İtirazın İptali Davası Borca İtirazının İptali | Ankara Avukat

İtirazın İptali Davası Borca İtirazının İptali

İtirazın İptali Davası Borca İtirazının İptali

Borca itiraz davası borçlunun itirazını yazılı bir dilekçe ile ilgili tetkik mercine bildirmesi ile başlar. Bu itiraz ile birlikte icra takip muamelelerinin durdurulması mümkün değildir. Borçlu taraf, itiraz ederken borca itirazın iptali davası dilekçe örneğine uygun şekilde itiraz gerekçelerini belirtmek zorundadır. Ödeme emrinin tebliğ edilmesinden itibaren beş gün süresi vardır. Borçlu olan kişi, itiraz dilekçesinde bildirmiş olduğu itiraz nedenleri ile bağlanmış olur.

Ödeme Emrinin Tebliğ Edilmesinden En Fazla 5 Gün Sonra İtiraz Yapılması Gerekmektedir.

İtirazın iptali davası borca itirazının iptali hükümleri kanunun 16 maddesince düzenlenmiştir. Bu hükümlere göre takip istemi üzerine borçlulara gönderilmiş olan ödeme emrinin usulüne uygun olması gerekmektedir.

Tebligat sonrasında (usulüne uygun olarak yapılmış ise) beş günlük itiraz süresi başlamış olur. Ödeme emri tebliğ edilmeden önce de icra takibi için itirazda bulunulabilir.

Ödeme emrinin tebliğ edilmediği durumlarda, borçlu kişinin tebligatı öğrendiği tarih, itiraz için başlangıç tarihi olarak kabul edilecektir. Yasada ön görülmüş olan 5 günlük süreye sükutu hak süresi denmektedir.

Kişilerin Borca İtiraz Etme Hakkı – İtirazın İptali Davası Borca İtirazının İptali

Bu süre ödeme emrinde bazen yanlış yazılır. Böyle bir durum söz konusu olduğunda söz gelimi süre 5 günden 10 güne çıkacaktır.

Borçlu itiraz süreleri dahilinde borca itirazın iptali davası için hangi hususlara itiraz ettiğini açık ve net bir dille belirtmek zorundadır.

Eğer kişi neden itiraz ettiği belirtmiyorsa, kişinin üzerinden hak düşmüş olmaz. Kişi hakkından yinede faydalanabilecektir. “Borcum yoktur” beyanı yeterli olacaktır.

Yetkili İcra Tetkik Merciine İtiraz Edilmezse Ne Olur?

Borçlunun borca itirazı tetkik merciine yapılmalıdır. Borçlunun takibin yapıldığı yer dışında bulunması halinde, tetkik merciine iletilmesi üzere, itiraz dilekçesinin tevdi sağlanır.

Kişilerin icra takibinin yapıldığı yerler dışında bulunan tetkik mercilerine başvurması halinde, yetki itirazı geçerliliğini yitirecektir. Yetkisi bulunmayan yerlere yapılmış olan bu başvurular için resmen yetkisizlik kararı verilecektir. Belgeler üstünde borçlu gösterilmeyen kişilerin, itiraz etmeye ehliyeti, diğer bir değişle hakkı bulunmaz. Üçüncü kişiler bu nedenle itiraz edemezler.

İtirazın İptali Davası Borca İtirazının İptali, İflas Kanunu içerisinde yer alan 68. maddedeki kurallara dikkat edilerek kişilerin icra takibi ile ilgili olarak elinde tutmuş olduğu belgelere bakılır.

Eğer bu maddelerde belirtilmiş olan belgeler alacaklı da bulunuyorsa bu durumda kişiler hem itirazın kaldırabilme hem de itirazın iptali davasını açmaya hak kazanabilmektedir.

İtirazın İptali Ne Anlama Gelir?

İcra hukuku içerisinde kişilerin alacaklı oldukları sırada haklarını alabilmeleri için yasal süreler içindeki talepleri sonrasında itiraz etmeleri halinde icra takipleri durdurulacaktır.

Alacaklılar bu durumla karşılaştıkları takdirde icradan doğan haklarını elde etmek istediklerinde iki farklı yolla bunu mümkün kılabiliyorlar. İtirazın kaldırılması ya da itirazın iptali ile alacaklıların isteğine ulaşması mümkün oluyor.

Sık karşılaşılan bu belgelerin yokluğu durumunda kişilerin sadece itirazın iptali için başvuruda bulunması mümkün oluyor.

İcra İflas Kanunu’na göre alacaklı olan kişilerde bulunması gereken belgeler borç bilgisini içinde barındıran senettir. Eğer itirazın iptali mahkeme tarafından alacaklı açısından olumlu şekilde sonuçlanırsa bu durumda icranın takibine devam kararı verilecektir. (İtirazın İptali Davası Borca İtirazının İptali)

İtirazın İptali Davası Borca İtirazının İptali ve Açmak İçin Gerekenler

İtirazın iptali davaları aslında icra sürecindeki ayrı bir dava olarak genellikle değerlendiriliyor olsa da tıpkı bir hukuk davası gibi genel mahkemelere başvuru yolu ile açılması gereken davalardan olmaktadır.

İcra takibi sırasında alacaklı konumunda olan kişilerin davacı olduğu bu davalarda davalı konumunda ise borçlu olan kişiler bulunur.

Hukuk davası niteliğinde davalar olduğu için itirazın iptali davalarında mutlaka bazı şartların yerine getirilmesi gerekiyor. Ancak bu şartlar eksiksiz ve hatasız şekilde yerine getirildiği takdirde davaların açılması mümkün olmaktadır.

Öncelikle icra takibinin hali hazırda gerçekleşiyor olması gerekmektedir. Kanunlara uyacak şekilde itirazın gerçekleşmesine de dikkat edilmelidir.

Zamanaşımı sürelerine dikkat edilmeli ve davacının bu davayı açmaktan başka haklarını alabilmesi için bir yolunun olmaması gerekmektedir.

İcra takibi kararlarının sonuca ulaşmaması ve bu konuda hakkında daha önce başka bir mahkeme tarafından hüküm verilmemiş olması da mutlaka dikkat edilmesi gereken hususlardandır.

Eğer icra alacaklısı olan icra inkar tazminatı verilmesini talep ediyorsa mutlaka bu durumu dava dilekçesine ekleyerek mahkemenin bilgisine sunmalıdır. (İtirazın İptali Davası Borca İtirazının İptali)

İtirazın İptali Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Hukuk davası niteliğinde tüm süreci işleyen itirazın iptali davalarında davaların açılacağı ve dilekçe başvurularının yapılacağı yerler belirlenirken de Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yer alan detaylara göre mahkemelere başvurmak gerekmektedir.

Yetkili mahkeme ve görevli mahkeme bilgisinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu içerisinden kesin olarak öğrenilmesi mümkün oluyor.

Yer mahkemelerinin belirlenmesinde ise davalı olan icra borçlusunun ikamet ettiği yere göre mahkemeler belirlenir. Eğer belirli bir yer bulunmuyorsa bu durumda son yerleşim yerine göre mahkemelere başvurulur.

İtirazın İptali Davalarında Zamanaşımı Süresi

İtirazın iptali davalarında genel olarak zamanaşımı süreleri için bir yıllık bir süre belirlenmiştir. Kişiler icra takibi için yapılan itirazların alacaklıya ya da kişinin vekiline tebliğ edilmesinin ardından bu süreleri başladığına mutlaka dikkat etmelidir.

Bir yıllık süre içinde davayı açmayan kişilerin itirazın iptali haklarını kaybetmeleri söz konusu olacaktır. Bu durumda davanın bir itirazın iptali davası olarak değil alacak davası olarak görülmesi söz konusu oluyor.

Bu sebeplerle süreleri kaçırmamak ve davaların takibini sağlamak adına mutlaka deneyimli avukatlardan destek alınmalıdır. (İtirazın İptali Davası Borca İtirazının İptali)

İtirazın İptali Davasının Reddinde Neler Olur?

İcra alacaklısı olan davacı tarafı çoğu zaman itirazın iptali yönünde olumlu karar çıkacağını beklerken zaman zaman ret kararı da alabilmektedir.

İcra Mahkemesinin bu kararı vermesindeki en temel sebep alacağın varlığının icra takibine değmeyecek bir niceliğe sahip olduğunun tespit edilmesidir. Karar hüküm aşamasına gelip kesin olarak sonlandırıldıktan sonra icra takibi sona erdirilir.

Eğer mahkeme tarafından icra alacaklısı olan kişinin kötü niyetli bir tavır içinde olduğu tespit edilirse bu durumda alacaklı olduğu miktar üzerinden yüzde 20 oranla bir tazminat ödenmesine de karar verilebilmektedir.

İtirazın İptali Davası Kabul Edilirse Neler Olur?

İcra hukukunda itirazın iptalinin kabul edilmesi halinde ortaya çıkan ilk durum icra takibi sürecine devam edilmesidir.

Bu durum gerçekleştiği takdirde icra alacaklısı mahkeme kararını icra dairesi aracılığı ile takibe işler kılabiliyor. Bir diğer yol olan icra inkar tazminatında icra borçlusunun tazminat ödemesine de karar verilebilmektedir.

Makalemizde İtirazın İptali Davası Borca İtirazının İptali konusu yer almıştır. Diğer bilgilendirici makaleler için Ankara Avukat ve İcra Avukatı sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.

İtirazın İptali Davası Borca İtirazının İptali | Sıkça Sorulan Sorular

BORCA İTİRAZIN İPTALİ İSTEMİ – İTİRAZIN KALDIRILMASI

İcra Müdürlüğünün… esas sayılı dosyasında icraya konulduğu, 3.293.329,09 TL alacak talep edildiği, ayrıca takip tarihinden itibaren faiz talebinde bulunulduğu, bu ilamda 3.158.016,00 TL gayri nakdi alacağın vadesiz hesapta depo edilmesine karar verildiği,

Borçlu açısından nakdi bir alacak olmadığı, temerrüdün oluşmadığı, dolayısıyla faizin hüküm altına alınmadığı, takip tarihinden itibaren faiz talep edildiği, ihtiyati haciz kararı ve icra takibi nedeniyle iki ayrı vekalet ücreti daha talep edildiği,

İhtiyati haciz talep edenin gayri nakdi alacağını nakdi alacağa dönüştürdüğü, alacaklının TMK 2. maddesine aykırı olarak hakkını kötüye kullandığı,  ihtiyati haciz isteminin dayanağı ilamda sabit görülen 3.158.016,00 TL nakdi alacak hüküm altına alınmasına rağmen 3.295.329,09 TL nakdi alacak şeklinde talep edildiği gerekçesiyle itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına  karar vermiştir.

BORCA İTİRAZIN İPTALİ İSTEMİ – TÜKETİCİNİN SATICI VE SAĞLAYICI KAPSAMINDA OLMADIĞI – TARAFLAR ARASINDAKİ İLİŞKİNİN VEKALET İLİŞKİSİ OLDUĞU VE BU İLİŞKİNİN DAVA TARİHİNDE YÜRÜRLÜKTE BULUNAN KANUN KAPSAMI DIŞINDA KALDIĞI – ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN GÖREVLİ OLDUĞU.

ÖZET: Dava, Borca itirazın iptali istemine ilişkindir. Tarafların, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda tanımı yapılan tüketici satıcı ve sağlayıcı kapsamında olmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin vekâlet ilişkisi olduğu ve bu ilişkinin dava tarihinde yürürlükte bulunan Kanun kapsamı dışında kaldığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, uyuşmazlığın genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir.

AVUKATA İLK SORUYU SİZ SORMAK İSTER MİSİNİZ?

AVUKATA SORU SORUN

Bize Ulaşın




BİZE ULAŞIN

İletişim Bilgileri