İşyerinin Devri Halinde Kıdem Tazminatı Nasıl Alınır

İşyerinin Devri Halinde Kıdem Tazminatı Nasıl Alınır konusu ile ilgili olarak açıklama ve yargıtay kararlarına yer verilmiştir.

Kıdem tazminatı işçinin aynı işyerinde değişik işverenler nezdinde çalışması nazara alınarak hesaplanır. İşyeri devri ekonomik ve ticari ilişki kesilmek suretiyle işletmenin devrinden bağımsız olarak da gerçekleştirilebilir. Uygulamada oldukça sık rastlanan işyerinin el değiştirmesi şekli, işyerinin kira akdiyle bir bütün olarak bir işverenden başka bir işverene devridir. İşyerini kira sözleşmesi ile devreden işveren, kıdem tazminatından müteselsilsen sorumlu tutulamaz. Eski işverenin sorumluluğu, devir anındaki kıdem süreleri ve ücret düzeyi ile sınırlıdır. İşyerini yapan firmanın işçisinin daha sonra yapımı biten yerde yaptığı çalışma işyerinin devriyle ilgili değildir. Bu durumda işyerinin devri söz konusu olmadığı için kıdem tazminatı hesabında hizmetler birleştirilemez.

İşyerinin devri yönünden 1927 sayılı kanunun yürürlüğe, girdiği 12.7.1975 tarihinin önemi bulunmaktadır. Bu tarihten önce işyeri devirlerinde devir sözleşmesinde aksine hüküm bulunmaması halinde işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumlu olacak iken; aynı tarihten sonraki işyeri devirlerinde her iki işveren sorumlu tutulacaktır. Ancak, işyerini devreden işverenin sorumluluğu çalıştırdığı sürelerle ve devir esnasında işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlı olacaktır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi çalıştığı işyeri veya işyerindeki hizmet sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanacaktır.

İşverenin ölümü halinde hizmet akitlerinin, onun şahsının göz önüne alınmadığı durumlarda, mirasçılarına karşı devam edeceğini hükme bağlayan düzenleme, işyeri devrinde işçilerin akitlerinin sürdürülmesini sağladığından onları koruyucu niteliktedir. “Külli intikal” şeklinde işyerinin devri işverenin ölümü yanında bir anonim şirketin bir başka anonim şirketle birleşmesi durumunda da söz konusu olur. Bu durum İş Hukukunun özel karakterine ve İş Kanununda yapılan düzenlemelere esas alınan görüş ile de uyumludur.

İşin ihale ile müteahhide verilmesinde kıdem tazminatından iş sahibi değil müteahhit sorumludur. Bu durumda İş Kanununun 2. Maddesi uygulanmaz. Öte yandan, muvazaa yoluyla işin bir bölümünün müteahhide verilmesi durumunda asıl işveren gerçek işverendir. Özellikle müteahhit ve taşeronların değişmesine rağmen işçiler çalışmaya devam ediyorlar ise asıl işveren tarafından ihale ile müteahhide intikal edip, ihale süresi sonunda müteahhidin ihaleyi kazanamayıp başkasının ihaleyi kazanmasına rağmen çalışmasını sürekli bir şekilde sürdürdüğü, hizmet akdini sona erdirmediği taktirde ihaleyi son olarak kazanan şirketin işyerini devir almış olması hizmet akdinin feshi şeklinde yorumlanamaz. İhale sonrası işyerinin başka bir işverene geçmesi halinde işçinin hizmet akdi feshedilmiş sayılmayıp yeni işverene geçer. Bu şekilde işyerinin devri işçiye fesih hakkı vermez. Hizmet sözleşmesinin devirden önce kurulmuş olmasına rağmen devirden sonra da aynen sürmekte olduğu ve bu akdi ilişkinin kesilmemiş olduğu sürece işçinin kıdem tazminatı hakkı doğmaz. İşyerinin devri işçi açısından “iş koşullarında esaslı tarzda bir değişiklik, başkalaşma veya uygulanmama” durumu oluşturmadıkça fesih nedeni olamaz. Gerçekten işçinin çalışmasına ara vermeden sürdürdüğüne fesih nedeni olamaz. Gerçekten işçinin çalışmasına ara vermeden sürdürdüğüne göre fesihten söz edilemez. Bu nedenle 1475 sayılı İş Kanununun 14/2 maddesi dikkate alınarak ihaleyi kaybetmiş olan işveren kıdem tazminatından ancak, hizmet sözleşmesinin kıdem tazminatını gerektirecek şekilde sona ermesinden sonra, ihaleyi kaybettiği tarihteki ücret ve kendisi nezdinde geçen süreye göre hesaplanacak kadar kıdem tazminatından sorumlu tutulabilir.

İşyerinin Devri Halinde Kıdem Tazminatı Nasıl Alınır – Yargıtay Kararları

YARGITAY KARARI: İŞLETMENİN DEVRİ HALİNDE KIDEM TAZMİNATI – İSTİHKAK İDDİASI

T.C. YARGITAY 8.Hukuk Dairesi Esas:  2015/359 Karar: 2015/4829 Karar Tarihi: 23.02.2015

İSTİHKAK İDDİASININ REDDİ DAVASI – BORÇLU İLE DAVACI ARASINDAKİ İLİŞKİ TİCARİ İŞLETME DEVRİ NİTELİĞİNDE BULUNDUĞU – İŞLETMEYİ DEVRALAN KİŞİNİN DEVRALDIĞI İŞLETMENİN BORÇLARINDAN SORUMLU OLDUĞU – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: Bir an için yapılan devir işlemlerinin danışıklı olmadığı düşünülse dahi, borçlu ile davacı arasındaki ilişki ticari işletme devri niteliğinde bulunduğundan ve takibe dayanak borç işletme devrinden önce doğduğundan, İİK’nun 44. ve 6098 sayılı TBK’nun 202. maddelerinin uygulanması gerekecektir. İşletmeyi devralan kişi, devraldığı işletmenin borçlarından sorumludur. Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur. (2004 S. K. m. 44, 97, 99) (6098 S. K. m. 202)

YARGITAY KARARI: İŞYERİNİN DEVRİ İSTİHKAK İDDASI

T.C. YARGITAY 17.Hukuk Dairesi Esas:  2013/752 Karar: 2014/9976 Karar Tarihi: 26.06.2014

İSTİHKAK DAVASI – HACİZ ADRESİNDE DAHA ÖNCE BORÇLUNUN FAALİYETTE BULUNDUĞU – KARİNE AKSİNİN DAVACI ÜÇÜNCÜ KİŞİ TARAFINDAN İSPAT EDİLEMEDİĞİ – DAVANIN REDDİ – HÜKMÜN ONANMASI

ÖZET: Mahkemece haczin ödeme emri tebliğ edilen adreste borçlunun huzurunda yapıldığını, mahalde borçluya ait belgeler ele geçirildiği, haciz adresinde daha önce borçlunun faaliyette bulunduğu, karine aksinin davacı 3.kişi tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı 3.kişi vekilince temyiz edilmiştir. (2004 S. K. m. 96)

Dava ve Karar: Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı 3.kişi, İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün 2011/4060 sayııl takip dosyasından 10.6.2011 tarihinde haczedilen menkullerin kendisine ait olduğunu, haczin kendi işyerinde yapıldığını, borçlunun sigortalı işçi olduğunu ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir.

Mahkemece haczin ödeme emri tebliğ edilen adreste borçlunun huzurunda yapıldığını, mahalde borçluya ait belgeler ele geçirildiği, haciz adresinde daha önce borçlunun faaliyette bulunduğu, karine aksinin davacı 3.kişi tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı 3.kişi vekilince temyiz edilmiştir.

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı 3.kişi vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA.

İşyerinin Devri Halinde Kıdem Tazminatı Nasıl Alınır

İşyerinin Devri Halinde Kıdem Tazminatı Nasıl Alınır

Avukat