Trafik Kazasında Tazminat

Trafik Kazası Tazminat Davalarında Görevli Mahkemeler

Türk Hukuk sistemi içerisinde bir davanın mahkeme tarafından kabulünün sağlanmış olması ancak dava dilekçesinin doğru görevli mahkemeye iletilmesi ile mümkün oluyor. Bu nedenden dolayı trafik kazaları sonrası ortaya çıkan tazminat davalarında da dava dilekçesinin mahkemeye geldiği anda öncelikle doğru görevli mahkemeye bu dilekçenin iletilip iletilmediğine bakılmaktadır.

Dilekçenin reddinin söz konusu olduğu durumların ayrıca detaylı bir şekilde incelenerek bu kararın ret yönüne evirilmesinde bazı noktalara dikkat etmek gerekmektedir. Trafik kazalarının hizmet kusurları olarak değerlendirilmesinden dolayı ya da idarenin bir hizmeti sebebiyle kazanın ortaya çıkmış olduğu tespit edilirse tam yargı davalarının açılması gerekli olduğundan mutlaka dilekçenin doğrudan reddi yönünde karar verilmesi gerekmektedir. Bu kararların verilmesinde Karayolları Trafik Kanunu’nun yanı sıra aynı zamanda İdari Yargılama Usulü Kanunu’na bakılarak da bir yargı davasının açılması yönünde karar verilmektedir. Yine aynı şekilde Hukuk Genel Kurulu tarafından da hizmet kusuru sebebiyle açılan davalarda idari yargının görev alanlarına girildiği düşünüldüğü için işlemler de buna uygun şekilde yapılmaktadır.

Örnek bazı olaylara bakıldığında özellikle trafik güvenliğinin sağlanmasını hedefleyen yol yapım çalışmaları ve buna uygun nitelikler taşıyan işaretçilerden kaynaklı olarak kazaların ortaya çıkması halinde söz konusu alanda yetkili olan belediyelerin davaya dahil edilmesi söz konusu olmaktadır. Bunun yanında kişilerin sigorta poliçelerinin de davaya dahil edilmesi sağlanabiliyor. Bu noktada yol yapım süreçleri gibi faaliyetleri yürütmekte olan işletmeler değil bundan sorumluluğu üstlenmiş olan idarelerin davaya katılması gerekmektedir. Bu gerçek ve tüzel kişilerin davaya katılmasındaki en temel gerekçe ise görevlerini tam ve eksiksiz bir şekilde yapmamış olmalarıdır. Kamu hizmetlerinin kusurlu olduğu ve bunun bir uyuşmazlığa sebep olduğu öngörüldüğü için idari yargı ile ortaya çıkan sorunların çözülmesi gerekmektedir.

Yine benzer olaylarla ilgili olarak idari alanın fiilleri ve yükümlülükleri konusunda düzenlemeler yapmış olan Türk Ticaret Kanunu’nun maddelerine de bakmak gerekmektedir. Kişiler kanunun kendilerine vermiş olduğu ve halefiyet hakkının ortaya çıkması ile birlikte söz konusu olan davaların sigorta şirketleri tarafından açılması ile karşılaşacaktır. Bu noktada davanın kişisel hakların sahibi olan kişilere doğrudan açılması uygulamada kabul edilmektedir. Tüm bu bilgiler ışında hizmet kusurlarının ortaya çıktığı tüm davalarda idari yargı dalının da görevli sıfatına sahip olmasından dolayı Özel Daire bozma kararına uyulması gerekmektedir. Hukuk Genel Kurulu tarafından da kabul edilmiş olan bu kararlarda kişilerin önceki kararlar konusunda direnmesi usul ve yasa açısından aykırılık taşımaktadır.

Söz konusu davalar idari yargının görevleri kapsamına giren davalar olduğu için bu noktada adli yargıda açılacak olan davaların doğrudan dilekçelerin kabulü aşamasında reddedilmesi mümkün olacaktır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yer alan maddeler doğrultusunda ilgili dosyaların görevli mahkeme olan idari mahkemelere gönderilme işlemleri de yapılmayacaktır. Bu tür bir karar verilmiş olsa da idari yargı birimlerinin adli yargı için hazırlanmış olan dilekçelerle bir işlem yapması mümkün olmadığında dava dilekçelerini tekrar adli yargı makamlarına iletmesi söz konusu olabilecektir.

Hukuk uyuşmazlıklarının ortaya çıktığı bu durumlarda uyuşmazlık mahkemeleri tarafından görevli ya da yetkili olmayan bir mahkemeye ulaştırılmış olan dilekçelerin reddedilmesi halinde ilgili görevli veya yetkili mahkemelere bunların iletilmesi gerektiği belirtilmiştir. Fakat bu sadece aynı yargı düzeni içinde bulunan mahkemeler açısından mümkün olan bir durum olmaktadır. Bu noktada mahkemeler arasındaki işbölümlerine dikkat edilerek bir karar verilmektedir. Yargı yolunun değiştirilmesine sebep olan görevsizlik kararlarının verildiği hallerde, mahkemenin farklı bir yargı düzeninde yer almasına rağmen görevli olduğu dikkate alındığında buna ilişkin bir düzenleme de yapılmıştır. Böylece dava dosyalarının kesinlikle gönderilmesi şartını ortaya koyan bir madde bulunmadığı da görülmektedir.

Davaların yanlış mahkemelere iletilmesi halinde söz konusu dilekçeyi alan mahkemenin adli yargı görevi içinde bu davanın değerlendirilip değerlendirilmeyeceği noktasında bir inceleme yapması gerekmektedir. Bu incelemeden olumlu sonuç alınması halinde görevleri kapsamında olup olmadığına dikkat etmek gerekiyor. Trafik kazalarından sonra bedensel zararların ortaya çıkması ile birlikte ortaya çıkan zararların niteliği pek çok mahkemenin görev alanına girdiği için her bir mahkemenin hangi alanda görevli olduğunun da bilinmesi gerekmektedir.

Trafik Kazalarında Tazminat Vavası Nerede Açılır

Asliye Hukuk Mahkemelerinin Görevli Olduğu Trafik Kazası Tazminat Davaları

Trafik kazası sonrasında bedensel bütünlüğü yönünden zarara uğramış olan kişilerin zararlarının tazmin edilmesi için nasıl bir yol izleyeceklerine dair her türlü kural Karayolları Trafik Kanunu ile belirlenmiş olsa da kişilerin hangi mahkemeye başvuracağı noktasında bir mahkeme belirlenmemiştir. Söz konusu davaların haksız fiile dayanan davalar olması itibarıyla Hukuk Muhakemeleri Kanunu bu noktada başka aksi yönde bir düzenleme bulunmadığı takdirde asliye hukuk mahkemelerinin görevli olmasını belirlemiştir. Sadece trafik kazası sonrasında ortaya çıkan bedensel bütünlüğün bozulmasından kaynaklı tazminat davalarında değil aynı zamanda sigortacılar tarafından açılmış olan rücuan tazminat davalarında da sigortalının gerçek kişi niteliği kazanmasından dolayı halefiyet ilkesine bağlı kalınarak asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiştir.

Asliye Ticaret Mahkemelerinin Görevli Olduğu Trafik Kazası Tazminat Davaları

Trafik kazası sonrasında zarara uğramış olan kişiler sadece kusurlu kişiye veya bu aracı işleten kişiye değil de aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacılarına karşı ya da yalnız bu sigortacıya bir dava açmak istiyorsa bu haldeki davalar ile ilgili olarak Türk Ticaret Kanunu maddelerinde düzenleme yapılmıştır. Buna göre kanunda öngörülmüş olan hususlarla birlikte ortaya çıkan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri kapsamında durumun değerlendirilmesi mümkün olmaktadır. Söz konusu şartları yerine getirmiş olan davalarda görevli mahkeme sıfatıyla davalara bakabilecek olan mahkemeler asliye ticaret mahkemeleri olarak belirlenmiştir. Asliye ticaret mahkemelerinin bulunmadığı yerleşim birimlerinde ise asliye ticaret mahkemesi sıfatına sahip olan asliye hukuk mahkemelerinin görevli olması söz konusu olmaktadır.

Tüketici Mahkemelerinin Görevli Olduğu Trafik Kazası Tazminat Davaları

Trafik kazası sonrasındaki tazminat davalarında tüketici mahkemelerinin hangi yönü ile bu davalarda görevli olabildiğinin bilinmesi için öncelikle tüketici kavramının hukuken neleri kapsadığının iyi bir şekilde görülmesi gerekmektedir. Tüketicinin Korunması Kanunu içinde açık bir şekilde tanımlanmış olan tüketici işlemi kavramı gereği trafik kazası sonrasındaki tazminat davalarının da bu mahkeme tarafından görevli mahkeme sıfatıyla görülmesi mümkün olmaktadır. Bir tür sözleşme ve hukuki açıdan da sağlam bir zemine oturmuş olduğu sayılan bir işlem olarak görülen tüketici işlemi, ticari ya da mesleki amaçlarla hareket eden gerçek tüzel kişiler ve tüketiciler arasında kurulan işlemler olarak sınıflandırılmıştır. Bu noktada kamu tüzel kişilerinin yanı sıra onun adına ve hesabına hareket etmekte olan kişilerin de aynı işleme maruz kalması söz konusu olabiliyor. Tüketicinin Korunması Kanunu içindeki en temel maddelerden sayılan bu madde ile birlikte sigorta sözleşmelerinin de tüketici işlemi olarak görülmesi mümkün olmuştur. İşte bu gerekçeyle trafik kazalarına karışmış olan kişilerin zorunlu mali sorumluluk sigortalarına sahip olmalarından dolayı davalarının tüketici mahkemelerinin görevli olduğu süreçlerde ilerlemesi mümkün olabiliyor.

Yine aynı Tüketicinin Korunması Kanunu çerçevesinde tüketici işlemleri ile ortaya çıkan tüketiciye yönelik her uygulamadan da uyuşmazlıkların ortaya çıkması halinde tüketici mahkemelerinin bunlarla görevli olması sağlanmaktadır. Tüketici mahkemeleri işte bu nedenlerden dolayı trafik kazalarından sonra ortaya çıkan kusurlarla ilgili olarak tazminat davalarının açıldığı hallerde haklarını talep etmek üzere görevli mahkeme sıfatı ile durumu yönetebilirler. Başka bir deyişle ticari ve mesleki amaçlar doğrultusunda hareket etmekte olan ya da onun adına veya hesabına hareket etmekte olan gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasındaki uyuşmazlıkların bu mahkemeler görülmesi gerekmektedir. Sigorta sözleşmelerinin söz konusu olduğu trafik kazalarında da bu mahkemelerin sözleşmeden kaynaklı olarak görevli mahkeme sıfatını kazanması söz konusu olabiliyor.

Tüketici mahkemelerinin sigorta sözleşmeleri ile ilgili görevleri belirlenirken bu noktada dikkat edilmesi gereken bazı hususlar bulunmaktadır. Bunlardan ilgi taraflardan birinin tüketici olmasına ilişkin oluyor. Bir diğer koşul ise taraflar arasında mutlaka bir sözleşme ilişkisinin bulunması oluyor. Trafik kazası sonrasında ortaya çıkan davalarda bu sözleşmeler poliçeler olmaktadır. Uyuşmazlıkların ortaya çıkmasında bu sözleşmelerin esas neden olması ve davanın taraflarının aynı zamanda sözleşmenin de tarafları olan gerçek ya da tüzel kişiler olması davaların tüketici mahkemesinde görülmesi gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. Görevli mahkeme ile ilgili tüketici mahkemelerinde dikkat edilmesi gereken bir detay da ticari işletmeler ile sigorta şirketlerinin karşı karşıya geldiği davalardaki görevli mahkemeler olmaktadır. Bu noktada Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili maddeleri doğrultusunda tüketici mahkemelerinin değil asliye ticaret mahkemelerinin görevli mahkeme sıfatı ile davaları alması mümkün olmaktadır. Kişilerin kendi sigortacılarına karşı açmış olduğu davalarda da tüketici mahkemelerinin görev yapması söz konusu olabiliyor.

Trafik Kazası Tazminat Davalarında Yetkili Mahkemeler

Trafik kazalarının yaşanmasının ardından zarara uğramış kişilerin tazminat talebinde bulunması sonrasında farklı yasalarla mahkemenin yetkileri konusunda bir düzenleme yapılmıştır. Buna göre öncelikle davalı sıfatına sahip olan kişinin yerleşim yerindeki mahkemenin yetkili olması sağlanıyor. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun devreye girdiği durumlar yaşanması halinde ise haksız fiilin işlenmiş olduğu yerdeki mahkemeler yetkili mahkeme olmaktadır. Buna ek olarak zararın ortaya çıktığı ya da zarar gören kişinin yerleşim yerindeki yetkili mahkemelerin de davaları yürütmesi mümkün olmaktadır. Karayolları Trafik Kanunu’nun devreye girdiği olası durumlarda sigortacının merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemenin, sigorta poliçelerini düzenleyen acentenin bulunduğu yerdeki mahkemenin ya da kazanın gerçekleştiği yerdeki yetkili mahkemenin davayı yürütmesi söz konusu olmaktadır.

En çok merak edilen konulardan biri olan tazminat davalarının açılacağı kişilerin birden fazla olması halinde ise kişilerin bu davalılardan herhangi birinin yerleşim yerinde davayı açabileceği olanaklı kılınmıştır. Fakat davanın sebebine bağlı olarak başka bir yer mahkemesi uygun görülmüşse bu karar doğrultusunda hareket etmek gerekmektedir. Ortak yetkili mahkemelerin söz konusu kurallara uyan bir mahkeme olması halinde ise kişilerin diğer yetkili mahkemelerde de davalarını açabilmesi mümkün olmaktadır.

Trafik Kazasında Tazminat
Trafik Kazasında Tazminat