkına sahip olamamaktadır.

İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yolu İle İlamsız Takip

İpotek, halen mevcut olan bir alacağın teminin yapılması için, ileride doğacak bir alacağın temini için veya ileride doğması ihtimali olan bir alacağın temini için konulabilmektedir. Bahsedilen birinci durumda ipotek akit tablosu kayıtsız ve şartsız bir para borcu ikrarını içerdiği durumda başvurulacak olan yol, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip başlatılmasıdır. Bunun yanında özellikle ikinci ve üçüncü durumlarda ipotek akit tablosu kayıtsız ve şartsız bir para borcu ikrarı içermiyor olduğu zaman başvurulacak yol ise ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip yolu olacaktır.

Bir kural olarak ipoteğin tesis anında miktarı belli olması yani muayyen olan bir alacak için anapara ipoteği yani kesin ipotek veya sabit ipotek konulabilmektedir. Miktarının belli olmaması yanında ileride tahakkuku muhtemel veya kesin olan alacaklar için ise üst sınır ipoteği yani azami meblağ ipoteği konulabilmektedir.

Özellikle alacaklar üst sınır ipoteği ile temin edilmiş ise, alacaklı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip yapabilmektedir. Bunun sebebi üst sınır ipoteğinde ipoteğin konulduğu sırada kesin bir şekilde belirli olan bir borç miktarı olmaması ve kayıt şartsız bir para borcu ikrarından söz edilemiyor olmasıdır. Bu konuda takip hukuku bakımından önemli olan konu ipoteğin üst sınır mı yoksa anapara ipoteği mi olduğudur. Bu farklı durumlar takip yolunun ilamlı rehin alacağı veya rehin hakkı, bir ilama veya ilam niteliğinde bir belgeye bağlı değil ve ipoteğin akit tablosu kayıtsız ve şartsız bir para borcu ikrarını içermiyorsa rehin alacaklısının başvurabileceği yolu rehinin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip olarak belirlemektedir.

Ödeme Emrine İtiraz Edilebilir Mi?

Borçlu adına yapılan ödeme emrine yedi gün içerisinde icra dairesine bir başvuru yaparak itiraz edebilmektedir. Yapılacak olan bu itirazın şekli ve süresi ile sebepleri genel haciz yolunda olduğu gibidir. Ancak bu konuda rehin hakları itiraz konusu yapılamamaktadır. Bu konudaki sebep ise ipotek hakkının bir resmi senette tespit edilmiş olmasıdır. Borçlu kişi ipoteğin iptali hakkında İcra ve İflas Kanunun 72’nci maddesinde belirtilen hükümlere bakılarak menfi tespit davası açabilmektedir.

Yargıtay Kararı – İpoteğin Paraya Çevrilmesi

T.C. YARGITAY 2.Hukuk Dairesi Esas:  2014/10086 Karar: 2014/16084 Karar Tarihi: 10.07.2014 – İpoteğin Paraya Çevrilmesi

İPOTEĞİN KALDIRILMASI DAVASI – LEHİNE İPOTEK TESİS EDİLENİN KÖTÜNİYETLİ OLDUĞUNUN KANITLANAMADIĞI – TAPUYA GÜVEN İLKESİ – DAVANIN REDDİ GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: Dosya içindeki belge ve delillerden, lehine ipotek tesis edilen B. E.’in kötü niyetli olduğu kanıtlanamamıştır. O halde, tapuya güven ilkesini esas alan Türk Medeni Kanununun ilgili maddesi koşulları da işlem tarafı olan davalı B. lehine gerçekleşmiştir. Davanın reddi gerekir. (4721 S. K. m. 6, 194, 1023) (YHGK 24.04.2013 T. 2012/2-1567 E. 2013/579 K.)