Trafik Kazası Sonucu Yaralanma Tazminat

A. TRAFİK KAZASI SONUCU YARALANMA TAZMİNAT,  B. YARALANMA SONUCU MADDİ MANEVİ TAZMİNAT,  C. TAZMİNAT NASIL ALINIR

T.C. YARGITAY 17.Hukuk Dairesi Esas: 2014/10160 Karar: 2016/1107 Karar Tarihi: 28.01.2016

TRAFİK KAZASI SONUCU YARALANMA TAZMİNAT DAVASI – TRAFİK KAZASINDAN KAYNAKLANAN YARALANMA SEBEBİYLE MADDİ TAZMİNAT İSTEMİ – DAVACININ KAZADAN ÖNCE NE KADAR GELİR ELDE ETTİĞİNİN TESPİTİ – YETERSİZ ARAŞTIRMA İLE KARAR VERİLMESİNİN İSABETSİZ OLUŞU

ÖZET: Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma sebebiyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacının kazadan önce ne kadar gelir elde ettiğinin tespiti için mahkemece, SGK ve çalıştığı işyerinden gelire ve ödemelere ilişkin belgelerin celbedilmesi, kendi hesabına çalışıyorsa ilgili kuruluşlardan gerekli belgelerin sorulması, gelirin kazadan önce geriye doğru tespitinin yapılması, gerektiğinde bu husus da bilirkişi inceleme yapılarak davacının gerçek gelirinin tespiti ile usulü kazanılmış haklarda nazara alınarak sonucuna göre hesaplama yapılması gerekirken yetersiz araştırma ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Dosya kapsamında kazaya ilişkin herhangi bir kusur raporu alınmamıştır. Kaza tespit tutanağında ise davacı ve sigortasız araç sürücüsü ayrı ayrı asli kusurlu bulunmuş fakat kusur oranı tayin edilmemiştir. Gerçek zarar miktarının belirlenmesi için kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur oranlarının belirlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, davalı ……..’nın sorumlu olduğu gerçek zarar miktarının tespit edilebilmesi açısından kaza nedeniyle düzenlenen tüm belgeler ilgili yerlerden getirtilerek Adli Tıp Kurumu veya Karayolları Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişi kurulundan tarafların itiraz ve savunmalarını karşılayacak biçimde denetime ve hüküm kurmaya elverişli kusur konusunda bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

2-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü veya Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.

Somut olayda, kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak dosya kapsamında herhangi bir bilirkişi raporu alınmamıştır. Davacı tarafa dosyaya sunulan ve hükme esas alınan Tarsus Devlet Hastanesi raporunda %44 oranında maluliyet olduğu, Mersin Devlet Hastanesi raporunda %66 oranında maluliyet olduğu bildirilmiştir. Yine hasar dosyasında bahsedilen İskenderun Devlet Hastanesi raporunda %36 oranında maluliyet olduğu belirtilmiştir. Mersin Devlet Hastanesi raporunda davacının Kalp Damar Sistemi nedeniyle de maluliyeti olduğu belirtilmiştir. Söz konusu hastane raporlarının yukarıda bahsedilen kaza tarihine göre yürürlükte bulunan tüzük ya da yönetmelik hükümlerine uygun olup olmadığı da belli değildir. Bu nedenle sözkonusu sağlık kurul raporları hükme esas alınmaya yeterli değildir.

Mahkemece, kazayla ilgili tüm tedavi evrakları celbedilerek yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği esas alınarak Adli Tıp Kurumu’ndan denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak maluliyet oranının ve geçici iş göremezlik süresinin belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

3-Davacının maruz kaldığı iş göremezlik tazminatının belirlenebilmesi için zarar görenin son gelir durumunun net olarak belirlenmesi gerekir. Davacı vekili müvekkilinin tır şoförü olarak çalıştığını beyan etmiştir. Hasar dosyasına sunulan vergi levhasında davacının Treyler İşletmeciliği yaptığı ve 2009 yılı için toplam 2.613,60 TL beyan olunan matrah olduğu bildirilmiştir. Yine davacının 2000 ila 2011 yılları arasında SGK kaydı olmayıp, sonrasında kaydı vardır. Nakliyat-iş sendikası tarafından tır şoförü olan birisinin 2009 yılında 1.900,00 TL, 2010 yılında 2.100,00 TL, 2011 yılında 2.250,00 TL ve 2012 yılında 2.500,00 TL gelir elde edeceği bildirilmiş olup bilirkişi raporunda davacının bu miktarlar gelir ettiği kabul edilerek zarar hesaplanmış olup mahkemece rapor hükme esas alınmıştır.

Davacının mesleği hususunda beyan dışında herhangi başka bir delil ibraz edilmemiştir. Yine davacının tır şoförü olarak çalıştığı beyan edilmesine karşın kendi hesabına mı çalıştığı yoksa ücret karşılığı mı çalıştığı, ücret karşılığı çalışıyorsa çalıştığı iş yerinden gelirine ilişkin ödeme belgeleri, banka kayıtları gibi evrakların olup olmadığı, kendi hesabına çalışıyorsa ilgili meslek kuruluşlarında kaydı olup olmadığı, kaza tarihi itibariyle kendi hesabına çalıştıracağı tır ve benzeri türden bir aracı olup olmadığı, tır şoförlüğü yapmak için gerekli ehliyet ve belgelerinin kaza tarihi itibariyle bulunup bulunmadığı hususlarında herhangi bir araştırma yapılmamış ve buna dair belgeler celbedilmemiştir.

Bu nedenle davacının gelirine ilişkin olarak yapılan araştırma yetersizdir. O halde, davacının kazadan önce ne kadar gelir elde ettiğinin tespiti için mahkemece, SGK ve çalıştığı işyerinden gelire ve ödemelere ilişkin belgelerin celbedilmesi, kendi hesabına çalışıyorsa ilgili kuruluşlardan gerekli belgelerin sorulması, gelirin kazadan önce geriye doğru tespitinin yapılması, gerektiğinde bu husus da bilirkişi inceleme yapılarak davacının gerçek gelirinin tespiti ile usulü kazanılmış haklarda nazara alınarak sonucuna göre hesaplama yapılması gerekirken yetersiz araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

4-Mahkemece, zararın hesaplanması amacıyla avukat bilirkişiden alınan 05.04.2013 tarihli bilirkişi raporunda CSO 1980 Kadın ve Erkek Mortalite Tablosu esas alınarak davacının yaşam süresi belirlenmiş ve zarar hesabı yapılmıştır.

Mahkemece 05.04.2013 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmış ise de; karara esas alınan hesaplama, Hukuk Genel Kurulu’nun 1989/4-586 esas, 1990/199 sayılı kararı ve Dairemizin yerleşik içtihatlarına uygun değildir. Bu itibarla, Dairemizin yerleşik ilkelerine uygun olarak Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının muhtemel yaşam süresi belirlenerek zararın hesaplanması gerekirken tazminat esaslarına uygun olmayan yaşam süresine göre hesaplama yapılan bilirkişi raporunun hükme esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

T.C. YARGITAY 17.Hukuk Dairesi Esas:  2014/3306 Karar: 2014/3331 Karar Tarihi: 10.03.2014

TRAFİK KAZASI SONUCU YARALANMA TAZMİNAT DAVASI – TRAFİK KAZASI – OLAY TARİHİNDEKİ PARANIN ALIM GÜCÜNE UYGUN DÜŞEN HAK VE NESAFET KURALLARI ÇERÇEVESİNDE DAVACI İÇİN MANEVİ TAZMİNATIN TAKDİR EDİLMESİ – HÜKMÜN BOZULMASI GEREĞİ

ÖZET: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Adli rapor formlarındaki yazının açıklığa kavuşturularak, davacının yaralanması halinde, yaralanmanın niteliğine, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, olayın meydana geliş şekli, kusur oranları da göz önünde tutularak, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen hak ve nesafet kuralları çerçevesinde davacı için manevi tazminatın takdir edilmesi, yaralanma yoksa manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken verilen kararın bozulması gerekmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre (6098 sayılı TBK m. 56), hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Dosya içerisindeki, kazadan sonra düzenlenen davacıyla ilgili genel adli muayene formundaki yazı okunaklı olmadığından, davacının kaza nedeniyle yaralanıp yaralanmadığı anlaşılamamıştır. Anılan adli rapor formlarındaki yazının açıklığa kavuşturularak, davacının yaralanması halinde, yaralanmanın niteliğine, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, olayın meydana geliş şekli, kusur oranları da göz önünde tutularak, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen hak ve nesafet kuralları çerçevesinde davacı için manevi tazminatın takdir edilmesi, yaralanma yoksa manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde verilen kararın bozulması gerekmiştir.