İş Kazası Manevi Tazminat Davası

İş Kazası Manevi Tazminat Davası ile ilgili Borçlar Hukukunu ilgilendiren kanun maddeleri,

II. Zararın ve kusurun ispatı

MADDE 50 – Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.

Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hakim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.

d. Manevi tazminat

MADDE 56 – Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.

Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.

İş Kazası Nedir

İş kazası gerek kanunda, gerekse yargıtay kararlarında şu şekilde açıklama yapılmıştır. İş kazası, Sigortalının iş yerinde bulunduğu sırada, İşveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla, Hemen veya sonradan sigortalıyı bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır. Olayın, iş kazası olarak kabul edilebilmesi için; Olaya, maruz kalan kişinin 506 sayılı Kanunun 2. Maddesi anlamında sigortalı olması, Olayın, 506 sayılı kanunun 11/A maddesinde sayılı ve sınırlı olarak belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunludur.

Sosyal Sigortalar Kurumuna çalışmanın bildirilmediği dönemde olduğu iddia edilen kazanın iş kazası olduğunun tespitine ilişkin davalar, aynı zamanda sigortalılığın tespiti istemini de içerir. İş kazası tazminat davalarında, hizmet akdi ve çalışmayı ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, Anayasanın 60. Maddesinde tanımlanan sosyal güvenlik hakkının niteliği gereği, bu tür davalarda hâkim, doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığı re’sen belirlemelidir. Eğer, sigortalılık şartı varsa, sonrasında, olayın iş kazası olup olmadığı irdelenmelidir.

İş kazası Manevi Tazminat Davası Nasıl Görülür

Yargıtay kararında yukarda yapılan açıklamalar ışığında İş kazası tazminat davaları görülürken öncelik, Kuruma bildirilen çalışma günleri ve kaza geçirdiği tarih kesin olarak belirlenmeli, Kuruma çalışma bildirimi yapılmayan dönemde kaza geçirdiğinin tespiti halinde; hizmet akdiyle çalışmasının gerçekliğinin belirlenebilmesi amacıyla, hizmet akdi ile çalışmayı ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıt olarak iş yerinde tutulması gerekli dosya, puantaj kayıtları, ücret bordroları, vergi dairesine verilen muhtasar beyannameleriyle, Kurumdaki belge ve kayıtlardan yararlanılmalı, müfettiş raporları olup olmadığı araştırılmalı, daha önce dinlenip de işyerinde çalıştıklarını beyan eden tanıkların kaza tarihinde işyeri dönem bordrolarında yer alıp almadıkları belirlenmeli, dinlenen tanıkların işyeri dönem bordrosunda yer almadıklarının tespit edilmesi halinde; işyerinin dava konusu dönem bordrosundan saptanan çalışanlar ile, gerektiğinde dava konusu dönemdeki kamu iş yeri sahipleri ve bordrolara geçmiş çalışanların da bilgi ve görgülerine başvurarak hizmet akdi ve gerçek çalışma olgusu samut görgülerine başvurarak hizmet akdi ve gerçek çalışma olgusu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde belirlenmelidir.

Bu araştırmada; gerekirse; zabıta aracı kılınmalı, elde edilen bilgilerin tanık anlatımlarında belirtilen olgularla örtüşüp örtüşmediği denetlenmelidir. Kaza tarihinde, davacının hizmet akdiyle çalışmasının gerçek olduğu belirlendiği taktirde; İş kazasında, kazananın ne şekilde meydana geldiği açıklığa kavuşturularak, 506 sayılı Kanunun 11/A maddesinde sayılı ve sınırlı olarak belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelip gelmediği belirlenmeli ve böylece hakkında yeterli ve gerekli tüm soruşturma yapılan uyuşmazlık konusu olay, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirierek İş mahkemesi hakimince karar verilir.

Sosyal güvenlik anlamında iş kazasından söz etmek için kazanın kanunda açıklanan hallerden birinde gerçekleşmesi zorunludur. Aksi taktirde iş kazasından söz etmek mümkün değildir. Keza anılan kanun maddesinde açıkça kimlerin hangi hal ve durumların iş kazası olduğu sayılı ve sınırlı olarak belirtilmiştir.

Yargıtay Kararı – İş Kazası Manevi Tazminat Davası

T.C. YARGITAY 21.Hukuk Dairesi Esas: 2015/5978 Karar: 2015/20735 Karar Tarihi: 23.11.2015

TAZMİNAT DAVASI – ÜLKENİN EKONOMİK KOŞULLARI OLAYIN AĞIRLIĞI VE İŞVERENİN İŞÇİ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ÖNLEMLERİNİ YETERİNCE ALMAMASINDAN KAYNAKLANDIĞI DA GÖZETİLEREK BELİRLENMESİ GEREKEN MANEVİ TAZMİNATIN FAZLA OLDUĞU – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Hakimin, takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Bu ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğu ortadadır. O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır. Hükmün bozulmasına karar verilmiştir. (6098 S. K. m. 50, 56) (YİBK 22.06.1966 T. 1966/7 E. 1966/7 K.)

Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; SGK Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından olayın iş kazası olduğunun tespit edildiği, davacı sigortalının sürekli iş göremezlik oranının % 9,3 olduğu, hükme esas bilirkişi kusur raporunda olayın meydana gelmesinde, davalı işverenin % 75 davacının % 25 oranında kusurlu olduklarının, belirtildiği anlaşılmaktadır.

İş kazası veya meslek hastalığı sonucu sürekli işgöremezlikte maddi zarar sigortalının zararlandırıcı sigorta olayından önce ve sonraki durumu arasında oluşan farktan ibarettir. Başka bir anlatımla zararlandırıcı sigorta olayı meydana gelmeden önce malvarlığı hangi durumda ise o durumla zararlandırıcı sigorta olayı olduktan sonraki durum arasında ortaya çıkan fark iş kazası veya meslek hastalığı sonucu maddi tazminat isteminin temelini oluşturur.
Tazminatın saptanmasında ise; zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, bakiye ömrü, iş görebilirlik çağı, iş görmezlik ve karşılık kusur oranları, Sosyal Sigortalar tarafından bağlanan peşin sermaye değeri gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerektiği tartışmasızdır. Tazminat miktarının ise işçinin rapor tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluştuğu yönü ise söz götürmez.

Somut olayda, sigortalının iş kazası nedeniyle %9,3 oranında meslekte kazanma gücünde azalma nedeniyle maddi zarara uğradığı sabit olmasına rağmen, Mahkemece hatalı değerlendirme ile Kurumca kazanın iş kazası olarak kabul edilmiş olması nedeniyle, davacının tazminat talebinin karşılandığından bahisle maddi tazminat talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru olmamıştır.

Yapılacak iş; davacının talebini aşmamak koşuluyla, sigortalının % 9,3 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden maddi zararını hesaplattırmak ve Kurumca müteveffa sigortalıya yapılan fiili ödemelerin davalı işverenin kusuruna isabet eden rücuya tabi kısımını maddi zarar miktarından indirerek bir karar vermekten ibarettir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.

Ayrıca davacının maddi ve manevi tazminat istemine 06.11.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle olay tarihinden itibaren faiz uygulanmasını talep etmiş olması karşısında bu talep değerlendirilerek faize hükmedilmesi gerekmektedir.

2- Gerek mülga B.K’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı T.B.K’nun 56. maddesi hükmüne göre Hakimin, özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)

Bu ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına hükmedilen 15.000,00 TL manevi tazminatın fazla olduğu ortadadır. O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır. Ayrıca davacının maddi ve manevi tazminat istemine 06.11.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle olay tarihinden itibaren faiz uygulanmasını talep etmiş olması karşısında bu talep değerlendirilerek faize hükmedilmemesi bozmayı gerektirmiştir.

3- Dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmesi nedeniyle Gerekçeli Karar başlığında davalı olarak işbu davalının gösterilmesi gerekirken; tüzel kişiliği olmayan isimli firmanın gösterilmesi usul ve yasaya aykırıdır. O halde, davacının ve davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.

Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle, bozulmasına, temyiz harcının istek halinde temyiz eden taraflara iadesine 23.11.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.

İş Kazası Manevi Tazminat Davası

İş Kazası Manevi Tazminat Davası

İş Kazası Manevi Tazminat Davası