Usulsüz Tebligat Nedeniyle Takibin İptali Davası

İlkay Hukuk Bürosu Makaleler
İlkay Hukuk Bürosu > İcra Hukuku  > Usulsüz Tebligat Nedeniyle Takibin İptali Davası

Usulsüz Tebligat Nedeniyle Takibin İptali Davası

Usulsüz Tebligat Nedeniyle Takibin İptali Davası

Usulsüz Tebligat Nedeniyle Takibin İptali Davası

Hukuki bir işlem veya durum, alakalı olan kişiye belgelenmektedir. Bu belgelendirme, hukuki konunun ilgili olan kişiye bildirilmesi amacıyla yapılır. Yetkili kurumun yaptığı yazı yollu veya ilan nitelikli belgeleme işlemine tebligat denir. Hukuk sistemimizde tebligat çok önemli bir konumda olup, en çok İcra ve İflas Hukuku’nda önem görmektedir.

Öyle ki buralarda çok büyük neticeler, tebligata bağlı olabilmektedir. Tebligatın teslim alınmasının anlamı, o andan itibaren hukuki durum her ne ise onunla ilgili sürenin başladığıdır. Bu yazımızda tebligat usulüne uygun yapılmadığında, bu duruma bağlanan hukuki sonuçların ne olacağının üzerinde duracağız.

Usulsüz Tebligat Nedeniyle İcra Emrinin İptali

Tebligatların düzenlenme şekli Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’e göre olmaktadır. Bu şekilde düzenlemesi yapılan tebligatlar, tebliğe çıkarılmaktadır.

Eğer tebligat adı geçen kanun/yönetmelik kapsamında düzenlenmemiş ve/veya buralarda belirtilen şekilde tebliğ edilmemişse, usulsüz tebligattan söz etmek mümkündür. Eğer usulsüz tebligat söz konusu ise bu tebligatın hiç yapılmadığı var sayılır. Bu nedenle de tebligata bağlanmış olan sonuçlar açığa çıkmamaktadır.

Fakat tebligat uygunsuz olarak düzenlenmiş olsa bile, tebligatın muhatabı usulsüz tebligatı öğrendiyse, söz konusu tebligat geçerli kabul edilir. Bu konu, Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik 53. madde de açıklanmıştır. Bu konuyla ilgili kilit noktayı, muhatabın tebligatı öğrenmesine bağlamıştır. Tebligat usule aykırı düzenlenmiş olsa da, tebliği muhatap öğrendiğinde geçerli olur. Aksi hal söz konusu olduğunda tebligat yapılmamış sayılmaktadır.

Önemli olan muhatap kişinin tebliğ ile ilgili davetiyeyi, tebliğ evrakını alması ve söz konusu belgelerin içeriğine vakıf olmasıdır. Bu durumda hukuki sonuçlar, geçerli bir tebligat kapsamında olmaktadır. Tebligatın usulsüz yapıldığının ispatını sağlamak isteyen muhatap, bunu her yolla sağlayabilmektedir.

Gerekli görülen hallerde, tebligatın usulsüz olup olmadığının anlaşılması için bilirkişi incelemesi yapılabilmektedir. Usulsüz tebligatın da tebliğ tarihi, muhatabın bildirdiği tarih olmakta ve bu tarih geçerli sayılmaktadır. Aksi bir tarih ileri sürülememekte ve geçerli olmamaktadır.

Muhatap olan kişi tebligatı teslim almış gibi davranarak ilgili usul işlemlerine başlamışsa ve işlemlere başlandığı tarih ile öğrenildiği iddia edilen tarihler arasında çelişki durumu varsa, işlemlerin gerçekleştirildiği tarih kabul görmektedir. Yani tebligat ile ilgili olan sonuçlar, işlemlerin yapıldığı tarihe göre hüküm kazanmaktadır.

Eğer tebligat usulsüz şekilde düzenlenmiş ve bu aykırı düzenleme muhatap için hak kaybı ortaya çıkarmışsa, tebligatı düzenleyen idareye muhatap olan kişi usulsüzlük ile ilgili bildirimde bulunabilir. İlgili tebligat İcra ve İflas Hukuku ile alakalıysa, İcra Mahkemesi’ne şikâyette bulunmak gerekir. Bu şikâyetle birlikte ilgili tebligatın usulsüz olduğu ortaya konulabilir.

Usulsüz Tebligat Nedeniyle Takibin İptali Davası | Sıkça Sorulan Sorular

ŞİKAYET DAVASI - BORÇLUNUN DİĞER İTİRAZLARI YANINDA İCRA EMRİ TEBLİGATININ USULSÜZLÜĞÜNE DE DEĞİNDİĞİ - MAHKEMECE ÖNCELİKLE TEBLİGATIN USULSÜZ OLDUĞUNA İLİŞKİN ŞİKAYET İNCELENEREK SONUCUNA GÖRE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ

ÖZET: Borçlunun icra mahkemesine başvurusunda, nafaka borcunun ödendiği itirazı yanında icra emri tebligatının usulsüz olduğuna ilişkin şikayette de bulunduğu halde, mahkemece; icra emri tebligatının usulsüz olup olmadığı hakkında bir değerlendirme yapılmadan davanın süre yönünden reddine karar verilmiştir.

O halde mahkemece; öncelikle tebligatın usulsüz olduğuna ilişkin şikayet incelenerek, tebligatın usulsüz olduğu ve buna ilişkin şikayetin de süresinde yapıldığı sonucuna varılması halinde, tebliğ tarihinin, öğrenme tarihine göre düzeltilerek usulsüz tebligattan haberdar olunan tarihe göre itfa itirazının süresinde olması durumunda, borçlunun ödeme itirazı incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

TAKİBİN İPTALİ DAVASI - TAKİBE DAYANAK SENET ÜZERİNDE DÜZENLEYENİN ADININ YANINDA İDARİ BİRİME YER VERİLDİĞİ BUNA GÖRE DÜZENLENME YERİNİN İSTANBUL OLARAK KABULÜ GEREKTİĞİ - TAKİBE KONU SENEDİN KAMBİYO SENEDİ VASFINA HAİZ OLDUĞU

ÖZET: 6102 Numaralı Türk Ticaret Kanunu’nun 776/1-f benti uyarınca; Kambiyo sendinin düzenlenme yerinin ve düzenleme tarihinin yazılmış olması gerekliliği mevcuttur. Yine Kanun’un 777/4. numaralı alt maddesinde; düzenlendiği yer gösterilmeyen bir senedin, düzenleyenin adının yazıldığı yerde yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır.

Hukuk Genel Kurulu’nun bu konu hakkında almış olduğu kararında da kabul görünen hususlar tanzim yeri olarak idari birim adının (kent, ilçe, bucak, köy gibi) yazılması zorunlu ve yeterlidir. Düzenlenme yeri ve düzenlenme tarihi unsurları bulunmayan dayanak belge bono olarak kabul edilemeyeceğinden, bu belgeye dayanılarak borçlu hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılması da mümkün değildir.

Somut olayda, takibe dayanak senet üzerinde, düzenlenme tarihinin “11/11/2017” olarak yer aldığı ayrıca düzenleyenin adının yanında “S.Gazi/İstanbul” şeklinde idari birime yer verildiği, buna göre düzenlenme yerinin “İstanbul” olarak kabulü gerektiği, bu durumda da, takibe konu senedin kambiyo senedi vasfına haiz olduğu anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece, senedin kambiyo vasfında olduğu gözetilerek şikayetin reddi gerekirken, senet de tanzim tarihi ve tanzim yerinin bulunmadığı gerekçesi ile takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir ve bu nedenle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

0 Yorum

Yorum Bırak