Maaş Ücret Bodrosu İşçi Alacakları Davası | Ankara Avukat

Maaş Ücret Bodrosu İşçi Alacakları Davası

Maaş Ücret Bodrosu İşçi Alacakları Davası

Maaş Ücret Bordrosu İşçi Alacakları Davası İle Alınır Mı? Ücret alacağı davası ile çalışanların işverenden alacağının temin edilebilmesi mümkündür. İş Kanunu gereğince çalışan, kuruma hizmet vermek ile işveren ise bu hizmetin karşılığında ödeme yapmak ile yükümlüdür.

Bu yükümlülüklerden birisi taraflarca yerine getirilmediği taktirde de hak talebinde bulunabilmek için dava açılabilir. Maaş ücret bordrosu işçi alacakları davası da çalışanın işverenden alması gereken ücreti temin edilmesi için açılmaktadır.

Hangi Durumlarda İşçi Alacağı Davası Açılabilir?

Bu davalar kıdem ve ihbar tazminatının ödenmediği durumlarda açılabilir. Kıdem bir çalışanın işten çıkması ya da çıkarılması halinde ödenmesi gereken bir tazminattır. İhbar tazminatı ise belirsiz süreli iş sözleşmesi bulunan çalışanların önceden bildirmeksizin işten çıkarılması halinde ödenmelidir. Bu tazminatların ödenmesinin gerçekleştirilmediği durumda da alacak davası açılabilmektedir.

Bu tür davalar yalnızca ücret alacakları için açılmamaktadır. Bunların yanı sıra haksız yere işten çıkarılmanın ardından açılan işe iade davası da işçi alacaklarından birisi olarak kabul edilir. Ayrıca hizmet tespiti için açılan davalar da yine işçi alacaklarından birisidir.

İşçi Alacaklarında Zaman Aşımı Var Mı?

İşçi alacakları davasında fazla mesai, ikramiye, izin gibi alacaklar söz konusudur. Bu ücret alacakları zamanaşımı süresi de bulunmaktadır. Alacak davası açacak olan çalışanlar 5 yıl içerisinde dava sürecini başlatmaları gereklidir.

İş ve işveren arasında yapılan sözleşme gereğince meydana gelen ya da ihbar, kıdem tazminatı, iş kazasından doğan alacaklar gibi ücret taleplerinde ise bu zaman aşımı süresi 5 yıldır. Bu sürelerin geçirilmeden davanın açılması şarttır.

Ücretin Ödendiğinin İspat Edilmesi

Çalışan, işverenin yükümlülüklerini yerine getirmediği durumlarda dava açabilir. Bu açtığı dava ile de alacaklarının temin edilmesini talep edebilir. Buna karşılık işveren ödemeleri gerçekleştirmiş ise bunları ispat etmek durumundadır. Bu ispatlar yalnızca yazılı deliller ile yapılabilir.

Yazılı olmayan bir delil mahkeme huzurunda kabul görmeyecektir. Bunun için de ücret bordrolarına aldığı imzayı kullanabilir. İşveren ayrıca ödemeleri gerçekleştirdiğini ispat edebilmek için banka dekontlarını da delil olarak sunabilir. Bu tarz delilleri sunamayan işverenlerin çalışanına ödeme yapması gereklidir.

Maaş Ücret Bodrosu İşçi Alacakları Davası Örnek Yargılamada

Somut olayda, davacının davalı işyerinde nitelikli işçi olarak hizmette bulunduğunun kanıtlanamamış olmasına göre, davacının davalı işyerinde yapmış olduğu işin niteliğine göre asgari ücret alması hayatın olağan akışına uygundur. Davacıya yüksek kredi alması için düzenlenen belge; her zaman düzenlenmesi mümkün olarak kabul edilen belgelerden olup bir defaya mahsus olarak düzenlenmiş olan,

2006/10. ayına ait maaş ücret bordrosu davacının asgari ücretin üstünde ücret aldığına ilişkin olarak davacı imzalı diğer ücret bordroları karşısında kuvvetli delil niteliğinde sayılmaz. Mahkemece davacının Kurum’a bildirilen prime esas kazancın üstünde ücret aldığını ispatlayamadığının göz önünde bulundurulması gerekir iken dosya içerisinde yer alan bu belgeler esas alınarak sonuca gidilmiş olması hatalı olmuştur. (Maaş Ücret Bodrosu İşçi Alacakları Davası)

Maaş Ücret Bodrosu Yıllık İzin İşçi Alacakları Davası

Davacının yıllık izin alacağı bulunup bulunmadığı uyuşmazlık konusudur.

Dosya içerisine okunaksız bir yıllık izin belgesi ibraz edilmiş olup davalıya izin belgesinin okunaklı suretini sunmak için süre verilmelidir. Yine Aralık ayı imzalı maaş ücret bordrosunda 15 gün ücretli izin tahakkuku bulunduğu görülmekle bu tahakkukun değerlendirilmemesi hatalı olup bozma sebebidir.

Maaş Ücret Bodrosu İşçi Alacakları Ceza Davası

Katılanın yetkilisi olduğu … isimli şirkette ön muhasebe elemanı olarak çalışan sanığın, şirket kaşesi ile katılan …’in imzasını taklit ederek maaş ücret bordrosu düzenleyerek .. A.Ş.’den ihtiyaç kredisi için başvuruda bulunduğu,

Ayrıca şirket adına vergi dairesine yatırması gereken paraları yatırmayarak yatırmış gibi tahsilat makbuzu düzenlediği bu şekilde özel belgede sahtecilik ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarını işlediği iddia olunan olayda; Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunda verilen ceza kararı uygun görülmüştür.

Diğer makalelerimize Ankara Avukat sayfamızdan göz atabilirsiniz.

Maaş Ücret Bodrosu İşçi Alacakları Davası | Sıkça Sorulan Sorular

ALACAK DAVASI – DİNLENEN TANIK BEYANLARINA GÖRE DAVACININ BAKIM USTASI OLARAK ÇALIŞTIĞI – HAFTADA ON SEKİZ SAAT FAZLA ÇALIŞMA YAPTIĞI.

DAVACI TANIKLARININ DAVALARININ OLMASININ BEYANLARINA İTİBAR EDİLMEYECEĞİNİ GEREKTİRMEDİĞİ – MAHKEMECE BİLİRKİŞİ HESABI DOĞRULTUSUNDA FARK FAZLA ÇALIŞMA ÜCRETİ VE FARK HAFTA TATİLİ ÜCRETİNE HÜKMEDİLMESİNİN YERİNDE OLDUĞU.

ÖZET: Somut olayda; dinlenen tanık beyanlarına göre davacının bakım ustası olarak çalıştığı, haftada 18 saat fazla çalışma yaptığı, ayda 2 defa hafta tatilinde çalıştığı, davacının çalıştığı süre, yaptığı işin niteliği, ücret araştırması ve tanık beyanlarına göre aylık net 1.725,70 TL ücretle çalıştığının kabulünün yerinde olduğu,

Davacı tanıklarının davalarının olmasının HMK’ye göre beyanlarına itibar edilmeyeceğini gerektirmediği, mahkemece bilirkişi hesabı doğrultusunda fark fazla çalışma ücreti ve fark hafta tatili ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu, teknik bilirkişinin hukuki değerlendirmesinin hakimi bağlamayacağı, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan istinaf taleplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Dosya üzerinden, HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonunda; ileri sürülen tüm istinaf nedenlerinin ilk derece mahkemesince yargılama sırasında incelenip karar gerekçesinde izah edildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun ve ek raporunun dosya kapsamına uygun bulunduğu, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun,

Dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.

AVUKATA İLK SORUYU SİZ SORMAK İSTER MİSİNİZ?

AVUKATA SORU SORUN

Bize Ulaşın




BİZE ULAŞIN

İletişim Bilgileri